İki hekim kategorisine doğru (mu?)
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmekte olan Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, 44 maddeden oluşuyor. Bu torba yasanın 5. Maddesi, bir değişiklik değil, bir ekleme: 11/4/1928 ta. Ve 1219 sy. Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a “Ek Madde 15”.

“Tabipler ve diş tabipleri” ile ilgili ekleme, oldukça uzun ve iç içe birçok düzenlemeyi beraberinde getiriyor.

Özetle, hekimlik mesleği bakımından, sınırlayıcı ve kısıtlayıcı “özel bir kategori” yaratılıyor:

► Çalışma mekânı: Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri.

► Mesleğin icrası: Bunların düzenledikleri raporlar, yargı kararlarına ve idari işlemlere esas alınamaz.

► Devlet hizmeti yükümlüsü olanlara özgü yasaklar da ayrıca düzenleniyor.

Kim bu hekimler?

Kamu görevinden çıkarılan ve kamu görevine alınmayan hekimler.

Çıkarma tarz ve koşulları ile göreve alınmama şekli, öncelikli ve ciddi sorun:

OHAL KHK KALIBI
“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan”.

Ciddi sorunlar:
► Milli Güvenlik kurulu bir karar mercii değil.

► İltisak ya da irtibat, hukuki ölçütlere vurulabilecek kavramlar değil.

► Değerlendirecek kişi ve makam belli değil.

► “İlgili mevzuat”. Hangisi? Zira, OHAL uzantısı mevzuat, kamu görevlerine ilişkin bütün düzenlemeleri altüst etmiş bulunuyor.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI
“Güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabipler ve diş tabipleri”.
Güvenlik soruşturması yolunun öznel ve keyfi kullanılma tarzının yaratacağı sakıncaların yanısıra, böyle bir ölçüt, Anayasa md. 70’e de açıkça aykırı: “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez”.

ÇALIŞMA MEKÂNLARI
Anayasaya aykırı biçimde görevden alınan veya göreve alınmayan hekimler, sadece SGK ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kuruluşları veya vakıf üniversitelerinde çalışabilir…

Bunların sayısı çok sınırlı olsa gerek. Ama dahası var:

SONUÇLARI
“Bunların düzenledikleri raporlar, yargı kararlarına ve idari işlemlere esas alınamaz.”
Özetle; fakülteyi birincilikle bitiren veya TUS sınavında birinci olan bir hekim adayı, güvenlik soruşturmasına takılırsa ya da görevini öznel nedenlerle işini kaybederse, meslektaşlarına göre tamamen farklı bir meslek kategorisine konulacak. Böyle bir düzenleme tarzı, sadece Anayasaya, hukukun genel ilkelerine veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklere aykırı değil, ahlaka ve akla da aykırı. Ne var ki, Salı saat 15.00’te Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan madde üzerinde tartışmalar devam ederken Çarşamba sabahı 02.00’de Komisyon Başkanı, bir anda maddeyi oylamaya kalktı ve Komisyon çalışması kesildi. Çünkü, CHP-HDP ve İYİ Parti vekilleri, bu duruma yoğun ve fiili tepki gösterdi. Teklife destek veren AKP ve MHP’li vekiller o denli gözetim altında.

Komisyon Başkanı da, fiili durumu, AKP başkan vekilleri “kuşatması” eşliğinde yarattı. Eğer, yasama komisyonu özerkliği ilkesine saygı gösterilseydi, Başkan, böyle bir zorlamaya cesaret edemezdi. Madde 5, saat 17.00’de yeniden görüşülmeye başladı. AKP , maddede kısmi iyileştirmeye yeşil Işık yaksa da, geri çekilmesine yanaşmıyor...