İngiltere’de kriz ve göç karşıtlığı
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ
Bu haftanın ikinci yarısında bir çalıştay için İstanbul’dayım. Kadir Has Üniversitesi’nde, Levent Soysal tarafından organize edilen...

Bu haftanın ikinci yarısında bir çalıştay için İstanbul’dayım. Kadir Has Üniversitesi’nde, Levent Soysal tarafından organize edilen çalıştay ‘göçler ve kimlikler hakkında herşey’ başlığını taşıyordu ve üç gün boyunca uluslararası göçü, çatışma, kimlikler, ulus devlet, alevilik, Atina’daki İstanbullular, Türkiye’de göçmenler gibi çeşitli temalar tartışıldı. Soysal, iyi bir iş çıkarmış ve kafa açıcı bir grubu bir araya getirmiş.
Bahane bu gündem olsun, İngiltere’de kriz ve göç meselesine dair birkaç satır karalayayım istedim. Mali kriz işsizlik oranlarını hızla artırıp insanları iş kaybetme korkusuyla ürkütmeye başlayınca siyaset sahnesi yeniden göçü önleme, göçü kontrol etme, kaçakları ve sahte sığınmacıları sınır dışı etme söylemleriyle kirlenmeye başladı.
Hafta başında İçişleri Bakanı, Kasım ayında uygulanmaya başlayan puan sisteminde değişiklikler olacağını ve göçmen işçilerin ailelerine verilen çalışma izinlerinin azaltılacağını ya da yasaklanacağını öngören değişikliklerden bahsetti. Bakan bir sürü de rakam verdi. Efendim göçmen sayısında ne kadar azalma olabileceği vesaire manasında bir ton hikâye. Muhafazakârlar, hemen diklenip asıl gerekli olanın yıllık kota konması olduğu buyurdular. Aşırı sağcı BNP (Britanya Ulusal Partisi) açıklama bile yapmadı. Ya da ben duymadım. Ne de olsa onların bir numaralı takipçisi sayılmam. Ama temel kaygı belli ki BNP’nin yükselişinin önünü almak.
İşçi Partisi’nin BNP’yi durdurma planları ne kadar başarılı olacak göreceğiz ama kesin olan şu: İşsizlik arttıkça başbakan Gordon Brown’ın “İngiliz işleri İngilizlere” sloganı daha çok taraftar topluyor ve tutuculaşıyor.
George Galloway’in partisi Respect (Saygı) dışındaki partilerin hepsi bu konuda göçmen karşıtı tavırları savunuyorlar. Bu onların en doğal hakkı. Tersini savunmak da öyle.
Sevimsiz olan ise ırkçılığın farklı biçimlerinin ‘dolaylı’ olarak desteklenmesi. Bunun en iyi örneklerinden biri ‘Migration Watch’ (MW);  sözümona bir düşünce kuruluşu. MW, İngiltere’de göç meselesini takip etmekle görevlendirmiş kendisini. Düşünce kuruluşu olduğu için araştırmalar yapar, raporlar yayımlar; düşünce üretir vesselam. Tarafsız ve güvenilir olduğunu göstermek için de kendilerini her şeyden önce “kâr amacı gütmeyen ve siyasi olmayan” bir örgüt olarak tanımlarlar.
Danışmanları arasında birtakım emekli büyükelçiler, oldukça deneyimli ve ünlü bir Oxford profesörü de (David Coleman) var olan bu ‘düşünceci’ kuruluş nedense pek bir yabancı düşmanı duruyor. Her raporları her açıklamaları doğal bir şekilde BNP’nin cephaneliğine katkı olabilecek cinsten. Dolayısıyla onların düşünceciliği bana daha bir düşünceli olmak gerektiğini düşündürtüyor.
Neyse bunlar oturup yeni bir rapor yazıvermişler. Birtakım istatistikler verip “bu göçmen meselesinin ne kötü bir bela” olduğunu izah etmeye çalışmışlar İngiltere’nin çok da ‘düşünmeyen’ kesimlerine. Benim de aralarında bulunduğum pek çok sosyalbilimcinin yaptığı analizleri ve yayınlarını gören raporlar hazırlamak isterseniz tabii ki varolan ayrımcılığın kimin aleyhine olduğunu görmek o kadar zor olmaz. Örneğin Müslüman bir Afrikalı siyah göçmenin işsiz kalma olasılığının, beyaz Hıristiyan bir İngiliz’e göre 40 kat dolayında daha yüksek olduğunu istatistiki olarak görebiliyoruz. Yani zaten “İngiliz İşleri İngilizlere” gidiyor! Bu işler bu kadar olumsuz bir açıdan ele alındıkça ciddi toplumsal yaralar açmaya da gebe.
Hafta ortasında Asya kökenli bir polis memurunun isyanına şahit olduk. Londra emniyet müdürlüklerinden birinde ırkçılık almış yürümüş. Meğer ki beyaz İngiliz polisler, Asyalı (Pakistanlı, Bengladeşli vs.) meslektaşlarına özel ihtimam gösterirlermiş. Onları siyah minibüslerle taşırlarmış! Polisin klasik beyaz minibüsleriyle renk uyumsuzluğu olmasın ve psikolojileri bozulmasın diye yapıyorlar sanırım! Yine bu düşünceli beyaz polisler, geceleri de cadı avına çıkar gibi bu Asyalı arkadaşlarını bulup, onlara abartarak ailelerinin ne kadar BNP’li olduğunu anlatırlarmış. Yok canım tehdit mehdit yok burada, sadece dostça muhabbet! Poliste kurumsal ırkçılık olduğu meselesi daha önce birkaç kez rapor edildi. Bakalım bu kez ne kadar maharetli çıkacaklar örtbas etmekte. Kriz derinleştikçe maalesef bu tarz söylemlerin derinleşeceğini ve yaygınlaşacağını bekliyorum. Her zamankinden daha çok yanılmak istiyorum.