İşte farkımız!

Genelde AB ve Türkiye arasındaki ilişki gündeme geldiğinde bazıları “Ne farkımız var ki onlardan? Bizi niçin bir türlü üye yapmıyorlar?” dediğinde aklıma ilk olarak Kurban Bayramı’ndaki kanlı sahneler değil, her yıl tekrar tekrar yaşanan 1 Mayıs gelir hemen.

Bu satırları Almanya’da kaleme alırken Türkiye ve özellikle İstanbul’daki “1 Mayıs’ı” izlemekteyim.

AB adayı bir ülkede ve sanırım AB çatısı altında tek ülkede okuyabileceğim manşetleri ve ara haberleri okumaktayım şu anda: “Taksim’e çıkmak ferman ister”, “DİSK Binası kuşatıldı”, “Eğer burnumuz kanarsa”, “Şişli’de ortalık karıştı”, “Taksim’e çıkış planı”, “Sendikalarla Taksim pazarlığı”, “DİSK kararını verdi”, “Polisin sıktığı gaz yasak mı?”, “İstanbul’a 12 ilden takviye polis”, “DİSK: Taksim’den vazgeçmedik”, “Taksim’de sessiz bekleyiş”, “Yürüyüşü Şişli’de bitirme kararı” ve benzeri haber başlıkları. Almanya’dan 1 Mayıs 2008 görüntüsü İstanbul bu şekilde.

Acaba şimdi tesadüfen İstanbul’da olan turistler “ordunun iktidara el koyduğu eski Latin Amerika ülkeleri sokaklarını hatırlatan” sokaklarda ürkek ürkek çevrelerine bakınırken ne düşünüyorlardır? Çok merak etmekteyim.

Hele bir de “cunta ilanı olmadığı ve tüm bu gürültü patırtının kendi ülkelerinde İşçi Bayramı olan 1 Mayıs nedeniyle” olduğu gerçeğini duyduklarında acaba neler hissederler?

Polisler, askerler, panzerler, kontroller, yer yer kaçanlar, kovalayanlar, siren sesleri ile “çoşkuyla AB üyeliğine doğru koşan” bir Türkiye!

Hakikaten hala soran var mı “Nedir bizim AB ile farkımız?” diye. İşte “anlı, şanlı farkımız” 1 Mayıs günleri ortaya çıkmakta.

Milli Takım dünya üçüncüsü olduğunda, Eurovision’da birincilik elde edildiğinde ya da polis günü söz konusu olduğunda kullanıma açık Taksim Meydanı 1 Mayıs söz konusu olduğunda bir “provokasyon” olmasın diye işçilere kapalı tutulmakta. Eğer amaç 1977 Kanlı 1 Mayıs’ının benzeri bir “oyunu” engellemek ise sadece ve sadece Taksim’e işçiler girmesin diye yığılan güvenlik kuvvetleri sanırım kimseye göz açtırmayacak bir yoğunlukta. Eğer Taksim’de kutlamayı engellemek için Türkiye’nin birçok ilinden takviyeli güvenlik önlemleri alınabiliniyorsa, İstanbul’da o zaman AB üyesi olma yolunda bir ülkenin polisinin Taksim Meydanı’nda miting yapan işçisini koruyabilecek konumda olmasından daha doğal ne olabilir.

Üstelik Taksim Meydanı yılbaşı geceleri orayı dolduran “magandalar” nedeniyle çok daha tehlikeli anlar da yaşayabilmekte. Ayrıca Polis Günü nedeniyle ve aynı 1 Mayıs Korteji gibi “provokatörlerin” hedefi olabilecek bir Polis Yürüyüşü için güvenlik sağlanabiliniyorsa 1 Mayıs’ta bunun mümkün olmaması bence mantığa aykırı.

Her neyse! Sonuç açık: Türkiye, tüm dünya medyası aracılığı ile bir kez daha demokratik bir ülkeye hiç yakışmayan resimlerle kendi kendini “bakmayın AB üyesi olduğumuza biz aslında hâlâ cunta dönemi kafasından kurtulamadık” diyerek sergilemekte. 1 Mayıs 2008’de de değişmedi bu durum!

BİZİ TAKİP EDİN

360,158BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,349TakipçiTakip Et
7,986AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL