İsrail saldırganlığını besleyen unsurlar
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
İsrail’in fütursuz saldırganlığı nereden besleniyor?

İsrail’in fütursuz saldırganlığı nereden besleniyor? İki haftayı aşkın bir süredir devam eden ve yüzlerce Filistinli’nin katledildiği bu soruya farklı yanıtlar verilebilir. Ancak birkaç temel etmenden bahsedilebilir. Birincisi “uluslararası toplum”dan aldığı sınırsız destek. İkincisi Ortadoğu ve Arap dünyasının bugün itibariyle içinde bulunduğu kaos. Bir diğeri de Katar-AKP-İhvan kompartımanına atlayarak İran-Suriye-Lübnan Hizbullahı’nın “direniş cephesini” terk eden Hamas’ın içine düştüğü “değersiz yalnızlık.” Tel Aviv’in sağcı Başbakanı Netanyahu Gazze’ye ölüm yağdırırken birbirleriyle bağlantılı bu olgulardan besleniyor.

Yeni değil, İsrail belirli aralıklarla işgal altındaki Filistin’e saldırıyor. Son beş yılda bu üçüncü. Saldırmak için her seferinde bir bahane/gerekçe uyduruyor. Çocukları, kadınları, yaşlıları, sivilleri vahşice katlediyor. Masum insanların üzerine bomba yağdırıyor, evleri, okulları, hastaneleri, kamu binalarını yerle bir ediyor, halkı susuz, aç ve ilaçsız bırakıyor, dünya ile bağını kesiyor. Bu durum sürekli tekrarlanıyor ve “uluslararası toplum” bu insanlık vahşetini uzaktan seyretmekle kalıyor.

•  •  •

Batı neden İsrail’i koşulsuz destekliyor? “Uluslararası toplum” İsrail saldırganlığını “Her ülkenin kendisini savunma hakkı vardır” açıklamasıyla meşrulaştırmaya çalışıyor. Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nda yaptıkları nedeniyle, yani Holocaust’un sorumluluğunu taşıdığından İsrail söz konusu olunca bu vicdani sorumluluktan dolayı Tel Aviv’den yana pozisyon alıyor. Bu tavır esasında Batılı ülkelerin genelinde hâkim. ABD ve sadık müttefiki İngiltere için İsrail Ortadoğu’daki ileri karakol. Bu “özel” ilişki ve her iki ülkedeki güçlü Yahudi lobileri Washington ve Londra’nın politikalarının temel belirleyeni durumunda.

Netanyahu’nun bahane göstererek Gazze Şeridi’ne ölüm yağdırdığı Hamas’ın birçok yanlışından söz edilebilir.  Gazze saldırılarıyla birlikte bu yanlışlıklar daha çok dillendirilmeye başlandı. Her ne olursa olsun Hamas’ın yanlışları İsrail zulmünü meşrulaştırmaz. Hamas’ın hedefini bulmayan ve İsrail’in savunma sistemi “demir kubbe” tarafından avlanan roketleri neden atmaya devam ettiği sorusu sorulabilir. Ancak İsrail’in kendini bu uyduruk roketler sayesinde meşrulaştırmaya çalıştığı bir gerçek. Gazze tepeden yağan bombalar olmasa da ölüyordu, ambargo, kuşatma ve izolasyon nedeniyle.

•  •  •

Haftalardır ölüm yağdırılan Gazze Şeridi’nde bir tek Hamas mı var? Hamas ön plana çıksa da Gazze’de direnen bir tek Hamas değil. Marksist Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve İslami Cihat dahil birçok örgüt de İsrail zulmüne karşı kendilerini savunuyorlar. Bu savunma şu an için beş yüzden fazla yaşama mal olsa da zulüm sürdükçe direnişe devam edeceklerini açıkladılar. Aralarındaki kavga ve rekabet askıya alınmış. İsrail’in saldırı, işgal ve katliamlarına alışkın Filistinliler zulme boyun eğmeyen bir geleneğe sahip. Yaser Arafat’tan, Mervan Barguti’den gelen bir gelenek.

İsrail sadece bölgenin ve uluslararası toplumun zafiyetinden değil hamasi nutuklar atan gerici Arap liderleri ile neo-Osmanlıcı fikir fukarası liderlerin içi boş söylemlerinden de besleniyor. Gazze’deki ateşkes görüşmelerinin de bir kez daha ortaya çıkardığı gibi bölgedeki hiçbir denklemde yer alamayan, mezhepçi politikalarla ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürükleyen AKP hükümetinin sultan özentisi liderinin bölgede esamesi okunmuyor. Erdoğan, Filistin’i oya tahvil etmeye çalışadursun AKP hükümeti ve İslamcı hareketin söylemlerinin aksine dünya halkları Filistin için ayakta. İsrailliler ve yerkürenin birçok yerine dağılmış bulunan Museviler dahil. “Dünya sessiz” diye bir tek kendilerini Gazze için tepki veriyor sananlar, toplumlar arasında düşmanlık tohumları ekedursun dünya halkları “Katil İsrail Gazze’den defol” sloganlarıyla meydanları dolduruyor. İsrail, saldırganlığının gücünü tam da bu Hitler’e özlem duyan, Yahudi düşmanı, anti semitist gerici odaklardan alıyor.