İp koptu!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Malum iletişim çağındayız!.. Her gün birçok gazete okuyor ve bir o kadar da TV izliyorum. Saatlerce bilgisayarın önünde gelişmeleri takip ediyorum. Gözümün önünden binlerce olay ve haber akıp gidiyor. Çoğunu okuyup geçiyorum... Bir kısmını da kanıksadığım için çabucak unutuyorum. Ama bazıları bende iz bırakıyor!..Hırçınlaşıyorum...

Bugün karşılaştığım ve sizi de etkileyeceğini düşündüğüm bir durumu mümkün olduğunca yorumsuz aktarmaya çalışacağım. Malum Kurban Bayramı öncesi ABD Başkan Yardımcısı Biden, ülkemizde fırtınalar koparan bir açıklamada bulunmuştu. Aslında yaşanan, bilinen ama açık sır olarak kabul edilen bir gerçeği dile getirmişti...

Biden Harvard Üniversitesi’nde yaptığı dış politika konuşmasında, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bölgedeki ABD müttefiklerini IŞİD tehdidinden sorumlu tutuyordu!.. Biden,  Obama yönetiminin Suriye’de izlediği politikaları savunuyor ve ekliyordu; “Suriye’de ılımlı muhalefete destek olunsaydı IŞİD’in ortaya çıkmayacağı düşüncesi hayaldir. Washington’ın bölgedeki ‘ılımlı’ olduğu söylenen gruplara temkinli yaklaşmakla doğru bir karar vermiştir” diyerek en can alıcı cümleyi kuruyordu... “Bu gruplara yardım eden Türkiye gibi ülkeler sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur!”

“En büyük problemimiz müttefiklerimiz” diyen Biden, konuşmasını şöyle sürdürmüştü; “Bölgedeki müttefiklerimiz, Suriye’deki en büyük problemimizdi. Türkler, Suudiler, Emirlikler vs... Esad’ı devirme ve bir Sünni-Şii vekalet savaşı çıkarmada çok kararlıydılar. Esad’la savaşacak herkese yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah akıttılar; El Nusra, El Kaide için destek olacak, dünyanın diğer yerlerinden gelen cihadistlerin aşırı unsurlarını kabul ettiler. Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Bir bakın. Bunların yardımları nereye gitti?!.. “ “Bu ülkeleri Suriye’deki gruplara verdikleri destekten vazgeçmeleri için ikna etmeye çalıştık fakat başarılı olamadık. Şiddet ortaya çıkınca anladılar!...”

Biden; Suudi Arabistan IŞİD’e giden fonları durdurdu. Ayrıca kendi toprağında Amerikan güçlerinin açık askeri eğitim vermesine izin verdi. Katarlılar, terörist örgütlerin en aşırı unsurlarına olan desteğini kesti. Ve Türkler... Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki eski bir dosttur, bana dedi ki, siz haklıydınız, çok fazla insanın Suriye’ye geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz!” sözleriyle Harvard’daki konuşmasını bitiriyordu!..

Bu konuşma Türkiye’de duyulduğu andan itibaren, başta RTE olmak üzere, tüm AKP yetkilileri ve yandaş medya Biden’in üzerine saldırdı. RTE; “Biden bu sözleri söylemişse benim için tarih olmuştur!” diyerek tepkisini gösterdi.

Aradan çok zaman geçmeden Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı RTE’nin Biden’le konuştuğunu ve Biden’in “Erdoğan’dan özür dilediğini” kamuya duyurdu...

Artık RTE mağdur edilmiş bir kahraman olarak, Ortadoğu meselesinde uzun konuşmalar yapıyor hatta Kobane olayları nedeniyle Obama’ya bile “akıl verdiğini” söylemekten geri durmuyordu!..

Oysa ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ankara Büyükelçiliği, Biden’in RTE’den “özür dilemediğini”, sadece iki kişi arasında kalması gereken özel konuşmaları açıklamaktan üzüntü duyduğunu” kibarca dile getiriyorlardı... Diplomatik üslupla özür polemiği üzerinden  RTE’nin rencide olmasını önlemeye çalışıyorlardı.

Ancak, yandaş basın bu işi o kadar abarttı ki, 1977 NATO zirvesinde yaratılan; “Başbakan Demirel, Başkan Carter’ın masasına yumruğunu vurdu!.. Demirel, Carter’dan ABD ambargonun hesabını sordu” atraksiyonunun da ötesine taşıdı!..

Bir aydır süren bu tartışma dün sona erdi. Basında da yer alan haberlere göre John Biden, CNN’den Gloria Borger’ın RTE ile ilgili sorusuna, “Kendisinden asla özür dilemedim. Onu iyi tanırım. Kendisini aradım ve ‘Bak, yapılan haber söylediklerimi doğru aktarmıyor’ dedim” diyerek cevap veriyordu!..

Şimdi ne olacak? Bu iş, bir yandaş gazetenin ”RTE’nin BM genel kurulunda boş koltuklara yaptığı konuşmayı dolu salon resmi koyarak müthiş alkışlandı” palavrasına mı dönüşecek? Olacak olan: Basiretsiz bir yönetim tarafından halkımız bir kez daha kandırılmış olacak! Ne olursa olsun! olan ülkemize oluyor!.. Saygınlığı tartışılıyor!.. Ve yurttaşlar demokrasiden, siyasetten ve siyasetçiden daha tiksinir hale geliyor!..