İnsanlıktan çıkmak üzereyiz
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

Solcu olduğu adında yazan bir haber sitesine girip olup bitenleri öğrenmek istiyorsunuz. Haberin başlığı ‘Sur’daki çatışma kameralara yansıdı: İlçe tanınmaz halde’. Haberin spotunu okuyorsunuz, ‘Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde sokağa çıkma yasağı ikinci ayını geride bıraktı. İlçeden bugün gelen çatışma görüntüleri yıkımı da gözler önüne serdi.’ Başlığın altındaki videoyu izlemek istiyorsunuz. Ekranda harabeye dönmüş sokak görüntüleri akarken, patlama sesleri kulaklarınızı tırmalıyor.

Sonra birden görüntü değişiyor. İçlerinden biri son yılların en iyi komedi dizilerini yaratan, üç kişi, üst sosyoekonomik sınıf dekorlu bir salonda sohbet ediyorlar. O biri, gerçek hayatında iktidara muhalif kimliğini gizlemeyen, sözünü sakınmayan, samimi, iyi bir insan, büyük bir gazetede iyi yazılar da kaleme alıyor. Özgürlükçü, demokrat bir insan olduğuna şüphe yok. Diğerleri de öyleler. İyi insanlar ve ülkede olup bitenlere gerçekten içlerinin acıdığı kesin. Üzerine konuştukları konu, komşularıyla gittikleri bir ocakbaşı eğlencesinden sabaha karşı dönerlerken yolda kalmaları. Ceplerinde nakit para olmamasına karşın bir kredi kartı sistemine entegre edilmiş olan taksi servisi uygulamasını akıllı telefonlarına indirdiklerinden evlerine sağ salim, güvenle varabilmişler...

Eğer Sur’daki yıkım görüntülerini izlemeye devam etmek istiyorsanız, en azından bu hikâyenin ilk 10 saniyesini de seyretmek zorundasınız. Sonra ekranın altında ‘reklamı atlayabilirsin’ özgürlüğü belirecek. Ama reklam öyle ‘hoş ve çekici’ hazırlanmış, o üç kişinin oyunculukları öyle ‘tatlı’ ki, sonunu merak etmekten kendinizi alıkoyabilmeniz kolay değil. Üstelik başta İstanbul, metropollerin gece tehlikeleriyle ilgili her gün başka bir vahşet haberi de çıkmıyor değil. Daha yeni Bağdat Caddesi’nde genç bir kadın evinin önünde tecavüze maruz kaldı. Öyle ki, Kadıköy’ün sosyal demokrat eski belediye başkanı caddenin marka değerinin düşmesinden endişe bile etti. Uygulamayı akıllı telefonunuza indirmenizde yarar da olabilir yani.

Sonra reklam bitiyor ve Sur görüntüleri akmaya devam ediyor. Aklınıza Cizre’de bir bodrumda ‘kıstırılmış’ yaralılar olduğu haberi geliyor ve aynı anda ‘acaba akıllı telefonları var mı, varsa taksi çağırma uygulaması olsa’ ne olurdu, sorusu çağrışıyor! Cumhurbaşkanının, ‘200 metre yakınlarında ambulans bekletiyoruz, yaralılarını getirsinler, alalım’, seçeneğini lütfetmesi, Sağlık Bakanının, ‘teröristlere de sağlık hizmeti veriyoruz’ böbürlenmesi haberleri de doluşuveriyor zihninize.

Sayfanın altına doğru imleci kaydırınca, bu kez ‘İmralı notları’ haberine geliyorsunuz. AKP ve HDP’nin iyi günlerindeyken birlikte hareket edip, Meclis’te CHP’yi zor duruma nasıl düşüreceklerini Öcalan’a danıştıkları haberine göz atmak istiyorsunuz. Linke tıkladığınızda bu kez önce bir online alışveriş sitesindeki indirim sayfası yine on saniyenizi alıyor. Ayakkabılarda indirim var mı acaba?

Sonra sayfayı kapatıp, örneğin benim gibi ertesi gün fakültede anlatacağınız dersin notlarını gözden geçiriyorsunuz. Dersin adı, travma sonrası stres bozukluğu olabilir. Doğal ya da insan eliyle gerçekleşmiş felaketlere maruz kalanlarda ortaya çıkabilen ruhsal sorunlar. Notları da güncellemeniz gerekli, çünkü son araştırmalar bu tür travmalara maruz kalanların genetik yapılarında değişim olduğunu ve bu değişimin hemen bir sonraki nesle de kalıtıldığını kanıtlıyor. Hani o halk deyiminin, ‘kanımıza işlemiş!’, maddi bilimsel bir gerçeğe dayandığı anlaşılmaya başladı. İnternetten çıkmadan motorlu taşıtlar vergisini de yatırmak gerekli…

Reklamdaki o üç sanatçı arkadaş, reklamı sitesine eklemek zorunda kalan haber sitesindeki arkadaşlar, reklamı çeken emekçiler, ben, bu yazıyı okuyan sen, velhasıl bizim bir şeyler yapmamız gerekli arkadaşlar.

Hayat tabii ki sürüyor, sürmeli de ama biz, hepimiz insanlıktan çıkmak üzereyiz arkadaşlar.