İsrail ve Rusya tornistanı!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Rusya özrü ve İsrail anlaşması ne anlama geliyor? İktidarın “normalleşme” diye pazarlamak istediği birbiriyle bağlantılı çifte ‘‘U dönüşü’’nü nasıl okumak gerek? Öncelikle AKP’nin “normalleşme” olarak sunduğu şey esasında siyasal İslamcı projenin, yani yeni Osmanlıcı hayallerin çuvalladığının “resmi” ilanıdır.

İktidar yandaşlarının dahi utangaç bir şekilde de olsa eleştirmekten kaçınmadığı Roma’daki anlaşma yeni Osmanlıcı hülyanın sonu demek. Davos şovu ile başlayan, Mavi Marmara baskını ile devam eden “göstermelik” İsrail krizi, AKP’nin bölgeye rol model olarak takdim edilmesi için kurgulanmış bir projeydi. Ve artık o projenin sonuna gelindi.

AKP eliyle Türkiye’ye giydirilmek istenen “Ilımlı İslam” gömleği, İsviçre’nin Davos kasabasında İsrail’e konan postayla “resmen” başlatılmıştı. Hedef Erdoğan’ı ve AKP Türkiyesi’ni “İslam âleminin lideri” yapmaktı. 2009 Davos krizi ve 2010’daki Mavi Marmara provokasyonu bu yolda atılan bilinçli adımlardı. Bu “inşa edilmiş krizler” üzerinden bölge halkları “yerli İhvancıları” sevecek, açtıkları yolda ilerleyecekti.

Davos şovu sonrasında Filistin’de, Ürdün’de, Lübnan’da, Mısır ve hatta Fas’ta “bindirilmiş kıtalar”la düzenlenen miting ve gösterilerde Erdoğan posterleri kitlelerin ellerine tutuşturuluyor, sonsuz sevgiler sunuluyor, “reis”e “Ortadoğu’nun kurtarıcısı” payesi veriliyordu! Bu mitinglerin örtülü ödenekten gönderilen parayla, TİKA ve elçilikler vasıtasıyla kurgulandığı daha sonra ortaya çıksa da, senaryo istenilen şekilde hayata geçmişti artık.

• • •

2010 AKP eliyle hayata geçirilen gerici-mezhepçi yeni rejim için dönüm noktasıdır. AKP kendi rejimini inşa ederken sadece iç düşmana benzer şekilde dış düşmana da ihtiyaç duyuyordu. İsrail yeni rejimin inşası için aranan en “kullanışlı düşman”dı. Sisi’nin Mısırı ile birlikte bu görevini “layıkıyla” yerine getirdi.

Mezhepçi faşizmin inşası tamamlanınca da artık İsrail’e ihtiyaç kalmadı. ABD Dışişleri Bakanı John Keryy’nin koordinatörlüğünde İtalya’nın başkenti Roma’da imzalanan anlaşma da bu düşmanlığın işlevselliğini kaybettiğinin somut kanıtı oldu.

Bir günde gelen çifte tornistanın tek nedeni bu değil elbette. Dönüşün tek nedeni dış politikada yaşanan büyük bozgun. Saray ve AKP hükümeti, mezhepçi refleks ve yeni Osmanlıcı hayallerle bugüne kadar götürdüğü dış politikada yaşanan büyük bozgunlar nedeniyle her türlü tavizi verebilecek konuma geldi. Adım atacak, nefes alacak halleri kalmadı.

Hemen hemen tüm şart ve koşullardan vazgeçilerek İsrail ile varılan anlaşma ve yirmi dört saat geçmeden gelen Rusya özrü bunun göstergesi. Roma anlaşmasının detayları “One minute”yi bu kez Tel Aviv’in dediğini ortaya koyuyor. Gazze Şeridi’ne yönelik ambargo ve abluka olduğu gibi devam ederken, tazminat ve özür meselesinde de istenilen şey elde edilebilmiş değil. Üstelik AKP, Hamas’ın Türkiye topraklarından İsrail’e karşı “terörist” ya da askeri eylemlerde bulunmayacağı konusunda da güvence vermiş oldu.

• • •

Anlaşma ve özrün bölgeye yansıması nasıl olacak? Her iki “çark”ın da kısa, orta ve uzun vadede birçok farklı etkisi olacak. Kısa vadedeki en önemli yansıma AKP iktidarının uluslararası “yalnızlığını” kısmen de olsa giderecek olması olacak. Bu durumun AKP açısından sembolik olmasının ötesinde bölgedeki reel politik denklem düşünüldüğünde önemi bir hayli büyük. Orta vadede ise “fabrika ayarları”na dönülecek, bu durumun Suriye politikalarına direk etkisi olacak, AKP, saldırgan tavırlarını törpülemek zorunda kalacak.

Şurası açık ki geçiştirilmeye çalışılmak istense de yeni-Osmanlıcıların İsrail tornistanının diyetini en çok Hamas ödeyecek. Burası kesin. İsrail’in masaya oturma şartı olan Hamas konusunda AKP, İsrail’e güvence verdi. Hamas’ın Türkiye topraklarına İsrail’e karşı “terörist” ya da askeri eylemlerde bulunmayacağı konusunda garanti verdi. Hamas’ın İstanbul’daki kadrolarının büyük bölümü anlaşmadan haftalar öncesinde soluğu Katar’ın başkenti Doha’da aldı.

İflas eden dış politikanın teorisyeni ve uygulayıcısı Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınması AKP’nin çark edeceğinin sinyalleri çok önceden vermişti. Ardından gelen “düşük profilli” Başbakan Binali Yıldırım’ın “artık düşman değil dost kazanma zamanı” yeni dönemin işaretiydi. Fatura Davutoğlu’na da kesilirken, “normalleşme” açılımları ardı ardına geldi!

Şimdi sırada Mısır ve Suriye dönüşleri var. Bakalım “Rabia dönüşünü” nasıl pazarlayacaklar?