İHAM/ OHALİK ve ulusal yargının hali
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) 12 Haziran günlü kabul edilmezlik kararı, ‘OHAL İnceleme Komisyonu: Kıyımları meşrulaştırma aracı mı?’ başlıklı yazımın (BirGün, 25 Mayıs 2017) teyidi.

1 OHAL İnceleme Komisyonu (OHALİK):
“Başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur” (23 Ocak KHK/685, md.1).

2 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Başkanı:
“Geçen günlerde Ankara’da çok cesaret verici gelişmelere tanık olundu. OHAL KHK‘leri gereğince alınan önlemlere karşı başvuruları incelemekle yükümlü bir komisyon kuruldu. Bu komisyon, Avrupa Konseyi organlarının ortak çabasının ürünü. Bu komisyonun etkinliğini büyük bir dikkatle izleyeceğiz...” ( G. Raimondi, 26 Ocak Strasbourg).

3 Kabul edilmezlik kararı:
1 Eylül 2016’da 672 sayılı KHK ile görevinden alınan öğretmen Köksal’ın başvurusuna ilişkin kabul edilemezlik kararı, OHALİK’e yollama yaparak, iç başvuru yollarının tüketilmesi gereğini esas almakta. Yargısal nitelikte olmayan Komisyon’un en geç 23 Temmuz’da başvuruları kabul etmeye başlayacağını vurgulayan İHAM, Komisyon kararlarına karşı idari yargıdan sonra, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılabileceğine ve nihai olarak kendisine başvuru yolunun da açık olduğuna işaret etmekte. Kararın özü şu: Darbe girişiminden sonra görevden alınan kamu görevlileri, bu yaptırıma karşı itirazlarını, 685 sayılı KHK ile öngörülen Komisyon önünde yapmalı (Bkz. L’affaire Köksal c. Turquie ; requête n o 70478/16).

4 Başkanın çelişkileri:
Acaba, İHAM Başkanı, “yetkisi çok geniş olan Komisyon” ifadesini, 685 sayılı KHK çevirisini okumadan mı kullandı? Bu konuda kendisini, Türkiye’yi temsil eden yargıç uyarmadı mı? “Bu komisyonun etkinliğini büyük bir dikkatle izleyeceğiz” diyen Başkan, ulusal makamların hareketsizliği ve oyalayıcı taktikleri karşısında ne yaptı?

5 Mahkeme’nin çelişkileri
Şimdilik, etkililik, başvuruda ve yargılamada makul süre sorununa değinmekle yetineceğim:

- Etkililik: 685 sayılı KHK, Daire üyeleri ve haliyle Türkiye yargıcı tarafından okunmadı mı? Komisyon’un özerklik ve bağımsızlık güvencesine sahip olmadığı, neden görmezden gelindi? Kararname maddeleri arasındaki çelişkiler, çeviriye yansımadı mı?

-Başvuruda makul süre: 1 Eylül 2016’da görevden alınan kişinin başvuru hakkını, en erken 23 Temmuz 2017’de kullanabilecek olmasını, İHAM, nasıl görmezlik gelir?

-Yargılamada makul süre: Mahkeme, “başvuru yolları tüketildikten sonra kapım açık” diyor. Yani, Komisyon-idare mahkemesi-Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nden sonra İHAM’a başvurulabilecek. Kaç yıl sonra ve kendisi ne kadar sürede karar verecek? Bu açıdan, İHAM, bundan böyle, ‘yargılamada makul süre’ aşımı gerekçesi ile Sözleşme’ye taraf devletleri nasıl mahkûm edecek?

6 Ulusal yargı adil mi?:

“16 Nisan referandumuyla kuvvetler ayrılığı güçlendi. OHAL ve KHK’lerin amacı demokrasiyi korumak. Kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir sınırlama getirilmedi” diyen kişi, Danıştay Başkanı (Kuruluşunun 149. yılı vesilesiyle yaptığı konuşma). Başkanı böyle konuşan Yüksek Mahkeme üyeleri ne ölçüde adil karar verebilir?

7 Anayasa Mahkemesi: İhraç edilen üyeleri için hukuki gerekçe kullanamayan ve denetimden kaçınma tarzı, OHAL KHK için meşrulaştırma işlevi gören; dahası, on binlerce başvuru üzerine bir yılda bir ilke kararı bile vermeyen Anayasa Mahkemesi, ne ölçüde etkili başvuru yolu olabilir?

8 Faillerin itirafı ve denetim organları:
Şimdilik sadece birkaçı ile yetineyim:

-Cumhurbaşkanı: “At izi, it izine karıştı” diyerek, hak ihlallerine işaret eden kişi, OHAL KHK baş imzacısı değil mi?

-Başbakan: “Önümüze gelen binlerce listeyi kontrol edip, doğru yanlış yapıldığını bilemeyiz. Ancak bunlar olduktan sonra haberlerde çıkıyor, ondan sonra haberimiz oluyor... Kamuoyundaki etkilere göre önlem alıyoruz.

OHAL denetleme kurulu kurduk. Birkaç haftaya uygulamaya konulacak” (22 Şubat İstanbul). Hukuka yabancı olan ‘yakmak’ eylemi, gaz odalarını andırsa da, Danıştay Başkanını yalancı çıkarmıyor mu?

-Bakanlar: “Konuştuğum, başta Bakanlar olmak üzere tüm yetkililer, ‘haklısın hocam düzelecek’ diyorlar. Ama bir düzelme yok” (A. Sözüer, Milliyet, 8.6., Arif Balkan haberi).

Bunlar, OHAL KHK yoluyla hak ve özgürlüklerin amaca aykırı, keyfi ve kitlesel olarak ihlal edildiğinin ve edilmekte olduğunun itirafı olmakla birlikte, denetim organları, şimdilik, ‘ihlalleri meşrulaştırma’ gayretkeşliğinde...