İslamcılar da Modaya Uydu
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT
Zaman zaman, konu başlıklarında “Slm”, “Mrb” ya da “Nbr” yazan iletiler düşüyor elektronik posta kutuma. Göndericiler de genellikle “kadınlar” oluyor nedense! Bunların tuzak iletiler olduğunu biliyorum. Okumadan siliyorum hepsini. Çünkü insanların merakını kaşımaya yönelik bu gizemli iletiler, bilgisayar dünyasında “spam” adı verilen istenmeyen postalardır. Bunların çoğu ya virüslüdür ya reklam amaçlıdır. Bilgisunarla (internet) ilk tanıştığım sıralar, toy bir kullanıcı olarak, adresime ne gelirse açıyor, hatta hepsini sektirmeden okumaya çalışıyordum. Bu tür iletilerden zarar görebileceğimi hiç düşünmüyordum. Bilgisizliğimin faturasını ağır ödedim! Kaç kez posta adresimi çaldırdım, verilerimi yitirdim. Biraz deneyim kazanınca, neyin ne amaçla gönderildiğini anlamaya başladım. Şimdi daha bilinçli bir kullanıcı olduğumu söyleyebilirim. Artık kolay kolay kül yutmuyorum!

“Slm”yi biliyorsunuz, “Selam” sözcüğünün MSN(*) ya da bilgisunar dilindeki kısaltması. “Mrb” de bir kısaltma, “Merhaba” anlamına geliyor. “Nbr” ise sanal ortamda “Ne haber” sorusunun karşılığı. Şimdi hız çağındayız ya, gençler sözcükleri böyle kesip biçerek ve de sesli harflerden arındırarak yazmayı yeğliyorlar. Sorarsanız, kısa yoldan yazışarak zaman kazanmak istediklerini söyleyeceklerdir. Bir tür “oyun” gibi geliyor onlara bu yöntem. Yazışırken bayağı eğleniyorlar! Ama bu arada Türkçenin de canına okuyorlar, o başka…

Yıllar önce Mustafa Mutlu, Vatan gazetesindeki köşesinde ele almıştı bu çılgınlığı.  Arkadaşına, “Selam şekerim, nasıl gidiyor iş ve hayat?” diye soran birinin, “MSN dili”yle bu seslenişi şöyle yazdığını belirtmişti:

slmmss $hekerimm.. nsl gdio i$ we hyat?!”  

Görüyorsunuz, Türkçe sözcükler bozulmuş, araya İngilizce harfler sokuşturulmuş; sonunda da, tüm dilbilgisi kurallarını altüst eden, “ortaya karışık” bir yazı dili oluşturulmuş! Herhalde Esperanto bile bu uyduruk dilden daha kurallı ve anlaşılırdır!

Mustafa Mutlu, yazısında yer verdiği uçuk örnekler konusunda şöyle diyordu:
“Zerrece abartmıyorum: Okurlardan gelen elektronik posta mesajlarının yarısına yakını, ne olduğu belli olmayan bu ‘garip’ dille kaleme alınmış oluyor... Okullarda bin bir zahmetle yazım kurallarını öğrenen gençlerimiz, ellerine cep telefonunu alınca ya da bilgisayarın başına geçince, canavarlaşıyorlar. Bırakın “de-da” eklerine dikkat etmelerini, bildikleri ne kadar ‘doğru’  varsa, tam tersini yapıyorlar. Böylece, zaten beyinlerine kazınmamış olan yazım kurallarını, kısa bir süre içinde tamamen unutuyorlar...” (Vatan, 22 Haziran 2004)
  

 

SALGININ BOYUTLARI

Sessiz harflerle yazışma özentisi, yalnızca gençlerin kendi aralarındaki iletişimde başvurdukları “masum bir oyun” olmaktan çıktı; reklamlara ve gazete haberlerine de bulaştı. Önceleri cep telefonlarında ve bilgisunar ortamında bu garip dille iletişim sağlamaya çalışanların yol açtığı kirlenmeyi, artık gazete sayfalarında da görebiliyoruz. Salgının kitle iletişim araçlarına sıçramış olması, tehlikenin hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor.

Bu modayı, cep telefonu operatörü Turkcell firması başlattı. Dev “gnctrkcll afişleri, kentlerin sokaklarında, caddelerinde aylarca boy gösterdi. Televizyon kanallarında bu reklamlar uzun süre dolaşımda kaldı. Cem Yılmaz da “cmylmz” markasıyla bu modanın yaygınlaşmasına katkıda bulundu. Telefon şirketlerine, reklamcılara ve sunuculara iyi para kazandıran kampanya, ne yazık ki gençler için kötü örnek oldu. Salgının etkisi çok geçmeden başka alanlarda da görüldü. Sözgelimi, aynı yöntemle üretilmiş “Krşk tknk” gibi anlamsız bir başlık, ciddiyetiyle tanınmış Cumhuriyet gazetesinin Kültür sayfasında kendine yer bulabildi. (Bkz. 5 Nisan 2011).   

   

 

"5 VKT NMZ"      

Sonunda olan oldu ve postmodern İslamcılarımızın da bu modanın dışında kalamayacağı anlaşıldı.                                                                                                                                 

Haber, önce Yeni Harman dergisinde çıkmış ama ben Odatv’de okudum. İstanbul Feshane Uluslararası Fuar ve Kültür Merkezi'nde bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Hac, Umre ve İnanç Turizmi Fuarı”nda sergilenen ürünler arasında, “Kuran okuyan kalemler, kafaya takılan hac şemsiyesi, pişiğe karşı koruyan sutyen, hacılar için pişik kremi, gümüş zemzem suyu takımları”nın yanı sıra, üzerinde “5 VKT NMZ” yazan tişörtler de varmış!
Gözünüz aydın MSN’ciler! Sessiz harflerle yazılmadık bir “beş vakit namaz”ımız vardı, o da oldu işte. “Dindar gençlik” bundan böyle Kuran okuyan kalemleri ve “5 VKT NMZ” tişörtleriyle aramızda!

Saçının bir teli görünürse erkeklerin cinsel açıdan uyarılacağını düşünen türbanlı kızlarımız, çağın ve teknolojinin nimetlerinden yararlanma konusunda hiç de tutucu davranmıyorlar. Nitekim İstanbul’daki İnanç Turizmi Fuarı’nda sergilenen ürünlerin çoğu, tesettürlü kadınlara yönelikti. Kimi dinci yazarlar bu durumu eleştirseler de, “Facebook”un bile “helal”ini yaratanlar, şimdi İslam’ı ve moderniteyi bir arada pazarlamanın tadını çıkarıyorlar…                                                                    

Yeni MSN dili İslamcılara ve inanç tacirlerine hayırlı olsun, bol kazanç getirsin!


* [M]icro[S]oft [N]etwork sözcüklerinin kısaltılmışı.