İsrail’in zulmü
02.09.2018 09:31 BİRGÜN PAZAR
İsrailliler, Yatta’daki (Filistin) el Tavani mahallesinde bulunan seyyar sınıfları yok etmek için buldozer ordusu gönderdi. Beytüllahim’in güneydoğusundaki Beit Tamar’da, İsrail güçleri, geçici okul olarak kullanılan karavanları kullanılmaz hale getirdi. Bu yüzden, Batı Şeria mahallelerinin yüzde 40’ında ilkokul olmaması şaşırtıcı değil

Vijay Prashad - Tarihçi, Ortadoğu Uzmanı

Birzeit Üniversitesi’nin Ramallah’taki yerleşkesinde durup etrafa bakan biri, Filistin’in güzelliğinin tadıyla birlikte gerginliğini hissedebilir. Çiçeklere bakarken ben izleyen genç bir öğrenci, yanıma yaklaşıp neye baktığımı soruyor. Çiçek kümesini gösteriyorum - ağırlıklı olarak kırmızı aralarda mor ve maviler de var. Göz kamaştırıcı çiçekler. Öğrenci bu sırada üniversitedeki gerginliği anlatıyor. Üniversitede her zaman gerginlik var. Birkaç gün önce, İsrail polisi bazı öğrenci liderlerini tutuklamak için üniversite yerleşkesine girmeye çalıştı. Sıradan bir gün; Ilık bir hava, güzel çiçekler ve İsrailli yetkililerin şiddeti…

•••

Birzeit 1924’te, Filistin Filistinken, bir kız okulu olarak açıldı, iki yıl sonra ise karma eğitime geçti. Okulun kurucuları Hanna Nasir’in babası ve halası. Nasir, İsrail’in Batı Şeria’yı işgali sonrası okulu bir adım ileri taşıyarak 1972’de üniversite haline getirdi. İsrail devleti, Hanna Nasir’e bu hareketin ‘yasa dışı’ olduğunu söyledi. 1948’den bu yana, İsrail’in Filistin halkının eğitimine meraklı olduğunu gösteren tek bir kanıt yok. Filistin’deki en prestijli okul ve kurum olan Birzeit Üniversitesi, o gün bu gün askeri tehdit altında.

Fakat, Filistinli entelektüel Edward Said’in 1998’de yazdığı gibi, “Birzeit’in en önemli özelliği elbette katışıksız İsrail baskılarına karşı Filistin direnişine dair pek çok hikâyeden biri olması.” Said baskı yerine zulüm de diyebilirdi. Bu zulmün bir başka örneği şu anda yaşanıyor. İsrail, 2010’dan beri geçen sekiz yılda, posta hizmetlerini Filistin Posta Servisi’ne devretmeyi reddediyordu. Şimdi, kolilerce posta Eriha’ya ulaştı. Posta servisi çalışanları bu koliler içinde sadece mektup değil bir de tekerlekli sandalye buldu.

İsrailli keskin nişancıların sınırdaki çitlerde işlediği cinayetler, Batı Şeria’daki köylerin üzerinden buldozerle geçmek, Doğu Kudus’ün kilit bölgelerinin kuşatılması, İsrailli politikacıların ırkçı açıklamaları, İsrail’in bir Yahudi devleti (ve Müslüman, Hristiyan, ateist yurttaşların ikincil) olduğunu söyleyen yasa, eğitim ve posta servisi hakkının reddi; zulmün listesi bu…

•••

2005’te Filistinli aktivistler, Filistin’in dışındaki müttefiklere Boykot-Tecrit-Yaptırım (BDS) hareketine katılma çağrısı yaptı. BDS mücadelesinin amacı, İsrail’in üzerinde baskı yaratarak işgalci kuvveti Filistinlilerle görüşmeye zorlamak. İsrail’in propagandası saldırganca yayılıyor, BDS’in antisemitist olduğunu; İsrail’e ya da Siyonizme karşı herhangi bir eleştirinin ırkçılıkla eşit olduğu söylendi. Fakat BDS hareketi büyüdü. Giderek daha fazla insan, hareketi, sağcı ve zenafobik İsrail egemen sınıfına baskı uygulamanın uygun ve barışçıl olarak buldu. Müzisyenler ve entelektüeller, spor takımları ve turistler; hepsi BDS hareketine destek verdi.

Bu hareketin popülaritesi, İsrail’i ve onun uluslararası müttefiklerini güçlü hamleler yapmaya itti. İsrail 2011’de boykot karşıtı bir yasayı kabul etti ve ülkeye BDS aktivistlerinin girişini engellemek için mümkün olan her şeyi kullandı. İsrail’e, Siyonizm’e ya da İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya karşı eleştirel bir şey söyleyen herkesin peşine düştü. Peter Beinart gibi liberal gazeteciler bile Ben Gurion havalimanında taciz edildi. İsrail politikalarına karşı söyleyecek tek kelimesi olana ikinci bir şans verilmiyor.

Bu sebeple beklenildiği üzere, İsrail’in; Birzeit Üniversitesi ve (Gazze’deki Filistin Üniversitesi’nden Eriha’daki El İstiklal Üniversitesi’ne kadar) diğer Filistin yüksek öğretim kurumlarında ders veren yabancı uyrukluların, ülkeye girişini yasakladı. Girişi yasaklanan kişilerin içinde Birzeit Üniversitesi’nde 35 yıldır ders veren tarih profesörü Roger Heacock ve sağlık uzmanı Laura Wick de var. Roger ve Laura’yla yıllar içinde Lübnan’da defalarca bir araya geldim. Onları hakikatin, adaletin ve iyiliğin değerlerine bağlı sıcak kanlı ve gönlü bol insanlar olarak bilirim. 1983’te Sandinista devrimine hizmet ettikleri Orta Amerika’dan Filistin’e taşındılar. 1987’de Roger, eyleme katıldığı için ‘kamu düzenini bozmaktan’ suçlu bozuldu. “Bu hukuk için kara bir gün” dedi Roger. Meyve suyu almak için gittiği kasabada eylem yapan Filistinli kadınları görüp ellerindeki pankartlarda ne yazdığına bakmak için yanlarına gitmişti. Bu nedenle, İsrail zulmüne yabancı değildi. Şimdi, Roger, Laura ve Filistin kurumlarında kilit rol oynayan diğer yabancı uyrukluların ülkeye yeniden girişleri yasaklandı.

Bu sırada, İsrail otoriteleri Filistin okullarının üzerinden geçmeye ve Filistinli çocukların kontrol noktalarından geçerek okullarına gitmelerine engel olmaya çalışmaya devam ediyor. İsrailliler, Yatta’daki (Filistin) el Tavani mahallesinde bulunan seyyar sınıfları yok etmek için buldozer ordusu gönderdi. Beytüllahim’in güney doğusundaki Beit Tamar’da, İsrail güçleri, geçici okul olarak kullanılan karavanları kullanılmaz hale getirdi. Bu yüzden, Batı Şeria mahallelerinin yüzde 40’ında ilkokul olmaması şaşırtıcı değil. Öğrencilerin okula gitmek için İsrail kontrol noktalarında sık sık durdurulup taciz edildiği uzun yollar yürümelerinin nedeni bu. Bu, eğitime karşı açılmış bir savaş, Filistinli çocuklara karşı, hafızaya ve tarihe karşı açılmış bir savaş…

Çeviri: Ömür Şahin Keyif