ILO, “Sermayenin Dünyası”nı betimliyor
KORKUT BORATAV KORKUT BORATAV
Geçen hafta bu köşede Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO’nun) World of Work başlığı altında yayımladığı 2011 Raporu’nun ana mesajlarını aktarmıştım...
Geçen hafta bu köşede Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO’nun) World of Work başlığı altında yayımladığı 2011 Raporu’nun ana mesajlarını aktarmıştım. Rapor’un, geleneksel neoliberal söylemden ayrılan önemli ve sağlıklı saptamalarına dikkat çekmiştim.

Altı bölümden oluşan bu rapora bugün biraz daha yakından bakmak istiyorum.

***

Rapor’un ilk üç bölümü istihdam ve bölüşüm üzerinde odaklanmıştır. Birinci bölüme göre, istihdamda 2010’da başlayan düzelmenin nefesi hızla tükenmektedir. Kriz sonrasında izlenen politikalar, toplam talebi, öncelikle tüketimi destekleyememiştir. Bankaları, finans kapitali kurtarma önceliğiyle  başlatılan likidite pompalaması Batı’da reel sektörlere kredi olarak dönüşmemiş; spekülatif faaliyetlere akmıştır. Böylece  beslenen finans sermayesi yüksek getiri arayışı içinde çevre ekonomilerine “sıcak para” olarak taşmış; buralarda da üretime, istihdama değil; istikrarsızlığa katkı yapmıştır. Bu olumsuz süreçlere Avrupa çalkantıları eklenmiş; finansal piyasalar ve ekonomiler yeni belirsizliklere sürüklenmiştir.

World of Work 2011 Raporu’nun ikinci ve üçüncü bölümlerinde, milli gelirlerde kâr ve ücret paylarındaki değişmeler belirleniyor; sonuçları mercek altına alınıyor.

Önce, metropol ve çevre ekonomilerinde kâr payları (ülkelerin milli gelirlerine göre ağırlıklandırılarak) hesaplanıyor. Kârlardaki göreli artış, genel eğilimdir. 2000-2007 yıllarında, milli gelirlerdeki kâr payları gelişmiş ülkelerde bir buçuk puan, çevre ülkelerindeki dört puan yükselmiştir.

ILO, Batı ekonomileri üzerinde iki bulguyu vurgulamaktadır. Birinci olarak, finansal kârlardaki ortalama artış oranı üretken sektörlerdeki artış hızının çok üzerinde seyretmiştir. Krizde aşınan finansal kârlar, hazinelerin, merkez bankalarının ortak çabaları sayesinde hızla telâfi edilmiştir. Sermayenin iç dengelerini finans kapitalin lehine dönüştüren yirmi yıllık süreç, kriz içinde de hızlanarak devam etmiştir.

İkinci bulgu, bu saptamayla ilgilidir: Kârlardaki hızlı tırmanma, sermaye birikimine dönüşmemiştir. Hissedarlara temettüler, yönetici prim ve ikramiyeleri, şirket satın almalarına, içte ve dışta finansal varlıklara dönük plasmanlar öncelik taşımıştır. ILO Raporu, böylece, finans kapitalin belirleyici olduğu, parazit özelliklerin ağır bastığı bir yapısal dönüşümü betimlemektedir.

Kâr paylarının artışı, ücretlerin milli gelirden aldığı payların aşınması anlamına gelir. ILO Raporu, bu genel saptamanın ötesine giderek tek tek ülkelerde ücret payını etkileyen değişkenleri sorguluyor. Saptamalar, neoliberalizm tutkunlarının hoşuna gitmeyecektir: Yüksek gelirli ülkelerde finansal küreselleşme arttıkça ücret payı düşmektedir. Orta ve düşük gelirli ülkelerde, sermaye hareketleri serbestleştikçe ücret payı düşmektedir. Çevre ekonomilerine dönük sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar ve bunlarla bağlantılı finansal krizler ücret paylarını aşağıya çekmekte; finansal istikrarsızlığın maliyeti büyük ölçüde emeğe yansımaktadır. Dış ticarette serbestleşme ise, gelişmiş ve orta gelirli ülkelerde, örneğin Doğu Avrupa’da ücretlerin  aşınmasına katkı yapmaktadır.

Sınıflar-arası bölüşümdeki değişme, büyüme hızlarını nasıl etkiler? Bu soru iktisatçıları ikiye ayırır: (1) Yükselen kâr payları sermaye birikimine dönüşerek büyüme hızını yukarı çeker. (2) Ücret artışları tüketimi (toplam talebi) destekleyerek, yatırımları ve büyümeyi canlandırır. ILO Raporu, ikinci görüşe hak veriyor: “Ülkelerin çoğunda, ücretlerin sürüklediği büyüme biçimi geçerlidir. Farklı bir ifadeyle ücretlerin sınırlanması büyüme hızının artışına yol açmamaktadır.”

***

 
Rapor’un dördüncü bölümü, son yılların ciddi bir sorununu, gıda fiyatlarındaki yükselmeyi ele alıyor. Artan gıda ve hububat  fiyatları bir yandan tüketicileri yoksullaştırır; bir yandan da yoksul çiftçilerin gelirlerini artırabilir. Bu durumda bölüşüm bilançosu hangi doğrultuda seyredecektir? ILO, ham madde ticaretinin giderek artan boyutlarda finansallaştığını, spekülatif kazançları pompaladığını gösteren bulguları kullanıyor ve fiyat artışlarının önemli bölümünün yoksul çiftçilere yansımadığını ileri sürüyor.

World of Work 2011 Raporu’nun beşinci bölümü vergi reformu tartışması üzerinde yoğunlaşıyor. Son yıllarda zengin, yoksul tüm ülkelerde, kamu gelirleri giderek artan oranlarda dolaylı vergilere ve sosyal güvenlik için yapılan işçi-işveren katkılarına dayanmıştır. Bu, bir yandan yoksul aileler ve işçilere ek yükler getirmiş; bir yandan da üst dilimlerdeki gelir vergileri ile kurumlar vergilerinin oranları düşmüştür. Kısacası, vergi sistemleri sermayenin talepleri doğrultusunda biçimlenmiştir.

Bölüm 6, güncel bir tartışma alanına giriyor: Kamu borçları ve bütçe açıkları sorunları… Rapor, 2007-2011 yılları için G20 grubundaki “zengin” ve “yükselen” ekonomilerin istatistiklerini  inceliyor. “Zenginler”de kamu borcunun milli gelire oranı bu dönemde yüzde 56’dan yüzde 79’a çıkmıştır. “Yükselen ekonomiler” ele alındığında  da değişme oranı (yüzde 36’dan yüzde 40’a) aynı doğrultudadır.

Artan borç yüküne karşı “kamu harcamalarını bastırarak bütçe açığını daraltma” reçetesine gelince, ILO, bir kez daha fanatik neoliberalleri kızdıracaktır: “Harcamalardaki kısıntılar işsizliği artırarak vergi tabanını aşındıracak; sosyal harcamaları yukarı çekecek ve harcama kısıntılarının bütçeye getireceği tasarruflar büyük ölçüde azalacak; bazı durumlarda tümüyle yok olacaktır.”

***

1953’te ABD Savunma Bakanlığına getirilen General Motors’un CEO’su Charles Wilson, “General Motors için iyi olan, Amerika için iyidir…” sözleriyle hatırlanır. ILO’nun 2011 Raporu da benzer (ancak zıt yönlü) bir ön-kabulden hareket ediyor: “Emek için iyi olan şeyler, dünya ekonomisi  için de iyidir…” Rapor, bu önermeyi doğrulayan bulguları sunuyor; politika önerilerini de bunların üzerine inşa ediyor. Böylece, kapitalist sistemin güç odaklarını ikna etmeye çalışıyor: “Emek lehine yapacağınız düzenlemeler sermaye için de iyidir…”

Daha da önemlisi, World of Work Raporu 2011’in dünya ekonomisine bölüşüm karşıtlıkları açısından bakıyor. Bu bakış ILO’yu “sermayenin tümüyle egemen olduğu bir dünya” algılamasına götürüyor. Ve istemese dahi, sistem karşıtlarına zengin malzeme sunuyor.

           
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız