İddialara cevap vermek gerekiyor!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Son iki haftayı siyasi anlamda yoğun geçiriyoruz!

Geçtiğimiz Salı, CHP Grup Toplantısı’nda Kılıçdaroğlu’nun RTE ailesine sorduğu sorular gündemi belirlemişti...

Bir kutu açtı içinden iddiasını kanıtlayacak belgeler çıkardı.

İngiltere’nin Man Adası’nda kurulmuş 1 sterlin sermayeli BellWay şirketinin, oğul, kardeş, enişte, dünür ve vekilharçtan oluşan kişilere, 20 gün içinde 15 milyon doları hangi ticari faaliyet sonrasında ödediğini sordu…

Bu sorulara cevap yerine RTE, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında1.5 milyon TL. tutarında tazminat davası açarak cevap verdi…

•••


Ankara Arena Salonu’nda “kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 83. Yılında” yaptığı konuşmada yeni açıklamalarda bulundu ve Erdoğan ailesiyle ilgili sorular sordu…

Rıza Sarraf için; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı RTE’ye gönderilen “Zafer Çağlayan ile Muammer Güler’in Sarraf’la akçalı ilişki içinde olduğunu, bu olayın açığa çıkması halinde AKP hükümetinin sıkıntıyla karşılaşacağı uyarısını yapan” 18 Nisan 2013 yılında MİT’in belgesini kamuya açıkladı!

Ve ABD mahkemesinde verdiği ifade nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Rıza Sarraf’ın hakkında “ siyasi ve askeri gizli belgeleri açıklamasın sonucu casusluk yaptığı gerekçesiyle açılan soruşturma için de; Sarraf’ın casusluk nedeni olarak gösterilen belgeleri para karşılığında AKP’li Bakanlardan aldığını” söyledi!..

•••

Sonra da RTE’ye dönerek sordu; “Enişte’nin Man Adası’nda şirketi var mı?”

Bu soruya;” Vardır! Ya da Yoktur!” diye basit bir yanıt yerine, RTE tarafından Kılıçdaroğlu hakkında yeni bir tazminat davası açıldığı açıklandı!..

•••

Oysa!

Kamuoyunda “Malta files” olarak bilinen ve European Investigative Collaboration (EIC) ağının desteğiyle faaliyet gösteren The Black Sea adlı online araştırmacı gazetecilik platformu tarafından yapılan araştırma sonucunda ortaya atılan iddialara göre; “2008 yılında AKP Gn. Bş’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan, kardeşi Mustafa Erdoğan ve eniştesi Ziya Ülgen tarafından “ Bumerz “ isimli gemi taşımacılığı yapan bir şirketin Man Adasında kurulduğunu haberleştirmişti...

•••

Üstelik bu şirketle ilgili çok da vahim bir iddiayı kamuya aktarmıştı!

Man Adası’nda kurulan “Bumerz” şirketi, “Agdash” adlı bir gemiyi satın almıştı.

Web sitesinde ki habere göre satışı yapan kişi, Azeri-Türk İşadamı Mübariz Masimov Gurbanoğlu’ydu...

BUMERZ, bu işlem için Letonya’da bulunan Parex Bank’tan 18.4 milyon dolar kredi çekmiş, satış fiyatının bakiyesi ise Erdoğan’ın yakın arkadaşı olan ve SOM Petrol’ün sahibi Sıdkı Ayan tarafından ödendiği iddiasını da bu platform gündeme taşımıştı...

•••

Oysa Blacksea’nin iddiasına göre; Gurbanoğlu geminin ücretini Bumerz şirketinden tahsil etmeyerek, karşılığında gemiyi kiralamış, kira bedeli olarak da Bumerz’in gemiyi almak amacıyla bankadan çektiği kredi borcunu ödediğini öne sürmüştü...

•••

Ayrıca, Erdoğan’ın yakınlarına ait şirkete sağlanan ve muvazaalı gibi gözüken bu kolaylık sonrasında Gurbanoğlu’nun Türkiye’deki iş hacminin gözle görülür şekilde yükseldiği haber içinde yer alıyor….

•••

Gurbanoğlu, 2010 yılında Port Bodrum Yalıkavak’ı satın alarak süper lüks bir marina inşa ediyor...

Ardından yine Bodrum’da bulunan Tilkicik Koyu’nun özelleştirme ihalesini kazanıyor...

%50 hissesi Gurbanoğlu’na ait olan Tekfen Holding, Bakü-Ceyhan ve TANAP boru hatlaından çeşitli ihaleler kazanıyor..

Gurbanoğlu’nun sahibi olduğu Palmali Group ise BTC hattıyla Ceyhan’a gelen ham petrolü taşıma yetkisine sahip tek firma olmak için Azeri Petrol Şirketi SOCAR’la anlaşma imzalıyor…

•••

Black Sea Platformu bir başka iddiayı daha dile getiriyor.

İddia şu;

“2013 yılında Ziya Ülgen’in %6 hissedarı olduğu (daha sonra bu hisseleri devrettiği) SOCAR, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, FETÖ üyelerini bünyesinde istihdam ettiği gerekçesiyle zan altında kalıyor.

Bu ortamda, “bağlılık mesajı” vermek istercesine Ocak 2017’de Erdoğan ailesinin bir başka şirketi olan BMZ Group’a ait beş petrol tankerini satın alıyor...

•••

BlackSea Platformu bir bilgiyi daha açıklıyor:

Bumerz adlı şirketin 2011 yılında, yine Man Adası’nda kurulu olan ve Sıdkı Ayan’a ait olan Bellway adlı şirkete satıldığı, ancak bu işlemin de muvazaalı bir işlem olduğu, çünkü 2014 yılında aynı gemiye ait olduğu iddia edilen resmi bir belgede, geminin eski sahibi olan Bumerz şirketinin ortaklarından olan Ziya İlgen’in adı bulunduğunu iddia ediyor!...

•••

Bu çerçevede;

“Malta files” olarak bilinen belgelerde ortaya çıkan ve Black Sea platformunca haberleştirilen bu işlemlerle ilgili bugüne kadar bir yalanlama yapılmadığına göre;

Bu iddialar gerçek midir?

Bu iddialar gerçekse, satın alma ve satış işlemleri karşılığında Türkiye’ye para giriş-çıkışı olmuş mudur?

Olmuşsa kayıtları mevcut mudur?

Türkiye’ye para giriş-çıkışına ilişkin vergi borcu doğmuş mudur? Ve herhangi bir vergi tahsilatı yapılmış mıdır?!.

19 Ağustos 2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olan “6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına” İlişkin Kanun kapsamındaki, “Varlık Barışı” olarak bilinen hükümler doğrultusunda, Türk şirketleri Man Adası’ndan ve Malta’dan Türkiye’ye ne kadar döviz getirmiştir?

Man Adası ile ekonomik işbirliği antlaşmasına neden gerek duyulmuştur?!.gibi…

Soruların sorulması zorunlu hale gelmiştir!..

•••

Havuz medyası bu iddiaları açıklayan Black Sea Araştırma Platformu FETÖ yanlısı olarak damgalamakta. Böylece ortaya konan iddiaları çürütmeye çalışmaktalar.

Oysa; her şeyi FETÖ ile bağdaştırdıkları için artık inandırıcı olmaktan uzaklaştılar!..

Yapılması gereken ise bu iddiaların yanlışlığını sağlam kaynaklara dayandırarak çürütmek olmalı!..

•••

Kaldı ki, Black Sea Platformu bir açıklama yaparak; FETÖ ile bağlantılarının olmadığı, Romanya’da kurulan, uluslararası basın kuruluşlarına üye olan ve bu kurumlarca sürekli denetlenen bir kuruluş olduklarını bildirdiler…

Üstelik sadece Türkiye’deki yolsuzlukları değil dünyanın her yanında haber değeri olan her olayı ve iddiayı platformlarında yer verdiklerini beyan ettiler!..

•••

Artık yolsuzluk ve usulsüzlüklere siyasiler ve yandaş basının yaygara kopararak “yalan ve sahte” diyerek inkâr etmeleri yeterli olmuyor...

Bağırarak ve tehdit ederek haklı çıkılmıyor!..

Toplumu ikna etmek için önce samimi ve dürüst olmak gerekiyor!..

Bu kadar iddiadan sonra namuslu çoğunluğu inandırmak çok zor!.. Böyle biline!..

Not; BirGün’ün göz bebeği Mahir Kanaat dün tahliye oldu!

Hepimize geçmiş olsun. Adalet için yaptığımız mücadele Mahir’le birlikte daha da güçlenecektir...