İllegal olan insanlar değil, sınırlar…
SELAMİ İNCE SELAMİ İNCE

Teknenin batması sonucu Akdeniz’de İtalya açıklarında yüzlerce göçmenin boğulduğu haberi Avrupa’ya ilk 1996 yılı sonuna doğru ulaştı. O günden bu yana yaklaşık 20 yıldır Akdeniz’de göçmenler boğuluyor. Akdeniz bir toplu mezarlığa dönüştü. Sanki Akdeniz’de insanlar değil de, sadece rakamlardan oluşan “göçmenler” boğuluyormuş gibi konuşulup unutuluyor. Sonra kaçakçı teknelerinden, korsanlardan, egemenlik özelliğini yitirmiş devletlerden, Avrupa polisinden, sınır koruma örgütünden, dünya çapındaki terörizmden falan bahsediliyor. Avrupa bunları konuşurken, bir gemi daha Libya’dan veya Suriye’den yola çıkmış oluyor ve kısa süre sonra yine Avrupa’ya çoluk çocuk yüzlerce kişinin Akdeniz’de boğulduğu haberi ulaşıyor.   

Her göçmen gemisi batışından sonra Avrupalı liderler, “kapımızın önündeki bu dramın bitmesi için elimizden geleni yapacağız” demeci veriyor. Ancak, bu zamana kadar Avrupa’nın yaptığı tek şey, sınırların daha iyi korunması için personel ve paranın artırılması oldu. Zaten vize alıp uçakla ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu Avrupa’ya gidebilmenin tek bir yolu var: Korsan tekneleri. İşte tam da Avrupa’nın kara sınırları çok iyi korunduğu için, Avrupa’nın havaalanları, uçak şirketleri göçmenlere kapalı olduğu için göçmenler Akdeniz’de biner biner boğuluyor.  

‘ARAP BAHARI'NDAN SONRA GÖÇ ARTTI
En son 800 göçmen boğuldu. Ondan önce 400 kişi boğulmuştu. Daha havalar ısınmadan, yaz gelmeden bu yıl boğulanların sayısı 1700’ü geçti. Avrupa bu sefer kararlıydı. Avrupa Birliği konuyla ilgili olarak çok önemli kararlar almak için geçen perşembe günü, 23 Nisan’da toplandı. 10 maddelik acil önlemler kararı aldılar. En önemli karar ne biliyor musunuz?  Korsan tekneleriyle daha etkin mücadele etmek, korsan teknelerinin Akdeniz’de durdurulması için kıyısı olan ülkelere daha fazla yardımda bulunmak. Evet, en önemli karar bu.  Böylelikle Avrupa Birliği insanların ölmesini engelleyecekmiş. Gerekirse, Avrupa polisi korsan teknelerini gidip yerinde batıracakmış. Ölümü göze alacak kadar riske giren insanların Avrupa’ya ulaşmalarının yolunun açılması değil de, Avrupalıların gözü önünde ölmelerinin engellenmesi isteniyor. Avrupa’yı, göçmenlerin ülkelerinde ölmeleri rahatsız etmiyor.  

Akdeniz’de boğulanlar,  Akdeniz’in diğer yakasının insanları. Türkiye’nin ve Batı’nın desteklediği Arap Baharı’ndan sonra Akdeniz’de boğulanların sayısı her geçen gün artıyor. Avrupa’ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin sayısında da bir hayli artış var. 2010 yılında yaklaşık 10 bin göçmen deniz yoluyla Avrupa’ya ulaştı. Arap Baharı patlama yaptığı anda 2011’de Avrupa kapılarına deniz yoluyla dayananların sayısı 70 bini buldu. Bahar durulunca 2012’de gelenlerin sayısı da azaldı ve 22 bin göçmen Avrupa’ya ulaştı. 2013’te ise, tekrar rakamlar 60 bini buldu.  Asıl göçmen dalgası ise geçen yıl geldi. 2014’te Akdeniz üzerinden toplam 218 bin göçmen Avrupa karasına ayak bastı. Avrupa sınır koruma teşkilatı Frontex bu yıl 500 bin ila 1 milyon arasında göçmenin Avrupa’ya geleceğini hesaplıyor.

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre, geçen yıl Avrupa’ya giden göçmenlerin çoğu Suriye, Eritre ve Libya’dan. Gambiya, Senegal ve Somali bunların arkasından geliyor.

GÖÇMENLER AVRUPA'YA GELEMİYOR
Avrupa Birliği sınır koruma için ayda 3 milyon avro para harcıyor. Son toplantıda bu parayı en az iki katına çıkarmayı kararlaştırdı. Avrupa, yoksul ve “işe yaramaz” göçmenlere kapılarını kapatarak zenginliğini korumak istiyor. Sanıldığının ya da Almanya gibi ülkelerin iddia ettiğinin aksine Avrupa fazla göçmen almıyor. Örneğin dünyanın en önemli göçmen hareketliliğinin yaşandığı Suriye’nin göçmen yükünü Avrupa taşımıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin rakamlarına göre,  Suriye’den göçenlerin sadece %4’ü Avrupa’ya gidebildi. Lübnan 1 milyon 117 bin Suriyeli göçmen kabul ederken bütün Avrupa sadece ve sadece 123 bin 600 göçmen aldı.

Yine Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre, yeryüzünde 50 milyon insan göçmen durumda. İlk kez tarihte bu kadar kalabalık insan yaşadığı yerlerden göçmek zorunda kaldı. Ancak, göçmenlerin çok büyük bir kısmı, yani %80’i aynı bölgede, komşu ülkede kalıyor. Dünyanın en çok göçmen alan 3 ülkesinin Pakistan, İran ve Lübnan olduğunu bilmekte fayda var.

Ancak Avrupa Birliği bu rakamları bilmezden geliyor. Sanki bütün dünyanın yükünü Avrupa çekiyormuş gibi reaksiyon gösteriyor. Avrupa Birliği polisi eğer korsan teknelerini engellerse yeryüzünün göçmen sorununu da engellemiş olacakmış gibi bir karar aldı. Oysa korsan tekneleri sadece talebi karşılıyor. Yani teknelerin durup dururken göçmen piyasası yaratması diye bir saçmalık düşünülemez. Kaçılan ülkede yaşam hakkı olmadığı ve Avrupa’ya gidecek başka yol kalmadığı için insanlar kordan teknelerine ölümü göze alarak biniyor. Libya’yı Batı’nın yıktığı düşünülmezken Libyalıları Batı’ya taşıyan korsan teknelerin gündeme gelmesi en azından büyük vicdansızlıktır.

AVRUPA İNSANLARI DEĞİL SINIRLARI KORUYOR
Doğu Avrupa’nın kapısı Bulgaristan ve Yunanistan’ın Türkiye sınırı da, Güney’de İtalya ve İspanya da Avrupa’yı koruyan kalelere çevrilmiş durumda. Yaşamak ve gelecek için tek çare kaçmak ise, insanlar bütün engellere rağmen bulundukları yerden bundan sonra da kaçacak. Avrupa’nın her ay harcadığı, Avrupa sınırlarını kale haline getirmek için harcanan parayla göçmenlerin Avrupa’ya taşınması ve Avrupa’da entegrasyonu mümkün. İllegal korsan teknelerine savaş açmak sadece insanların son çaresini de engellemek anlamına gelir. Göçmenler, korsan tekneler olduğu için ölmüyor. İnsanlar, ülkelerinde savaş olduğu ve Avrupa kapılarını kapattığı için ölüyor.

Avrupa Birliği, Arap Baharı’ndan sonra artan göç ve boğulma olaylarına karşı Akdeniz’de  “Mare Nostrum” adı verilen bir projeyle denizde göçmen teknelerini kurtarmak için, sürekli askeri gemiler bulunduruyordu. Bunu Almanya istemedi ve göçmenleri özendiriyor diye bu proje durduruldu. Bu projeyi durduranlar cinayetin asıl sorumluları.

‘GÖÇMENLERİ KURTARMAK GÖÇÜ ÖZENDİRİYOR’   
Akdeniz’de yüzlerce göçmenin boğulması bir doğal felaket değil, aksine önlenebilir bir cinayet. Cinayetin asıl sorumlusu ise, açık denizde göçmen teknelerini bulup göçmenleri kurtaracak Mare Nostrum  projesini ortadan kaldıranlar. Akdeniz’de boğulma olayları artınca, Avrupa Birliği ülkeleri Mare Nostrum  adını verdikleri bir kurtarma projesi geliştirmişti. Avrupa Birliği’nin aldığı ortak karar gereği Akdeniz’i tarayan kurtarma gemileri, kurtardıkları göçmenleri Avrupa’nın çeşitli ülkelerine dağıtıyordu. Başta Almanya olmak üzere göçmenlerin asıl yükünü çektiğini iddia eden ülkeler, bu projenin Avrupa’ya gelmek için daha fazla göçmenin Akdeniz’e açılmasına neden olduğu, mülteciliği özendirdiği gerekçesiyle projenin durdurulmasını sağlamıştı. Almanya Avrupa Birliği göçmenler komisyonuna başvurmuş ve bu başvurudan 1 ay sonra Ekim 2014’te Mare Nostrum durdurulmuştu. Daha doğrusu göçmenler denizde ölüme terk edildi.    

23 Nisan toplantısında Avrupa Birliği göçmenlerin Akdeniz’de boğulmasının nedenini buldu: Korsan tekneleri ve deniz korsanları! Ne göçmen veren ülkelerdeki iç savaşlar ve yoksulluk ne de insanlık dışı düzenler ilgilendiriyor Avrupa’yı. Avrupa sınırlarını ve zenginliğini korumak için her ay 3 milyon avro harcıyor. Bu rakam bu yıl en az iki katına çıkacak. Oysa illegal olan insanlar değil, sınırlar… Ölümlerin sorumlusu ise, insanları değil sınırları koruyanlar.