İki emsalsiz müzisyen
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY
Son yıllarda çok iyi müzik belgeselleri izliyoruz. Blue Blues Band’i ve grubun iki üyesi; Yavuz Çetin ile Kerim Çaplı’yı anlatan ‘Blue’ da bunlardan biri

Cuma günü izleyenlerin unutamayacağı bir belgesel gösterime girdi: ‘Blue’. Sertan Ünver’in yönettiği film, 90’ların sıkı izleyicilerinin hemen hatırlayacağı Blue Blues Band’i ve grubun iki emsalsiz üyesini, Yavuz Çetin ile Kerim Çaplı’yı anlatıyor. Grubun diğer iki üyesine, basta Sunay Özgür ile özellikle de gitarda grubun kurucusu Batu Mutlugil’e çok şey borçlu olduğumuzu da hemen hatırlatalım.

Filmin yönetmeni Sertan Ünver ile yapımcısı Suzan Güverte, aynı zamanda ‘Blue’nun senaristleri. Filmin danışmanı ise Yekta Kopan. Filmin tema müziğini grubun yaşayan üyeleri Batu Mutlugil ile Sunay Özgür ve Yavuz’un müzisyen oğlu Yavuzcan Çetin besteledi.

Mehmet Tez, bir yazısında ‘Blue’nun, doksanlar İstanbul’unun popüler cover grubu Blue Blues Band’in hikâyesini anlatırken Çetin ve Çaplı’nın hikâyelerine odaklandığını belirttikten sonra, “Ancak temelde 90’ları bir parça olsun yeniden yaşatması bakımından bile önemli,” demiş. Gerçekten de, hele genç müzikseverler için, o dönemin pek çok ipucunu filmde bulmak bile mümkün.

Son yıllarda çok iyi müzik belgeselleri izliyoruz. Bence ‘Blue’ da bunlardan biri. Hatta çok sevdiğim Jim Jarmusch yönettiği için Ankara’da yakalayabildiğime sevindiğim ‘Gimme Danger’dan kesinlikle daha iyi bir belgesel. Jarmusch, ondan beklemediğim şekilde “çılgınlıklar”ı vurguladığı, abartıya takıldığı için Iggy Popp ve The Stooges’ın gerçek bir portresini yakalayamamış. Sertan ise dönemin, grubun ve Yavuz Çetin ile Kerim Çaplı’nın ruhlarını sunuyor bize.

iki-emsalsiz-muzisyen-277852-1.
Yekta Kopan, Suzan Güverte ve Sertan Ünver (soldan sağa).

Mehmet Tez, “Kot mont, uzun saçlar ve çizmelerle oralarda bir yerlerde gelecekte olacaklardan habersiz gezinenlerden’ söz ederken, “Ben de oralardaydım,” demiş. “Köşede barın önündeydim belki. Belki tuvalet sırasında muhabbetteydim. Belki Kemancı’da Yavuz Çetin ‘Mary Had A Little Lamb’ derken sahne önünde hafifçe sallanıyordum, belki Hayal Kahvesi’nde sahnenin tam köşesinde bas çalan Sunay’ın dirseğinin altındaydım. Belki Mojo’da Kerim Çaplı ‘Superstition’ı söylerken kalabalığın arasında ite kaka yolumu arıyordum.”

90’larda onları duymayan yoktur
Batu Mutlugil’e göre ise, ‘’Yavuz’u ve Kerim’i canlı izlemiş olanlar kendilerini inanılmaz şanslı sayabilirler,” diyor. “Türkiye’nin dünya çapında bir müzisyeni var mıydı? Evet, Kerim Çaplı. Müthiş bir gitaristi var mıydı? Evet, Yavuz Çetin.’’ Batu’nun dinleyicisi sayılırım. Hayli mekâna peşi sıra sürüklendiğimiz olmuştur. Tanışıklığımız var mı, bilmiyorum. Soner’i de biliyorum elbet, zaten 90’larda müziğe vasat bir ilgi bile duysanız, Blue Blues Band’i bilmemek mümkün değildi. O kadar çok insanı şahsen tanıyorum ki konuşanlar arasından! Aylin Aslım, Gür Akad, Defne Halman, Güven Erkin Erkal, Murat Meriç, Çağlan Tekil, Murat Beşer…

Teoman ’Bizim jenerasyonumuzun en yeteneklisi oydu. Tamamen başka kategoride bir herifti. Sahnede yanlış bir şey çaldığını bile duymadım’’ diyor. Alçakgönüllü Taner Öngür ise “O kadar gerçek ki bu cesaretten korkuyoruz. Ben Yavuz’un parçalarını dinleyemiyorum. Bana ne kadar korkak olduğumu hatırlatıyor’’ demiş. İskender Paydaş’a göre de “Steve Winwood neyse, Kerim Çaplı da odur. Burada olması onun şanssızlığıydı.’’
Monkees ile turneye çıkan Kerim Çaplı’nın kayıp albümü de ‘Blue’da. Müzikle zerrece ilginiz varsa hiç durmayın. İlginç ve dokunaklı hikâyeleri bir yana önemli bir döneme tanık olacak ve iki dâhi müzisyen tanıyacaksınız.

Kaçırmayın!