İtirafçı sanık Şahin’den çarpıcı ifadeler: Polisler, ‘eline sağlık’ diyerek, selfie çekti
09.11.2016 08:39 GÜNCEL
Sivil polisler beni gözaltına aldı. Nezarethaneye götürmediler. Çay içtikleri yere götürdüler. Polisler bana ‘eline sağlık, birkaç çocuk da ölmüş ama zayiattır’ diyerek, güldüler

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

Fotoğraf: Recep Yılmaz

10 Ekim 2015’te düzenlenmesi planlanan Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanan kitlenin arasına giren iki IŞİD’li canlı bombanın gerçekleştirdiği katliama ilişkin açılan davanın ikinci celsesinde, itirafçı sanık Yakup Şahin savunma yaptı.

Katliamdan önce rehberlik yaparak saldırı yerini incelemekle suçlanan ve savcılık ifadesinde polislerin ‘kendisini kandırdığını’ söyleyen Sanık Şahin, Emniyet’teki ifadesinin gerçek olmadığını belirterek, “Başıma çorap örenler, ‘senin kod adın var mı?’ diye sordular. Bana ‘Kundi ismi var. Bu kod isim sana uyuyor. Zaten 3-5 ay yatıp çıkacaksın cezası yok’ dediler. Olay üzerime kalacak diye korkuttukları için 3-5 aya razı oldum” diye konuştu.

Koskoca Cumhurbaşkanı’nın bile ‘Allah bizi affetsin, yıllarca bizi kandırdılar’ dediğini söyleyen Şahin, “Ben de Halil İbrahim Durgun’un yanında çalışırken beni de kandırmışlar” ifadelerini kullanarak, “Yunus Durmaz ile bağlantım olduğuna dair bir belge istiyorum. Hedef bölgede iş yapmış isem delil istiyorum. Antep’te istihbarat yapmış isem oralar ile ilgili delil istiyorum. İddialar ile ilgili video, fotoğraf istiyorum” dedi.

Yunus Durmaz’ın evinde bulunan belgelerde kendisine ait olduğu belirtilen evrakların çıktığı iddiasının ve kod isimlerin doğru olmadığını savunan Şahin , “Kundi ben isem, telefon ile irtibatım olup olmadığına bakılmalıdır. Belgede geçen Kundi, bilgi veren ve emanetleri Yunus Durmaz’a bildirecek kişidir” savunmasını yaptı. Halil İbrahim Durgun ve Yunus Durmaz’ın emrinde çalışmadığını iddia eden Şahin, “Halil İbrahim Durgun patronumdur sadece patron ilişkisidir” iddiasında bulundu.

Halil, ‘asker kaçağını kaçıracağız’ dedi
Olaydan önce keşif yaptığına dair iddiaya ilişkin ise Şahin şöyle yanıt verdi: “Halil bana ‘asker kaçağı arkadaşım var, evli barklıdır, onu kaçıracağız. Sen Ankara’ya önden git, ben arkadan geleceğim’ dedi. Ben önden kontrolcü olarak geldim. Yolda iki kere durduruldum. GBT sorgusu yapıldı ve geçtim. Ankara’ya yakın bir yerde petrolde durduk. Burada Halil bana ‘senin işin bitti, geri dön’ dedi. Antep’e döndüm. Eşyalarımı almak için arabanın arka bagajını açtım ve bir poşet gördüm, poşette el bombaları vardı. Halil’i defalarca aradım ancak ulaşamadım. Sonrasında ne yapacağımı bilemediğim için poşeti eve koydum. Urfa’ya babamlara gittim. Polisler geldiğindeevde uyuyordum.”

Sivil polislerin kendisini gözaltına aldığını belirten Şahin, “Nezarethaneye götürmediler. Çay içtikleri yere götürdüler. Polisler bana eline sağlık, birkaç çocuk da ölmüş ama zayiattır’ diyerek, güldüler. Benimle selfie çektirdiler. Sonra beni başka bir yere götürüp, çırılçıplak soyarak kötü şeyler yaptılar” diye konuştu.

‘İfadem bana ait değil, polisler hazırladı’
Polislerin, Halil’in nerede olduğunu sorduğunu, Halil bulunmazsa bütün suçun kendisine kalacağını söylediğini ifade eden Şahin şöyle devam etti: “O seni kullanmış sen de bir şeyler uydur suçu ona at’ dediler. Bana çok işkence yaptılar. Dayanacak gücüm kalmadı. Halil’in evi ve garajı olduğunu söyledim. Halil patronum ‘Nizip’te ‘depo tut’ demişti. İfadem bana ait değil, polislerce hazırlandı. Suruç’ta meydana gelen patlamada sorumlu olmadığından Halil’in üzerine oynadık. Halil’in bir gün bile evine gitmedim. Bir gün evimizde misafir ettik yalanı savcıdan çıktı. Deniz Büyükçelebi ile fırında çalışmıştım o kadar. Emniyettekiler bana, ‘Deniz Büyükçelebi bir daha Türkiye’ye gelmeyecek’ dedi. Bunun üzerine bomba işini de Deniz Büyükçelebi’nin üzerine attık. HDP Mersin, Adana bombalamalarını ve Suruç bombalamasını da polis elbirliği ile olmuş gibi anlattırdılar. Benim söylediğim her şeyi polisler belirledi. Meğer bunlar sorgu taktiği imiş. Emniyetteki sorgum bitince polisler, ‘sana avukat tuttuk’ dediler. Avukat bana ‘ben seni savunmam. Ceza alırsın’ dedi. Avukat ‘seni savunmam’ diyor bu iş nasıl oluyor dedim.
Savcı kızardı, polislere baktı, ‘neden dikkat etmiyorsunuz?’ diye fırça attı. Neden 4-5 avukat gelip geri çekiliyor. Ben 3-5 ay yatıp çıkacağım neden savunmuyorlar ki?’ diye sordum. Orada birisi bana ‘pişmanlık yasasını söyle yoksa bu işin içinden zor çıkarsın’ dedi. Kişi yaptığından pişman olur, ben bir şey yapmadım ki pişman olayım. Kurban olarak beni seçtiler. Benim hatam polise, savcıya inanmak oldu.”