İranlı sosyalistlerden ortak bildiri: Korku artık isyanın önünde engel değil!
14.01.2018 09:02 DÜNYA
İranlı sosyalistler ortak bildiri yayımladı. Bildiride şöyle denildi: Korku artık ayaklanmayı önleyen bir engel değildir, çünkü halkın ıstıraplarının derinliği ve genişliği çok büyük hale gelmiştir

İran’da hayat pahalılığına tepki olarak başlayan ve tüm ülkeye yayılan protestolara dair İranlı sosyalistlerin ortak imzasını taşıyan bir bildiri yayımlandı. 125 sosyalistin imzasını taşıyan bildiride “İslam Cumhuriyeti Hükümeti bu ulusal protestoları ‘düşman projesi’ olarak görüyor ve protestocuları İsrail, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin ajanları veya bu devletler tarafından sübvanse edilen muhalif siyasi güçlerin piyonları olarak gösteriyor. Her şeye rağmen sokaktaki protestocular tarafından kullanılan sloganlar, bu protestoların sebebinin kötüleşen yaşam koşulları olduğunu ve kitlelerin ekonomik durumundan kaynaklandığını açıkça gözler önüne seriyor” dendi.


Bildiri özetle şu şekilde:
Protestocular, İran’da birçok şehir ve kasabanın sokaklarını işgal ettikten ve baskı ve adaletsizliğe karşı duruşlarıyla siyasi atmosferi domine ettiğinden beri bir hafta oldu. Bu protestocular artık yoksulluğa, işsizliğe, gecikmiş ve çalınmış ücretlere, yolsuzluğa, ayrımcılığa ve baskıya tahammül etmiyorlar ve şimdi “ekmek, iş, özgürlük” gibi sloganlarla adalet ve özgürlük için çağrıda bulunuyorlar.

Korku artık ayaklanmayı önleyen bir engel değildir, çünkü halkın ıstıraplarının derinliği ve genişliği çok büyük hale gelmiştir. Bir polis devletinin varlığına rağmen, protestocular en radikal şekilde hayal kırıklıklarını dile getirmekten korkmuyorlar. Çok sayıda siyasi, işçi ve sendika eylemcilerinin yanı sıra eleştirel gazetecilerin ve muhalif öğrencilerin hapsedilmesinin de farkındalar. Onlar, işçi protestolarının tutuklamalar, gözetim ve hatta hiçbir tıbbi hizmet olmadan uzun süreli hapis yoluyla cinayet ile cevaplandırıldığını iyi biliyorlar. Devam eden protestolar, devletin elindeki tüm baskı mekanizmalarını kullanarak, baskı ve sömürüye karşı olan bu ayaklanmayı durduramadığını gösteriyor. İran’da uzun zamandır devam eden adalet ve özgürlük mücadeleleri tarihi, siyasi baskı karşısında İran halkının cesaretinin bir kanıtıdır.

Yine de, İslam Cumhuriyeti Hükümeti bu ulusal protestoları “düşman projesi” olarak görüyor ve protestocuları İsrail, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin ajanları veya bu devletler tarafından sübvanse edilen muhalif siyasi güçlerin piyonları olarak gösteriyor. Her şeye rağmen sokaktaki protestocular tarafından kullanılan sloganlar, bu protestoların sebebinin kötüleşen yaşam koşulları olduğunu ve kitlelerin ekonomik durumundan kaynaklandığını açıkça gözler önüne seriyor. Ancak devlet, halkın yaşadığı sorunların ve zorlukların sıradışı bir şey olmadığını ve ekonomik döngülerin bir parçası olduğunu iddia ediyor. Halkın memnuniyetsizliğinin ciddi boyutunu, egemen sınıfın baskısıyla ve adaletsizliğiyle tanımayı reddediyorlar.

Biz, İran dışındaki bir grup solcu, sosyalist ve komünist, bağımsız öğrenciler ve eylemcilerin gözaltı ve kaçırılma dalgasını kınıyoruz. Son dönemde gözaltına alınan tüm insanların sağlığı ve yaşamlarının sorumluluğu tamamen İslam Cumhuriyeti’nin ve özellikle de mevcut hükümetin omuzları üstündedir. Kuşkusuz, tüm siyasi tutsakların koşulsuz özgürlüğü hareketin en temel ve acil taleplerinden biri olmalıdır.