İTÜ öğrencilerinden "Müzik haramdır" bildirisine türkülü yanıt
09.12.2017 16:56 GÜNCEL

İTÜ Konservatuar öğrencileri üniversitede dağıtılan ‘Müzik haramdır’ başlıklı bildiriye sazlı türkülü yanıt verdi.

İTÜ Konservatuar öğrencileri, üniversitede dağıtılan “Müzik ruhun gıdası mıdır?” “Müziksiz hayat olmaz mı?” gibi sorular soran ve müziğin haram olduğunu yazan bildiriye çektikleri video ile sazlı türkülü cevap verdi.

Evrensel'in haberine göre, öğrenciler ayrıca yayınladıkları “İnadına sanat inadına özgürlük” başlıklı bildiriyle, okulda dağıtılan ‘Müzik Haramdır’ başlıklı bildiriyi dağıtan gerici faşist anlayışı kabul etmediklerini ve bu anlayışa karşı yaşamın her yerinde sanatı var etmeye çalışacaklarını belirterek “İnadına şarkılar, türküler söyleyeceğiz, inadına müziği ve sanatı tüm çocuklara öğretmeye çalışacağız. Bizler sanat ile yaşamı örgütleyeceğiz. Geleceği hep birlikte ellerimizle kurma gücümüz var ve bizler bu gücü sanat ile yaygınlaştaracağız” dedi.

İTÜ Konservatuar Öğrenciler imzalı bildiri şöyle:

“İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir. (Goethe)

İNADINA SANAT İNADINA ÖZGÜRLÜK

"Sanata ve sanatçıya yönelik baskıların son yıllarda hızla artması biz İTÜ Konservatuar öğrencilerine sanat alanlarını ve sanatı her zaman savunmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Gelinen süreçte sanatın, sanatçının ve sanat alanlarının yasaklanması, konserlerin ve müziğin olduğu tüm alanlara yönelik tehditlerin artması, bizleri bu alanları yaşamı var etme gücü olan sanat ile savunmanın ve sahiplenmenin daha önemli olduğunu göstermiştir.

Geçtiğimiz günlerde okulumuzda dağıtılan ‘Müzik Haramdır’ başlıklı bildiriyi dağıtan gerici faşist anlayışı kabul etmiyoruz ve bu anlayışa karşı yaşamımızın her yerinde sanatı var etmeye çalışacağız. İnadına şarkılar, türküler söyleyeceğiz, inadına müziği ve sanatı tüm çocuklara öğretmeye çalışacağız. Bizler sanat ile yaşamı örgütleyeceğiz. Geleceği hep birlikte ellerimizle kurma gücümüz var ve bizler bu gücü sanat ile yaygınlaştaracağız.

Üniversitemizde bu bildiriyi dağıtanları ve bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Biz dünya şairi olan Nazım Hikmet’in mahpus edilmesinden, Hasret Gültekinlerin, Nesimi Çimenlerin, Muhlis Akarsu ve diğerlerinin barbarca yakılmasından, Fazıl Say konserine satırla saldırı yapılmasından, piyanist Dengin Ceyhan’ın tutuklanmasından, Erdal Erzincan’ın TRT’de yasaklanmasından ve tüm sanat alanlarının kapatma tehdidinde olmasından tanıyoruz. Sanat alanlarını bu zihniyete karşı savunacağız."

‘MÜZİK EN BÜYÜK SES DUYURMA YÖNTEMİ’

Konservatuvar öğrencileri, dağıtılan bildirilere karşı tepkisini Evrensel'e anlattı.

Dogadaki bütün seslerin müzik olduğunu vurgulayan İTÜ Devlet Konservatuarı öğrencisi Gökhan Saraç, “Bir kuşun ötüşü ve bir arabanın egzozundan çıkan ses bile bir müziktir. Hepsi birer nota içerir. Hatta dini yönden buna karşı çıkan kişilere belirtmek gerekirse, okudukları Kuran’ın tecvidle okunması bile bir müziktir. Dolayısıyla müziğin her türüne haram demek mümkün degildir. Tabi ki içinde isyan ve kendini Allah'ın yerine koymak, dini düsüncenin islam düsüncesi olmadığını gösterir. Fakat insanlar bir şarkıda birçok ruh hali yansıtılabilir. Allah'a isyan olarak düşündüğümüz bir şarkı sözü aslında tamamen Allah’ı sevdiği için söylenmiş olabilir. Müziğin kalpleri ve maneviyatı rahatlattığı da bir gerçektir. Konservatuardaki arkadaşlarım tepkilerini zaman zaman çeşitli konularda göstermişlerdir. Fakat bu konunun bizim bölüme yansıtılmaması da ayrı bir muamma.Çünkü müzik bazen en büyük ses duyurma yöntemidir. Zamanında TRT İstanbul Radyosunu da kapatmaya çalıştıkları zaman, müzik sayesinde sesimiz çıktı ve ekmeğimize sahip çıktık. Konservatuar öğrencilerinin sadece bu mevzu için değil, her hakları için seslerini sonuna kadar yükselmeleri gerekir” diye konuştu.

‘MÜZİK KARŞI ÇIKILABİLECEK BİR ŞEY DEĞİL’

Bir başka İTÜ Devlet Konservatuarı öğrencisi Batuhan Topaloğlu ise, “Dünya artık öyle bir hale geldi ki her absürt fikir beyan edilebiliyor. Müzik dinlemek veya müzik yapmak karşı çıkılabilecek haram sayılabilecek bir şey değildir, o bağlamda bir şey değildir çünkü. Yani bu ‘yürümek haramdır’ demek gibi bir şey. Çünkü dünyadaki her dengede kendi içinde bir müzik vardır. Müzik dediğimiz olay zaten aynı veya farklı seslerin belli belirsiz oranlarda ardı ardına duyulmasıyla oluşur. Yağmur sesi bile kendi içinde bir müziktir aslında. Arkadaşların fikrine gelecek olursak dini açıdan. Dini musıki denen bir şey var arkadaşlar iyi araştırsınlar sanırım haberleri yok. İlk ezandan beri İslamda musıki vardır. Örnek veriyorum her gün dinlediğimiz sabah ezanı saba makamındaki notalarla seslerle okunur, akşam ezanı segah makamı sesleriyle okunabilir bunları iyi öğrensinler. Diyelim ki biliyorlar. O zaman önce inançlarından bu müziği çıkarmaya çalışsınlar bakalım nasıl bir geri dönüş alıyorlar.

Ya bu konu hakkında iyi niyetli düşünmek istiyorum belki çok fazla talep vardı bunun büyük bir etkinlik olacağını düşündüler. Aksi de olabilir tabi Türkiye de araya farklı şahıslar sokularak işler çok kolay yürüyor biliyoruz. En kötü 3. ihtimal ise üst mecralar tarafından okulda kaos yaratmak isteğidir.

Öncelikle şunun bilinmesini istiyorum. Konservatuarla maslak kampüsünün çok daha fazla iletişim kurması gerekli. Biz çok yalnız hissediyoruz. Hatta konservatuar öğrencilerine anket yapılmasını rica ediyorum. Soru şu: Kendinizi üniversitede hissediyor musunuz? Durum bu kadar kötü. Biz kendimizi Maçka’da bir sokak içine hapsedilmiş bir kursa geliyormuş gibi hissediyoruz. Haliyle Maslak’taki hiçbir olaydan etkinlikten haberimiz olmuyor; bir şekilde haberimiz olsada pek ilgilenilmiyor. Konservatuar öğrencilerininde tabiki çabasıyla iletişimimizi arttırıp ortak çalışmalar yürütülebilir. Biz gelir sahnede yaparız orda konser de yaparız adam çok. Ama ne izin almaktan haberi olan ne de herhangi bir kulübe üye olan çok çok az öğrenci var malesef. Bizimle iletişim kurulmadan bir şey yapamayız. İşler nasıl yürür gerçekten bilinmiyor. Son videonun çekilmesine çok mutlu oldum ama daha çok şasırdım.”