İki eski arkadaş, iki büyük oyuncu
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Aralıksız devam etmiş, altmış yıllık arkadaşlıkları, bunun gerçek bir arkadaşlık olduğunu kanıtlıyor. Hemen hemen altmış yıl önce, ilk kez bir soyunma odasını paylaştıklarında başlayan bir arkadaşlık. Yaşlarını da ortaya çıkarıyor. Judi Dench ile Maggie Smith, geçen yılın son ayında (biri Yay, biri Oğlak), 80 yaşlarını geride bıraktılar. Ülkeleri Britanya’nın her daim iftihar ettiği iki büyük oyuncu.

İkisinin de, şöminesinin rafında diyelim hadi, çeşit çeşit ödüller var. Oscar lar da bunlara dahil. Ama, büyükannesinin yeterince güzel olmadığı için daktilo yazmayı öğrenmesini tavsiye ettiği Maggie Smith, bu öğüdü tutmayıp sahneye çıktı, sinemaya başladı ve ilk Oscarını 1969 yapımı ‘The Prime of Miss Jean Brodie’ ile aldı. Judie Dench bunun için altmışlı yaşlarını bekledi. O da oyunculuğa tiyatroda başlamıştı, o da sonradan sinemaya geçmek istemişti. Ama meslek hayatının daha başlangıcında bir film için denemeye gittiğinde, beyazperdeye uygun bir yüzü olmadığını söylediler. Ne yaparsınız, sinemanın güzel ilaheler çağıydı... Onun için de ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ dalında tek Oscarını aldığı ‘Shakespeare In Love’da Kraliçe Elizabeth’i oynadığında, yıl 1998’i bulmuştu.
İkisinin şimdiye kadar 350 kez ödül adayı olup 108 tane aldıklarını da ekleyelim. Dame Judi biraz önde: 203 adaylıktan 55 ödülü var. Dame Maggie ise 147 ödüllükten 53 ödül almış. Oscar, BAFTA, Altın Küre, vs.

Üstün oyunculuklarıyla asalet unvanı alan Dench ve Smith, birlikte olmayı seviyorlar, bazen ortak söyleşiler yapıyorlar. 80 yaşlarına girdikleri halde oyunculuğu bırakmayı akıllarından geçirmemişler. Maggie Smith, oyun yazarı kocası Beverly Cross’un 1998’deki ölümünden sonra kendini çok yalnız hissettiği için; Judi Dench ise son yıllarda gözlerinin az görmesi nedeniyle sahnede, film izlemekte, okumakta ve resim yapmakta da zorluk çekmesi nedeniyle. Rollerini ezberlemesi için, senaryoların ona okunması gerekiyor. Ancak bu durum, 2013’te Philomena ile yedinci kez Oscar adayı olmasına engellemedi. Sonra da ‘Mags’ dediği Smith ile pek sevilen filmleri ‘The Best Exotic Marigold Hotel / Hayatımın Tatili’nin devam filmini çekmek üzere Hindistan’a gittiler..

Dame Smith dikkati ilk kez, Muriel Spark’ın aynı adlı kitabından uyarlanan The Prime of Miss Jean Brodie ile çekmişti. Dame Dench ise adını, Kraliçe Victoria’yı oynadığı Mrs Brown (1997) ile duyurdu. Ertesi yıl da bir başka kraliçeyle, I. Elizabeth’le Oscar adayı oldu.

İkisi de tiyatrodan gelme, klasik oyuncular oldukları halde, daha popüler işlere de burun kıvırmadılar. Dame Judi, 1995’ten Skyfall’a kadar Bond filmlerinde M rolünü üstlendi. Dame Maggie ise Harry Potter filmlerinde Hogwarts profesörü Minerva McGongall’ı oynayarak, Potter-head’lerin sevgisini kazandı. Şu sıralarda da en fazla, Downtown Abbey’nin sivri dilli ama sevilen Dul Grantham Kontesi Violet olarak popüler. ‘Downtown Abbey’ beğenilmeyi, izlenmeyi ve ödül almayı sürdürüyor. Son olarak oyuncuların meslek kuruluşları SAG’ın Bir Dram Dizisinde Üstün Ensambl Oyunculuk ödülünü kazandı. Ama bu şöhretten şikâyetçi. Paris’te çekimdeyken hayranları üstüne hücum etmiş. “Daha önce hiç olmamıştı, televizyon yapıyor bunu. Tek başıma gezmeyi çok severim, artık dolaşamıyorum. Peki bu koca film yıldızları ne yapıyor? Herhalde hiç dışarı çıkmıyorlardır.”

Maggie Smith, eşinin ardından başka biriyle birlikte olmayı hiç düşünmemiş. Judi Dench’in ise, 2001’de ölen eşi aktör Michael Williams’tan sonra bir hayat arkadaşı daha oldu. Ne olursa olsun, emekli olmaya aynı şekilde karşılar. Judi Dench, “Söz dağarcığımdaki en kaba kelime “emeklilik”. Bir başkası da “ihtiyar,” diyor. “Evimde söylenmelerine izin vermiyorum.” Ama “şanslı”yı seviyor. “Biz, aynı soyunma odasını paylaşan, iş bulacak kadar şanslı iki genç oyuncuyduk sadece.” Yok canım!