“İtilaf” ve “İhtilaf”
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerin yazımı her zaman sorunludur. Bazen tek bir harfin, hatta düzeltme iminin yanlış yazılması bile anlamı tersine çevirebilir!

Mehdi Bektaş’ın İmge Yayınları’ndan çıkan Kemalizm ve Sosyalizm adlı kitabının arka kapak yazısına göz gezdirirken, “Hürriyet ve İtilaf Fırkası”nın “Hürriyet veİhtilaf biçiminde yazıldığını şaşkınlıkla gördüm. Ama kitabı inceleyince, Mehdi Bektaş’ın bunda kusuru olmadığını anladım. Çünkü metin içinde örgütün adı doğru yazılmıştı. Demek ki kapak yazısını yazan editör arkadaş özensiz davranmış, son okumayı yapan da yanlışı görüp düzeltmeyince ortaya böyle bir durum çıkmıştı...

Yayın işinde bir yanlışlık yapıldı mı orada kalmaz, alıntılar yoluyla başka alanlara taşınır. Nitekim BirGün’ün “Kitap” sayfası editörü de bu kitabı tanıtırken arka kapaktaki yazım yanlışını aynen aktarmış. Böylece 1911 yılında kurulan ve tarihsel önemi büyük olan “Hürriyet ve İtilaf Fırkası”, bu zincirleme özensizlik sonucunda “Hürriyet ve İhtilaf”a dönüşmüş. Kim bilir daha başka nerelerde yinelenmiştir aynı yanlış…

“İtilaf”, Arapça bir sözcük. Anlamı “anlaşma, uyuşma” demek. “İhtilaf” ise tam tersi bir anlam taşıyor: “Anlaşmazlık, uyuşmazlık”…

Her ne kadar kitabın yazarının bu yanlış yazımla ilgisi olmadığını söylesek de, sayfaları karıştırdıkça başka adlandırma yanlışlarıyla da karşılaştık. Örneğin Osmanlı liberallerinden Prens Sabahattin’in kurduğu “Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti”nin adı, kitabın birçok yerinde “Teşebbüs-ü Şahsive Âdem-i Merkeziyet Cemiyeti” olarak geçiyor. Bu tamlamada iki yanlış var. “Âdem”, insan demektir. “Adam” sözcüğü de âdem”den gelir. Üzerinde düzeltme imi bulunmayan “adem” ise eski dilde “yokluk, hiçlik” anlamındadır. Başına geldiği sözcüklere “-siz, -lik” anlamı katar. Sözgelimi “merkez-i ademiyet”, merkeze bağlı olmayan, “yerinden yönetim” demektir. Demek ki bu tamlamanın “âdem-i merkeziyet” diye yazılması yanlıştır.

Ayrıca Farsçada “ü / vü” sözcüğü “ve” ya da “ile” anlamındadır. Örnek: “Leyla vü Mecnun” (Leyla İle Mecnun), “Hüsn ü Aşk” (Güzellik ve Sevgi). Söz konusu Cemiyet’in adında geçen kavram ise “teşebbüs-ü şahsi” değil “teşebbüs-i şahsi”dir ki, bunun günümüzdeki tam karşılığı “özel girişim”dir.

Kitapta başka yazım yanlışları da var. Örneğin “etniksel” diye bir sözcük kullanılmış (s. 40). Oysa “etnik” sözcüğü zaten sıfattır. Buna ayrıca “-sel” ekinin eklenmesi yanlıştır. Tıpkı “teknikseltartışma” demediğimiz gibi, “etnikseltartışma” yerine “etnik tartışma” demek, dilbilgisi bakımından daha doğrudur.

Aklıselim olmak!

Arapça kökenli “akl-ı-selim” sözcüğünün Türkçe karşılığı “sağduyu”dur. Bu sözcük dilbilgisi açısından “ad”dır, dolayısıyla “önad” (sıfat) yerine kullanılması yanlıştır. Ayrıca “olmak” yardımcı eylemiyle kullanıldığında, araya mutlaka iyelik durumunu belirten bir sözcüğün girmesi gerekir. Yani “aklıselim olmak” değil, “aklıselim sahibi olmak” denir.

Oya Baydar da T24’teki bir yazısında (7 Aralık 2014) bu sözcüğün yanlış kullanımından yakınmış: “Galat (yanlış) yaygınlaştıkça doğru yanlış sayılmaya başlar. Mesela ‘aklıselim’ sözcüğü... Koca koca profesörler, yorumcular, yazarlar bile aklıselim’i sıfat niyetine kullanıyorlar. Aklıselim adam diyorlar mesela, iyi adam, akıllı adam, aptal adam der gibi. Oysa aklıselim, yani ‘sağduyu’ isimdir; doğrusu, ‘aklıselim sahibi adam’dır.”

Ben de “aklıselim” sözcüğü ile ilgili olarak değişik zamanlarda çeşitli yazarlardan not ettiğim birkaç yanlış kullanımı örnekleyeyim:

-“Mektubumu size biraz gecikmeli yazıyorum. İstedim ki biraz sakinleşiniz, aklıselim olunuz.” (Soner Yalçın, “Kim daha iyi Türk, gelin kafatasınızı ölçelim”, Hürriyet, 30 Eylül 2007)

-“Fatih Çekirge'nin sözleri üzerine masadaki aklı selim birkaç kişi gülüşmüş.” (Fatih Altaylı, “Aydın Doğan yazarlarına ne dedi?”, Haberturk, 17 Eylül 2008). (Fatih Altaylı üstelik sözcüğü ayrı yazarak yanlışı katlamış!)

-“Türkiye’de aklıselim düşünen herkes şunu sanırım çok iyi anladı...” (Mehmet Faraç, “Aydınlık’a değil karanlığa kızmak gerek!...”, Aydınlık, 23 Kasım 2012) (Burada doğru kullanım, “aklıselimle düşünen” olmalıydı).

-“Rusya Devlet Başkanı, Esad’ın Suriye içindeki aklıselim muhalefetle temas kurmaya, onlara yönetimde yer vermeye ve erken seçime gitmeye hazır olduğunu söyledi.”(“Putin: Esad değişime hazır”, Cumhuriyet, 5 Ekim 2015, s. 10).

Her zaman söylüyoruz: Türkçesini kullanırsanız böyle yanlışlar yapmazsınız!