İsrail Suriye’yi, İran Irak’ı vururken
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Birleşmiş Milletler Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Sergio Pinheiro geçen haziran ayında ülkedeki çatışmaların taşma noktasına geldiğini ve bütün bölgeyi tehdit ettiğini söylemişti. Benzer uyarıları daha önce de söyleyenler olmuştu. Ancak Pinheiro’nun söylediklerini ayrıcalıklı kılan şey özel misyonuydu. Pinheiro, komisyonun raporunu açıklarken Suriye’de çatışan tarafların amansız bir askeri zafer illüzyonuna kapıldığını, bu nedenle ülkedeki şiddetin tahmin edilemez boyutlara ulaştığına dikkat çekmiş, “Ortadoğu’da bölgesel savaşa her zamankinden daha fazla yakınız” demişti.

***

Pinheiro’nun kaygısı gerçekleşmek üzere. Ortadoğu olası bir bölgesel savaşa her zamankinden de yakın. Bu hissiyatı geliştiren son emareler İran’ın Irak topraklarında IŞİD’i vurması, İsrail’in ise Suriye’nin başkenti Şam’ı vuracak derecede ileri gitmesi oldu. Tahran,  ABD’yle herhangi bir işbirliği yapmadan Irak’ta IŞİD mevzilerine hava saldırısı düzenlediğini kabul etti. Irak’ın “Suriye’nin durumuna düşmesine izin vermeyeceklerini” ifade eden İran Dışişleri “Irak’a yardımlarımız daha da artacaktır. Çünkü Irak, Suriye’ye göre bize daha yakın” dedi.

***

İran savaş uçaklarının IŞİD’i vurmasının yarattığı şaşkınlık sürerken Suriye, İsrail’in Şam Uluslararası Havaalanı yakını ve kırsalındaki Dimas bölgesini bombaladığını duyurdu. İddia henüz Tel Aviv tarafından doğrulanmış değil, ancak yalanlanmadı da. İsrail’in daha önceki sabıkaları dikkate alındığında beklenmeyecek bir davranış değil. İsrail ordu jetleri geçen ocak ve mayıs aylarında da Suriye içlerinde çeşitli bölgeleri vurmuştu. Hem İsrail’in hem de İran’ın krizi fırsat bilerek komşu ülkelerde kendilerince “meşru” gördükleri mevzileri vurması bölgesel kaosun derinleşeceğinin işareti.

***

İsrail ve İran birbirlerine karşı komşu ülkeler üzerinden güç gösterisini sürdüredursun ABD liderliğindeki koalisyon güçleri de eylülden bu yana Suriye ve Irak’a hava operasyonları düzenliyor. ABD tarafından kurulan koalisyonda yaklaşık 40 ülke var. Bu ülkelerin bir kısmı lojistik destek sağlarken bir kısmı bizzat aktif saldırının içerisinde. Saldıranlar arasında BAE, Kuveyt gibi Arap ülkeleri de bulunuyor. Sorun şu ki Suudi Arabistan, Katar, BAE gibi Körfez ülkeleri bir taraftan IŞİD’e el altından destek verirken diğer taraftan ABD öncülüğündeki koalisyona destek vermekten çekinmiyorlar. Körfez Arap ülkelerinin Selefi örgütleri her anlamda destekledikleri bir sır değil.

***

Irak ve Suriye toprakları çoktandır emperyalist müdahaleciliğin, vekalet savaşının ve de bölgesel hegemonya arzularının av sahasına dönüşmüş bulunuyor. Bölge genelindeki istikrarsızlık ve krizin nerelere sirayet edeceğini kestirmek şu an için oldukça zor. Ancak bu istikrasızlık halinin yıllar süreceği ve komşu ülkeleri de kapsayarak yayılacağı şimdiden belli. Obama IŞİD ile mücadelenin minimum üç yıl süreceğini açıklamıştı. Dün de Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi, Bahreyn’deki “IŞİD’e Karşı Mücadele Konferansı”nda bu sürecin 2016 yılına kadar devam edeceğine işaret etti. 

***

IŞİD ile mücadele adı altında üç yıllık bir strateji belirlense de İran, İsrail, Suriye, Körfez Arap Ülkeleri, ABD, Fransa, İngiltere’nin de dahil olduğu Ortadoğu denklemi her türlü gelişmeye gebe. Peki Türkiye bu denklemin neresinde? Cihatçı güçlere sağlanan lojistik destek de gösteriyor ki esasında tam da merkezinde. Neo-Osmanlıcılığın tesiri altındaki AKP iktidarı bu krizden nemalanma arayışında. Bu nedenle ki arsız bir şekilde radikal İslamcı örgütlere kol kanat geriyor, sınırlarını bu örgütlere açıyor. Antep’te kurulan Devrimci Komuta Konseyi de, Hatay’da kurulan ÖSO da, İstanbul’da kurulan SUK ve burayı mesken edinmiş Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu da bu müdahilliğin ürünleri. Pazar günü İstanbul’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu Başkanı Hadi Bahra ile bir araya gelen BM Suriye Özel Temsilcisi De Mistura’nın silahlı muhalif gruplarla görüşmek üzere Antep’e gidecek olması AKP hükümetinin cihatçı gruplara yaptığı yardım ve yataklığın en büyük delili. Bu “şark kurnazlığı”nın bedeli ağır olacaktır.