İsveç’in BM raporu
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
İsveç Birleşmiş Milletler Kurulu, zehir zemberek bir rapor hazırladı. İsveç’i topa tutan bu rapor, mayıs ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi

İsveç Birleşmiş Milletler Kurulu, zehir zemberek bir rapor hazırladı. İsveç’i topa tutan bu rapor, mayıs ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından İsviçre’nin Cenevre kentinde incelemeye alınacak. İncelemenin sonunda nasıl bir sonuç çıkacağı aslında Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. BM’ye gönderilen rapora şöyle bir bakılacak olursa İsveç’le benzerliklerimiz şaşırtıcı.
15 farklı sivil toplum örgütünün ve İsveç Birleşmiş Milletler Kurulu’nun birlikte hazırladığı raporda ilk olarak İsveç’te ‘nefret’ suçlarında hızlı bir tırmanış görüldüğü bildiriliyor. 2007’den 2008’e nefret suçlarında, yüzde 50 artış yaşanmış. 5900 vaka, suç kayıtlarına geçmiş. İslamfobide yüzde 32, anti seminizimde 35, homofobiye dayanan nefret ve ayrımcılık içeren suçlar, yüzde 45 artmış.
Raporda ayrıca irtica başvurusunda bulunan ve pasaportu, kimliği olmadan İsveç’te yaşayan, kâğıtsız göçmenlerin özellikle sağlık hizmetlerinden diğer vatandaşlarla eşit ölçüde yararlanamadığı bildirilmiş. İsveç’teki engelli vatandaşların uçaklara, otobüslere ve trenlere inip binerken zorluklar yaşadığı da raporda yer almış. İsveç’te işlenen cinsel suçların artması ve tam zamanlı çalışan kadınların, kendisiyle aynı işi yapan erkeklere göre yüzde 20 daha az kazandığı Birleşmiş Milletlere rapor edilmiş. Ülkedeki azanlıklardan Çingenelere ve Samilere yapılan baskılar da bir yerinden rapora iliştirilmiş.
Raporun ayrıntıları gazetelere düştüğü andan itibaren tartışmalar sürüyor. Özellikle sığınmacı olarak İsveç’e gelmiş, Avrupa’ya göç yolunda, annesini, babasını kaybetmiş öksüz çocukların, İsveç toprakları üzerinde yaşadığı sorunlar, gazetelerin sayfalarından düşmüyor. İsveç’teki belediyelerin yarısında, öksüz göçmen çocukların, belediye sınırları içinde bir yere yerleştirilemeyeceğini belirten hükümler yürürlükte. Şimdi bu belediyelere kamuoyu baskısı uygulanıyor. Önümüzdeki mayıs ayında, günahları BM’de masaya yatırılacak İsveç için çıkacak sonucun Türkiye’de AKP hükümetini iktidardan devirmesi lazım.
İsveç’in BM raporu, word dosyasında kopyala yapıştır Türkiye için de yazılır. 2007 yılına damgasını vuran Hrand Dink cinayeti bir nefret suçudur. Biz de islamfobi pek görülmese de, Sünni devletin Aleviliğe, cem evlerine karşı fobisinin üstünü Cumhurbaşkanı Gül bile örtemez. 2003’te AKP hükümeti döneminde, İstanbul’daki iki sinagoga yapılan ve biri polis, 20 kişinin öldüğü, 303 kişinin yaralandığı bombalı saldırıları hatırlayalım. Türkiye’de nerdeyse homofobik olmamak suçtur, o sebeple homofobiye dayanan suçlara örnek vermeye ne hacet.
İrtica edip Türkiye’ye gelmiş göçmenlerin durumunu bilemeyeceğim ama Türkiye’den 80 darbesiyle kaçmak zorunda kalmış çok solcu tanıyorum İsveç’te. Türkiye’de sağlık hizmetlerindeki işkence yabancıya ayrı, yerliye ayrı yapılmıyor. Herkes eşit işkenceden geçiriliyor.  Türkiye’deki engellilerin yaşadığı zorluklar uçağa, otobüse, trene binmeden çok önce başlar. Biz de durağa kadar gelmek bile imkânsızdır. BM’ye Türkiye’deki cinsel suçların artışını nasıl tarif etsek acaba? Memlekette cinsel suçta fantezi yapıyoruz. Tecavüzcüler, Türkiye’de, polis üniforması giymeden suç işlemiyor artık. Çalışan kadına, onunla aynı işi yapan erkekten daha az maaş ödendiği, Türkiye’nin de bir gerçeği. Yalnız Türkiye’de kadının yaşadığı azlıklar, önce maaştan başlamaz. Annesi babası olmayan öksüzlerin Türkiye’de kötü muamele görmeleri için sığınmacı olmaları gerekmez. Yetimhanelerdeki şiddet görüntülerini kim unutabildi ki! Mayıs ayı Türkiye için de önemli. İsveç’in BM’ye sunulan suç dosyasının bir benzeri bizim için de “hadi” desen hazırlanır. Bir konu hariç, azınlıklar. O noktada açılım içindeyiz. İsveç kendi derdine yansın.