İnsanlık ölmesin
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

İki genç insan bedenlerinden vazgeçerek “ölümüne” bir direniş sürdürüyorlar. İstekleri ise son derece basit bir şey: Çalıştıkları işlerine geri dönmek!

Nuriye Gülmen akademisyen, Semih Özakça ise öğretmen… Yeni kuşaklar yetiştirmek için çalışıyorlardı, şimdi de çalışmak istiyorlar. Hükümet ise buna karşı direniyor!

İktidara göre ülkede iki grup insan var: AKP’yi ve Tayyip Erdoğan’ı sevenler ve sevmeyenler!

İkinci gruba girenler doğrudan “düşman” olarak görülüyorlar.

Ve bu ölçüye göre bir “hukuk” uygulanıyor.

Bu iki yürekli, onurlu, genç insanın ailelerinden gelen bir mektup var. Mektubun birinci muhatapları duyarlı kamuoyu… İkinci ve esas muhatabı ise işbaşındaki hükümet ve onun bağımsız yargısı…

Bu belge tarihe düşülen bir nottur: İnsanlık ölmesin!

Değerli dostlar,
Bugüne kadar Nuriye ve Semih’in haklı mücadelesinde bizim yanımızda olduğunuz için müteşekkiriz. Sizler, ülkemizde hak arayan, adalet isteyen insanların yalnız olmadığını kanıtlamak için bizlere sayısız destek mesajı, video ve görüntü gönderdiniz. İmza kampanyalarımıza destek oldunuz. Bu destek Nuriye ve Semih’ in iradesine ve direnişine sayısız katkıda bulundu, onların direnişini dünyaya taşıdı. Bu sayededir ki Nuriye ve Semih, şu anda hastane odalarında, tecrit içinde tecritteyken bile bu destek ve kuvvetle ayaktalar.

Türkiye’de kurulmak istenen kanun hükmünde kararname rejimine karşı, Nuriye ve Semih açlıklarıyla bir adalet mücadelesi veriyorlar. İşlerini geri istediği, bunun için açlık grevi yaptıkları için açlık grevlerinin 75. gününde tutuklandılar. Dosyalarında isnat edilen suçlar için hiçbir delil olmadan, tutuklanmazlarsa ‘adaletin işleyişine zarar verebilirler’ gerekçesiyle rehin alındılar. Tutuklu kaldıkları süre boyunca birçok hak ihlali yaşadılar. Tutuklu haklarından olan fotoğraf çekilme hakları dahi kullandırılmadı. Nuriye ve Semih’in yüzü unutturulmak istendi. Tutuklu kalmalarının sağlıklarına olumsuz etkilerine son vermek için AİHM’ e tahliye talebiyle bir başvuruda bulunuldu. Hapishanede kalmalarının hayati tehlike oluşturacağına dair doktor heyetinin raporuna rağmen, tahliye talepleri 2 Ağustos günü AİHM tarafından reddedildi. Bu karardan sonra Nuriye ve Semih’i hapishane hastanesinin havalandırması olmayan, güneş almayan odalarına kapatıldı. Hapishane hastanesine getirilirken açlık grevlerinin 142. günü olmasına rağmen darp edilerek getirildiler. Avukat görüşleri kısıtlandı, aile görüşleri kısıtlandı, telefon hakları kısıtlandı. AİHM kararında refakatçi ile kalmaları ve kendi doktorlarına muayene olmalarına izin verilmesi gerektiği ifade edilirken hastaneye getirildikten sonra 17 gün boyunca tek başlarına birer odada geçirmiş bulundular ve doktorlarıyla görüştürülmediler. 17 gün sonra ailelerinin ve avukatlarının mücadelesi sonrası refakatçı haklarını aldılar. Doktorları hapishane hastanesine sokulsa da muayene yaptırmalarına izin verilmedi, kendi doktorlarından ‘açlık grevini bırakma’ konusunda ikna etmeleri istendi. Hapishane hastanesinde sürekli zorla tıbbi müdahale ile tehdit ediliyorlar. Sabah yaşıyor musunuz, bilinciniz açık mı sorularıyla uyanıyorlar. Ayrıca AİHM kararından sonra isimleri herhangi bir protestoda anılması dahi yasaklanmış, haklı taleplerini dile getirmek için bir araya gelip; demokratik haklarını kullanmak isteyen destekçilere kolluk kuvvetleri tarafından orantısız şiddet uygulanmış, kimilerinin kolu kırılmış, kimileri ise ev hapsine mahkûm edilmiş, tutuklananlar olmuştur.

Gün itibarı ile işlerini geri isteme talebiyle yürüttükleri açlık grevi 168.gününde devam etmektedir. Yargı makamları dava gününü 14 Eylül olarak belirledi. Nuriye ve Semih tecrit içindeki tecrit hastane ‘odalarından’ bizlere sesleniyorlar! Onları bu davada yalnız bırakmayalım! Onlara destek verirken zarar görenleri, gözaltına alınanları ve hapsedilenleri yalnız bırakmayalım! Davaları Türkiye ve dünya halkları için demokrasi mücadelesinde tarihsel bir yerdedir. Gücümüze güç katmak, kamu emekçilerinin hukuksuz kanun hükmünde kararnamelerine karşı verilen bu direnişi büyütmek ve adalet talebimizin meşruluğunu dünyaya duyurmak için duruşma günü hep birlikte olalım!

Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’ nın Aileleri