İdlib’de işbirliğinin sınırları test ediliyor
12.01.2018 07:31 DÜNYA
İdlib, Türkiye ile Rusya’nın Suriye’deki işbirliğinin sınırlarının test edildiği bir noktaya doğru ilerliyor. Türkiye’nin de yakın temasta olduğu Ahrar’uş Şam gibi muhalif gruplar Rusya tarafından yeterince “ılımlı” değerlendirilmiyor

Konuk yazar: Kerim Has - Dr, Moskova Devlet Üniversitesi

İdlib meselesi beklendiği gibi Türkiye ile Rusya’nın Suriye’deki işbirliğinin sınırlarının test edildiği bir noktaya doğru ilerliyor. İdlib’de Türkiye, muhalif grupların ateşkese uymaları bağlamında bir garantörlük görevi üstlenmişti. Rusya ve İran ise Esad rejimi ve diğer milis grupların garantörleri oldular. Ancak İdlib’deki ateşkes sürecinin kırılganlığı diğer 3 çatışmasızlık bölgesine göre farklı dinamikler barındırıyor.


Birincisi, İdlib’de muhalifler ile El-Nusra gibi terör örgütleri arasında geçişkenlik oldukça fazla. Ayrıca Türkiye’nin de yakın temasta olduğu Ahrar’uş Şam gibi muhalif gruplar da Rusya tarafından yeterince “ılımlı” değerlendirilmiyor.

İkincisi, İdlib’i Ankara Afrin’deki PYD/YPG’ye baskı oluşturma amaçlı da kullanma gayretinde. Moskova’yla varılan mutabakata göre İdlib’de Türk ordusu 12 gözlem noktası kuracaktı ama şu ana kadar bunların ancak 3’ünü kurabilmiş durumda. Bu sürecin yavaş ilerlemesi ve kurulan gözlem noktalarının da daha ziyade Afrin’i baskılaması Moskova’nın rahatsız olduğu hususlardan. Sürecin yavaş ilerlemesi ise Rusya’nın son haftalarda olduğu gibi Esad ordusunun bölgedeki ilerleyişini teşvik etmesine neden oluyor ki bu da sivil kayıpları artıran ve Türkiye’yi rahatsız eden bir tablo olarak karşımıza çıkıyor.

Üçüncüsü, İdlib Rusya’nın Suriye’deki askeri üslerine oldukça yakın bir bölge ki bu da Rus ordusu için güvenlik risklerini artıran bir durum. Nitekim son 2 haftadır Rusya’nın Hmeymim ve Tartus üslerine yapılan oldukça kapsamlı, zarar verici ve imaj zedeleyici top-havan ve SİHA saldırılarında Rusya Savunma Bakanlığına göre sahada olağan şüpheli olarak İdlib’deki terör örgütleri değil de “muhalif gruplar” öne çıkıyor.

Bütün bu süreç nereye varır? Eğer Ankara ile Moskova arasında bir an önce üst düzey diyalog yeniden tesis edilmezse İdlib’de çatışmaların hız kazanması büyük olasılık. Bu ise Ocak ayı sonunda Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin Türkiye ve muhalif grupların katılımıyla gerçekleşmesini riske sokabilir. Rusya’nın PYD/YPG’yi Kongre’ye dahil etme isteği ise kamçılanabilir. İdlib’deki işbirliğinin kesintiye uğraması diğer yandan da Afrin’deki PYD/YPG’nin bölgedeki etkinliğini perçinlemesine neden olur. İdlib bir düğüm; sorunun kördüğüme dönmemesi için Türkiye ile Rusya’nın birlikte meseleye Kürtler perspektifinden değil de terörle mücadele hedefiyle hareket etmeleri gerekiyor.