İmam hatipler “okul” değil, açık lise hiç değil
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

İmam hatipler modern anlamda okul olmadığı için bu okullara devam eden öğrenciler de 12 yıl olduğu söylenen zorunlu eğitimi tamamlamış sayılmazlar. Aynı zamanda bir mekân demek olan okulu olmayan açık öğretim liseleri zaten hiçbir şekilde okul sayılmaz. Bu durumda, bu öğretim yılında katılacak olanlar hariç 1 milyon 554 bin 938 açık lise öğrencisi ile 650 bin imam hatip lisesi öğrencisi ile bir milyon 300 bin imam hatip ortaokulu öğrencisinin gerçek anlamda bir “okul” öğrencisi oldukları söylenemez.

Bir bina, okul demekle okul olmuyor: Okul, her şeyden önce sosyal bir yaşam alanıdır. Öğrettiği bilgi ve beceriler günlük yaşamda kullanılır olmakla birlikte kazandırdığı davranışlar öğrencisinin yakın ve uzak çevresiyle sağlıklı ilişki kurmasını sağlarlar. Bunun için dersler, eğitim müfredatları ve öğretme yöntemleri sık sık güncellenir. Değişmeyen, tartışılamayan dini bilgilerin, peygamberden kalma yaşam tarzının aynı yöntemle (ezber) kabule zorlandığı imam hatip okulları evrensel “okul” tanımına uymaz. O nedenle imam hatipleri, öğrenciye yeni bilgiler kazandıran, onu toplumsal hayata hazırlayan okullardan biri sayamayız.

Özel alanında kendi kurallarıyla yaşayan bireyin kamusal hayata hazırlandığı yerdir okul. Bilgi ile sınırlamak okulun bireyin toplumsallaşmasındaki rolünün göz ardı edilmesine yol açar. Okul, sınıfında, bahçesinde, kantininde, yatakhanesinde topladığı bireylere kolektif davranma becerisini kazandırır. Mesela anasınıfına gelen çocuk, tuvaleti kendisinden sonra başkalarının da kullanacağını düşünerek kullanır. Çocuk, toplumsal ilişkilerini okulda edindiği sağlam genel ahlaki kurallarla kurar. Yaş ve sınıf atladıkça çeşitlenen karmaşık ilişkilere uyum sağlamayı aşamalı olarak öğrenir. Öğrencilik okulda olur, uzaktan öğrenci olunmaz. Eğitimle öğretimin birlikte yapılmadığı yer okul sayılmaz. Bundan ötürü öğrencinin sosyal hayatına dokunamayan açık öğretim liseleri “okul” değildir.

Açık öğretim ile imam hatip liselerindeki öğrencilerin ortaöğretime oranı yüzde 38, imam hatip ortaokullarının ortaokullar içindeki payı yüzde 25. LGS’ye katılan 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 10’u tercih edebileceği bir okul türü bulamadı. Önümüzdeki hafta MEB bu öğrencileri kendi tercihi olan okullara (imam hatip liselerine) kaydedecek. Bu ve okul terki gibi başka nedenlerle dışarıda kalanlar da hesaba katıldığında Türkiye’de zorunlu eğitim yaşındaki çocukların üçte birinin “okul” dışına atıldığını söyleyebiliriz.

Dünya Ekonomik Forumunun 137 ülkenin eğitim kalitesini ölçtüğü “Eğitim Kalitesi 2018”listesinde Türkiye 99. sırada. Türkiye’nin önünde Marif Vakfı üzerinden eğitim ihraç edeceği Pakistan, ardında Etiyopya yer alıyor. Liberal bir ölçüm olsa da karşılaştırmada eğitim bütçesi, okullaşma, okul seçimi, eğitim olanaklarından yararlanma gibi arızanın yerini gösteren bazı somut veriler kullanılıyor. “Eğitim Kalitesi 2018”araştırmacıları, MEB bütçesinden 2 milyarlık kesinti yapıldığından habersiz; imam hatiplerle açık liseleri de okuldan saymış olmalılar ki 99. olmuşuz. Niteliği ölçen bir araştırmada çıkacak sonucu aklıma bile getirmek istemem!