İntihar bombacılığının dönüşümü
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ

Pers hükümdarı Bizanslılara karşı desteğini kazanmak için Göktürk kağanına değerli armağanlar göndermiş. En göze çarpanı da seçkin giysi ve takılara büründürülmüş 2000 kadın! Öykünün kaynağı Efesli Iohannes. Yıl 573. Gönderdiği kadınlar Dara’dan, yani Mardin’den alınıp köleleştirilmiş. (Hatice P. Özdemir, Göktürk-Bizans İlişkileri, Arkeoloji ve Sanat Y.)

Kadınlar nereye gönderildiklerini öğrenince, köleliği sona erdirmenin tek yolunu seçerler; ölüm. Rast geldikleri bir nehirde yıkanmak istediklerini söyleyerek muhafızları ikna ederler. Ve 2000 kadın nehirde intihar eder.

Emily Davison, 1913 yılında İngiltere kralı 5. Edward’ın atının önüne atar kendini. Yarışlar yapılmaktadır o sırada. Emly Davison ağır yaralanır ve birkaç gün sonra ölür. Bu ölümcül eylemi, kadınların oy hakkı için yapmıştır.

Fırat Nehri ve Ermeni kadınlarının intiharlarını da Yaşar Kemal ve Kemal Yalçın başta olmak üzere pek çok kaynakta okuyoruz.

Zulüm karşısında intihar için bu kadar gerilere gitmeye gerek yok. Şengalli kırk Ezidi kadın IŞİD eline düşmemek için el ele tutuşup bir uçurumda ölümü geçen yıl seçtiler.
İktidara karşı bedeniyle karşı duruş, genel olarak sol camianın bir yöntemiydi. Açlık grevleri ve ölüm oruçları buna örnektir.

Bu eylem çizgisi içinde muhalif/sol camianın intihar bombacıları da yakın ve uzak tarihte, ülkede ve dünyada yaşandı. Genel olarak sol ve özgürlükçü cenahın eylemlerinde hedef alınanı yok etmekten daha öte bir anlam vardı; propaganda. Bu çerçevede yine sol ve özgürlükçü cenahın temel yaklaşımı insan merkezli ve referansı insan ve dünyevi idi. Eylemlerin hedefleri ve sonuçlarının da buna “mümkün olduğunca” uygun olmasının gözetilmesi ve buna uygun örnekler yaşanmasına tanık olundu. Bu açıdan,başta verdiğimiz trajik örnekler paralelinde bir ölümcül romantizmden söz etmek de mümkündü.

Sağ muhafazakâr cenah içinde yer alan radikal siyasal İslamcıların elinde intihar bombacılığı kökten bir dönüşüm geçirdi. Belli bir hedefe yönelmekten öte, Hobsbawm’ın saptaması ile “manşet değeri daha yüksek olan sıradan insanlar” hedef alınmaya başlandı. Önemli kişiler veya temsili değeri yüksek hedefler bir yana bırakıldı. Bu dönüşüm, eylemlerin görece “romantik” niteliğini tamamıyla ortadan kaldırdı. Geriye insanı yok etmeye yönelik bir canavarlık aldı. Çünkü bu tür yeni eylemcilerin merkezinde insan ve dünyevi olan yoktu. Bu anlayışın referans noktası ilahi/öte dünya ve tanrı olduğunda, artık ortada bir değeri olan insan ve onun yaşamının önemli oluşu gibi yaklaşımların hiçbir anlamı kalmaz. Fark, insan için eylem yapan ile tanrı için eylem yapanın arasındaki kapanmaz mesafedir. O mesafe kıyılan canlarla doldurulmaktadır ama hiç kapanmayacaktır. Çünkü tamamen farklı bağlamlar ve düzlemlerde yaşanan bir durum söz konusudur.

Bunların dışında, bizim ülke için geçerli bir intihar bombası örneği çıktı: Önce %49 oy alıp, dış dünyayı anlamaktan/okumaktan ve reel politikten uzak bir odak olarak iktidara gelinir. Gelme sürecinde de zaten intihar bombacılığı yöntemleri kullanılır. Ama daha önemlisi, sonrasında bu zatlar, uçak düşürerek, Tahir Elçi’nin ölümüne neden olarak… ülkeyi parça parça intihara götürür. Bunun adı da AKP tarzı intihar bombacılığıdır.

Haftaya size; “Ben görmekten yapılmış bir adamım” ( Mustafa Köz, Çigan Şiirleri, yasakmeyve)