İktidarın, ‘iktidar olma’ çabası
11.03.2018 10:45 BİRGÜN PAZAR
Ülkenin, ilgili oldukları alanların sorunlarına ve iktidarın müdahalelerine karşı duran sendikalar, barolar, odalar ve meslek birlikleri gibi, kitle etkisinin, iradesinin ve temsil gücünün olduğu yapıların tasfiye edilmesi, dönüştürülmesi çabasına MESAM da eklenmiş oldu

Erdal Güney - Besteci ve müzisyen

İktidarın , “… Biliyorsunuz siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir, sosyal ve kültürel iktidar olmak ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz iktidarız. Ama hala sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var…” söylemi ülkenin yakın tarihine not olarak düşülmüştü. Niyet, iktidar olunamamış sosyal ve kültürel alanın ve kamuya, ortak yaşam alanlarına ait her türlü birikimin, iktidarın süzgecinden geçirilerek, küçük iktidar alanları eliyle denetlenmesiydi.
İktidar dışı toplumsal kesimlerin “parçalı muhalefet’’ olanaklarının birbirleriyle ilişkilerini kopartarak, topyekun olarak muhalefet alanını daha küçük ölçekli alanlara kaydırmak, siyasi iktidar tarafından uzun zamandır yürütülen bir çaba olarak güncelliğini korumakta. Bu çaba iktidarın, siyasal iktidar olarak egemen olma çabasından, hegemonya kurma çabasına doğru evrilmeye çalışan, toplumsal her yapı ve katmanı şekillendirmeyi amaçlarken kullandığı bir yöntemdir de aynı zamanda…

İktidarın, “iktidar olamadık” söylemi, “hegemonya kuramadık” olarak okunabilir. İktidar kendi nüfuz alanlarını ve olanaklarını “paylaşarak” bu hegemonik çabanın aktörlerini de kendine uygun figürler arasından çıkartmaktadır. “Doğum günü çalgıcıları”nın en uygun anda kayyum haline gelmesi gibi…

İktidarın, sanatı “sanatçı” üzerinden egemenlik alanına alarak, onun kendini özgürce ifade etme gücünü ortadan kaldırmayı amaçlaması, kendi varoluşu açısından son derece anlaşılırdır. Her iktidar döneminde “sanatçılar’’ın bu amacın gerçekleştirileceği araçlara dönüşmesine ait geçmişten günümüze, hatırı sayılır miktarda örnek mevcuttur. Adorno ve Horkheimer’ın ifadesiyle; kültür endüstrisi çağında düzen, bedenleri serbest bırakır ve ruhlara saldırır; artık düzen “Benim gibi düşün ya da yok ol” demek yerine, “Benim gibi düşünmemekte serbestsin. Yaşamını ve tüm sana ait olanları da koruyabilirsin. Ancak o andan itibaren aramızda bir yabancısın” demektedir. Heidegger, “İnsanın günlük yaşam olanakları ötekilerin koyduğu ölçülerce yönetilir. Bu ötekiler belirli ötekiler değildir. Her öteki bütün ötekilerin yerine geçebilir… Ötekilerin kimliği, ne bu ne de şu kimse, ne insanın kendisi ne bazı kimseler ne de hepsinin toplamıdır. Onların kimliği ‘kimsesizlik’ ya da ‘herkestir’” derken bu yazıya dahil olacağını bilemezdi elbette.

• • •

MESAM’ın (Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği) neredeyse her dönem yönetiminde yer alan Orhan Gencebay, anlaşılması zor gerekçelerle mevcut yönetim kurulundaki bazı üyelerle birlikte istifa etti. Beklenildiği üzere Kültür Bakanlığı’ nca MESAM’a kayyum atandı. Kayyum tarafından atanan yeni üyeler kamuoyunun yakından tanıdığı, bildiği, Saray’la ilişkilerini “taze, sıcak ve verimli” tutmaya çalışan kişilerdi. Bu üyelerin bazıları zaten istifa etmelerinden önce MESAM yönetim kurulunda yer almaktaydılar. MESAM yönetim kurulu tarafından azledilmiş genel sekreterin kayyumla birlikte tekrar göreve iadesi de yapıldı. Hukukun, sorunların biçimlenmesinden çok, sorunun unsurlarının haklarını, ifade olanaklarını adaletli bir zeminde tutmakla mükellef olması gerekirken, kendisini, siyasi iradenin kararlarının güncelleşmesinin yasal zeminini oluşturmak üzere içeriklendirmektedir.

Küçük iktidar alanları oluşturmak, mevcut iktidarın uzun zamandır planladığı, siyasal etki alanını yaymak ve buralara kendi siyasi kadrolarını devşirmek çabasının bir sonucuydu. Ülkenin, ilgili oldukları alanların sorunlarına ve iktidarın müdahalelerine karşı duran sendikalar, barolar, odalar ve meslek birlikleri gibi, kitle etkisinin, iradesinin ve temsil gücünün olduğu yapıların tasfiye edilmesi, dönüştürülmesi çabasına MESAM da eklenmiş oldu. İşte böyle bir durumda MESAM üyeleri, hukuk dışı siyasi bir kararla ipotek altına alınmaya çalışılan iradelerine, bir önceki genel kurulda kullandıkları oylarına sahip çıkarak, telif hakları konusundaki haklı talepleri için açık, şeffaf, demokratik bir kurumsal içerikle mücadele etmeleri gerektiğini bilmeliler.