İyi gazeteciliği sosyal medyadan korumalıyız
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Gazetemiz muhabiri Serbay Mansuroğlu, geçen hafta çok önemli bir habere imza attı. İddiaya göre Karaman’daki tarikat evlerinde M.B. adlı bir öğretmen 45 çocuğa tecavüz etmişti. İslami bir vakfa ait olduğu öne sürülen tarikat evlerindeki bu çocuklardan 10’u durumu raporla tespit etmiş, öğretmen ise tutuklanmıştı. Bu haber, doğal olarak Amerika’daki rahiplerin çocuklara sistematik tecavüzü ve olayın örtbas edilmesini ortaya çıkaran gazetecileri konu alan Spotlight filmini hatırlattı (gerçek bir olaydan senaryolaştırıldı). Spotlight bir tarafa Karaman haberi her şeyden bağımsız olarak da önemli. Haberin ardından tehditler alan Serbay’ın muhabirlik başarısı da öyle. Ancak sosyal medya bu tarz haberleri işleme ve öğütme konusunda çok tehlikeli. Bu olayın Spotlight filmindeki gibi bir sonuca dönüşmesi konusunda bir engel oluşturabilir. Neden mi? Bu haftaki Köşe Vuruşu’nun derdi bu.

Spotlight örneğindeki zamanlama

Spotlight’ı izleyenler hatırlayacaktır. (spoiler uyarısı) Filmde pek çok delil olmasına rağmen dosyanın ortaya çıkarılması epey bir zaman alıyor. Hatta 11 Eylül saldırısından sonra biraz daha erteleniyor. Bu arada olayı takip eden muhabir, bir ara isyan etme noktasına geliyor. Çünkü onun için bu olay bir an önce ortaya çıkmalı ve yeni çocuklar tecavüzden kurtulmalı. Ekibin başındakiler onu durduruyor zira onlar için büyük resim önemli. Büyük resmin önemiyse şu:

Bu olay göz yumma noktasından çözümlenmezse, birkaç rahibin sapıklığı olarak yani münferit olarak kalacak. Bunun için de sahici deliller lazım. Sadece bu konuda kanaati olanları değil herkesi ikna edecek deliller. Dolayısıyla dosyayı yayınlamak için en uygun zaman bekleniyor. Bizdeki örnek erken çıktı ya da acele edildi demiyorum asla ama haberin sosyal medyadaki yankıları için endişeliyim.

Bizdeki zamanlama

Sosyal medyada bu olay bir anda skandalda adı geçen vakıf üzerinden tartışılmaya başlandı. Oradan söz konusu vakfın kapatılmasına ve o vakfın iktidarla olan bağlantılarına uzandı. Yani anında bir muhalefet argümanına dönüştü. Bir noktada illa ki olacaktır ama bu acele niye diye sormak istiyorum? Eğer ana maksat kurban çocukları ve potansiyel tehlike altındaki çocukları korumaksa, bu zamanlama doğru mu? Zaten bizim gibi düşünenlerden alınacak birkaç yüz RT için değer mi? Olayı bir çırpıda en tepeye bağlamak, çocuklarını o vakıflara verecek aileleri ikna eder mi? Kendi kendimize öfkelenip kendi kendimize soğuyacaksak ne âlâ? Eğer dert salt muhalefetse, bu muhalefet o vakıflara verilmek üzere olan “masum” çocukları koruyabiliyor mu?

Şimdi fikri takip zamanı

Şimdi bu olay için fikri takip zamanı. Böyle olayların yaşandığı tek vakıf burası mıdır? Diğer vakıflarda neler oluyor? Birileri bu işleri örtbas etmiş mi ya da şu aşamada bile örtbas etmeye gayret ediyor mu? Başlarına gelenleri itiraf etmek için güvenilir birileri var mıdır? Örneğin Spotlight’ta haberin ardından gazeteye yağmur gibi başka vakalarla ilgili ihbar telefonları yağmıştı. Eminim ki bu özel haberi yapan Serbay Mansuroğlu tüm bunlar için çalışıyor. Bize düşen, tehditlere maruz kalan Serbay’a sahip çıkmak ve dikkatli olmak. Birey ve gazete olarak dikkatli olmamız gereken konuysa açık: Sosyal medyanın gazına gelmemek. Bu tarz haberleri yaparken “muhalefetten” önce, kimi yıpratacağına kafa yormaktan önce çocukları korumak temel gaye olmalı. Bunun için bazen tıpkı Spotlight örneğindeki gibi sabırlı olmak, çok temkinli ilerlemek şart. Yoksa olay, tek bir vakfın, sapık bir öğretmenin “münferit” bir hareketi olarak kalmaya mahkûm olur. Bu da çocukları korumaz, aksine ışık sadece bir yere tutulduğu için gölgede kalanları korur.

***

Beyinlerdeki fay kırığı

Rasim Ozan Kütahyalı dünkü Sabah’ta, “terörle yaşamaya alışmak gerek” diyen Abdülkadir Selvi’nin kaldığı yerden devam etmiş: “Biliyorsunuz ülkemiz deprem kuşağında ve biz depremle yaşamaya alışmak için bir sonraki depremi beklemek yerine, altyapısını ve binalarını depreme dayanıklı her türlü tedbirle güçlendirmek zorundayız. Terör meselesi de aynı deprem örneği gibidir artık bu ülkede.“ Önlem olarak ne öneriyorlar acaba? Çelik yelek mi, canlı bombayı etkisiz hale getirme semineri mi, sokağa çıkma yasağı mı, bir sonraki patlamayı tahmin etmeye çalışan terör profesörü mü? Saçmalık ve ülkenin geldiği halin itirafından öte bir şey değil.