İyi Parti, katledilen 7 TİP’li için de mesaj atacak mı?
Bülent Mumay Bülent Mumay

Çarşamba günkü “Sosyal medya meselesi CHP’nin başını ağrıtacak” başlıklı yazımdan sonra e-posta kutuma çok sayıda şikâyet geldi. Çoğunluğu sıradan vatandaş olan okurlar, eski-yeni CHP’li vekil ve belediye başkanlarının sosyal medya hesaplarında devirdikleri çamlardan yeni örnekler veriyorlardı. Birbirini ihbar eden birkaç siyasetçi de vardı elbette, klasik CHP hastalığı işte…

“Sosyal medyadaki antipati sandığa yansıyor” diye biten yazımın yayınlandığı gün bu kez İyi Parti saflarında arka arkaya “sosyal medya kazaları”na tanık olduk. İlk olarak Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ’ın hesabından, Suriyeli göçmenlere yönelik nefret dilini körükleyebilecek tweetler atıldı. “Türkler açken Türkiye’deki Suriyeliler obez” ifadesi epey tepki çekti.

“Merkez”den bildiriyorlar
Özdağ’ın bu mesajının tartışıldığı sırada, İyi Parti’nin diğer genel başkan yardımcısı Koray Aydın’ın hesabından bir “anma mesajı” yayınlandı. Aydın, mesajında, 1970’lerde öldürülen bir ülkücüyü şu sözlerle anıyordu:

“Hainler tarafından günlerce işkence edildikten sonra okulunun 3. katından atılarak şehit edilen öğretmen adayı ülkücü Ertuğrul Dursun Önkuzu’yu rahmet ve minnetle anıyorum.”

Bu ülke, 70’lerden bu yana farklı siyasetlerden binlerce gencini yitirdi. Merkez parti olma iddiasıyla kurulan İyi Parti’nin MHP’den gelme genel başkan yardımcısı ise sadece ölen ülkücü olunca mesaj yayınlıyor. Ülkücülüğü tescilli katillerin işlediği cinayetlerin yıldönümlerinde de mesaj atacak mı acaba?

Gerçek “merkez” bu değil!
Haluk Kırcı’nın faili olduğu Bahçelievler Katliamı’nda can veren 7 TİP’li öğrenciyi 8 Ekim’de andığını duymadık hiç mesela… Maraş ve Çorum katliamına dair de anma mesajları atacak mı? Abdullah Çatlı’nın ölüm emri verdiği Bedrettin Cömert’i de 11 Temmuz’da anacak mı?

Koray Aydın, MHP’de Bahçeli ile yola devam ediyor olsaydı bu soruların elbette hiçbir anlamı olmayacaktı. Ama kendisi şu anda Türkiye’nin merkez partisi olma iddiasındaki Meral Akşener’in İyi Parti’sinde siyaset yapıyor. “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” cümlesini tekrarlamak, kimseyi merkez yapmıyor. Eski hastalıkları, yeni olma iddiasındaki siyasetlere taşımak, şiddette taraf tutmak ve acıları yarıştırmak da memlekete sadece zaman kaybettiriyor.

***

Bahçeli, ağzını çalkalayıp şu sorulara yanıt verse?

iyi-parti-katledilen-7-tip-li-icin-de-mesaj-atacak-mi-391331-1.

Saray’ın seçimlere doğru sol düşmanlığı üzerinden oyları konsolide etme oyununa, MHP Lideri Devlet Bahçeli de katılmış. Solun, Zarrab davasına umut bağlayarak ABD’yi desteklediğini iddia etmiş şu sözlerle:

“12 Eylül öncesinde ‘Go Home’ (Evine dön) diyenler, şimdi ABD’ye ‘Come in’ (Gel) diyorlar. Bu çok yanlış. Her konuda ABD’yi haklı gösterip, ABD aracılığıyla Türkiye’ye baskı yapmaya heveslenmek doğru bir şey değil.”

Hani iddianın anlamsızlığı bir kenara, Bahçeli’de gerçekten çok ciddi bir hafıza sorunu var. Sadece çok eskiden yaşanan olaylarda da değil, yakın tarihi de hatırlamakta zorluk çekiyor.

Odasındaki saat hâlâ 17:25 mi?
17/25 Aralık 2013’te aynı Zarrab’ın tutuklandığı operasyonlara destek veren kendisi değil miydi? AKP’yi destekleme koşulu olarak “Ver Bilal’i, al hilali” diyen kimdi? Yahu 17/25 Aralık operasyonlarını unutturmamak için makam odasındaki saati 17:25’te sabitleyen de solcular mıydı?

Hani geçelim yakın tarihi… Türkiye’de ABD’ye her zeminde bayrak açan solculara saldıranlar kimlerdi? Tüm antiemperyalist eylemlerde solculara saldıran tosunlar hangi ‘ocak’lardan yetişti?

Coni’ye karşı seccade açmak
Hazır “Go Home” meselesini açmışken… 6 Filo’ya karşı Dolmabahçe’de ABD askerlerini denize döken solculara kimler saldırmıştı? “Go Home” diyenlere saldıran ve 2’sini öldüren grubun lideri şu anda Meclis Başkanlığı yapıyor olmasın sakın? MHP’nin oylarıyla yeniden seçilen eski MTTB Başkanı İsmail Kahraman’a bir sorsun bakalım şu “Go Home” meselesini… Bir de solcuların karşı çıktığı 6. Filo’yu kıble yaparak namaza duranlara “Ne yapmak, nereye varmak istediniz” diye sorsa keşke..

***

Hooooop bi dakika: Durun siz kardeşsiniz

iyi-parti-katledilen-7-tip-li-icin-de-mesaj-atacak-mi-391332-1.

Soçi Zirvesi, Ahmet Davutoğlu’nun şekillendirdiği ama Erdoğan’ın aynen uyguladığı Suriye politikasının ölüm fermanı niteliğinde. Ne mutlu ki, komşumuz olan bir ülkenin el değiştirmesine yönelik politikadan vazgeçildi. Ülkenin ve bölgenin gerçek muhataplarıyla diyalog kanalları açıldı. Evet, Türkiye’nin geçen seneye kadar uyguladığı politika iflas etti. Ama Türkiye bu tutumundan vazgeçtiğini Soçi’de resmen açıklayarak doğru safa geçti.

Önceki gün zirveye dair haberleri okurken, Gül-Davutoğlu’na muhabbetiyle tanınan Karar’daki birkaç köşe yazısı dikkatimi çekti. “Hoca”larını yere göre sığdıramayan kalemler, Türkiye’nin “Soçi’de kaybettiğini” yazıyorlardı.

Hop, bir dakika. Kaybeden/kaybettiren hocanız Davutoğlu’nun muhteris politikaları olmasın sakın?

Karar’daki pişkin yazıları okuduktan sora, yazı günüm olmadığı için tweet attım: “Soçi zirvesinde Esad ve Putin’in kazandığını, Türkiye’nin kaybettiğini yazan Davutoğluperver yazarlarda gram utanma yok. Hani bir yenilgi varsa, Şam’da namaz kılma sevdalılarının, ‘6 aya Esad gider’ hülyalarıyla cenk edenlerin hiç mi suçu yok?”

Dün medya taraması yazarken, Reisçi köşe yazarlarında da aynı tepkiyi görmeyeyim? Resmen pişti olmuşuz, onlar da “Davutoğlu yüzünden olmadı mı? Şimdi Türkiye kaybetti derken utanmıyor musunuz?” tadında yazılar yazmışlar.

Bir kez daha, hoop bi dakika. Davutoğlu gökten zembille mi indi? Türkiye’yi tek başına mı yönetiyordu? Görevden alındığı güne kadar manşetlerden indirmediğiniz kişi hani bu kadar zararlı diyelim… 16 Nisan öncesi referandum mitinglerinde “evet” toplaması için kim kürsüye çıkardı kendisini? Yine mi yanıldınız, yine mi aldatıldınız?

Hülasa… Savaşı bitirecek her hamle doğrudur. Başka ülkenin altına odun atmak yanlıştır. Nokta. Ama Davutoğlu’nu eleştirmek hiiiç Reisçi kalemlere düşmez. Beraber yürüdünüz siz o yollarda. Arınç gibi, Gülencilere devleti teslim ettikten sonra “80 milyon içinde Gülen’e muhabbet duymayan 80 kişi vardı” gibi yalanlara sığmayın. Komik bile oluyorsunuz.

***

Milkport medyasından al haberi: Klu Klux Klan’lar geldi hanım!

iyi-parti-katledilen-7-tip-li-icin-de-mesaj-atacak-mi-391333-1.

Yeni Şafak gazetesinin IŞİD sempatisiyle bilinen muhabiri Yılmaz Bilgen, dün efsane bir habere imza atmış. IŞİD’in Suriye’de bitmesinden pek bir müteessir olan muhabir, bu canilerin yok edilmesinde payı olan PYD-YPG ile ilgili “şok” bilgiler vermiş. Yeni Şafak’ın içeride tam sayfa ayırdığı habere göre, Kürtlerin denetimindeki Türkiye sınırında yakın bölgelerde -haberdeki tanıma göre bildiriyorum- “birçok illegal yapı” faaliyet gösteriyormuş. Tabii ki “Pentagon ve CIA” denetiminde…

Bakın bu bölgede hangi “illegal yapılar faaliyet” gösteriyormuş: DHKP-C, TİKKO, MLKP, TKP-ML, TİKB, Acilciler. Haa bir de, “Devrimci Karargâh” örgütü. Tanıdık geldi mi? Hani malum F tipi çetenin, Hanefi Avcı’yı yönetici yaptıkları örgüt… Yeni liderler buldularsa demek...

Muhabir, bu kadar örgütü arka arkada sıraladıktan sonra benzetme yapmaktan da geri durmamış:

“80’lerin Beka vadisini andıran terör tarlası…” Dikkatinizi çekerim, bildiğiniz Bekaa Vadisi değil, “Beka” vadisi.

Gömlek satarken yanında tarak hediye eden, tarağı gösterirken cebinden 5’li kalem seti çıkaran, İstanbul şehir hatları vapurlarının efsane işportacısı “Burhan Pazarlama” gibi devam edelim. Bu kadar örgütten sonra.. “Bitti miii? Bitmedi…” Yerli bu örgütlerin yanı sıra, “terör tarlası”nda yabancı mahsuller de yetişiyormuş. Şimdi sıkı durun:

ABD’li Klu Klux Klan da bu bölgede kamp kurmuş! Evet evet yanlış duymadınız… Hani tuhaf beyaz kukuletalı elbiseler giyerek siyahların yerini yurdunu yakan örgüt de, hemen dizimizin dibindeymiş! Yahu IRA da buralardaymış… Hani 2005’te silahlı mücadeleye son verdiğini açıklayan IRA da gelip kamp kurmuş, görüyor musunuz Allah’ın işini...

“Bitti miii?” Tabii ki bitmedi. “Pediga” da Kuzey Suriye’ye gelmesin? Almanya’daki yabancı-İslam karşıtı ırkçı örgüt Pegida’dan söz ediyor herhalde. Herhalde terör örgütü olmaya karar vermişler ki, Bilgen’in haberine göre gelip “terör tarlası”nda kamp kurmuşlar.

Böylesine efsane bir haber, Milkport gazeteciliğinin beşiği Yeni Şafak’a yaraşır bir bilgiyle sona ermiş:

“Sayıları 5 bini bulan yabancı teröristler, International Taburu’da eğitim görüyor.”

Nerede? “International Taburu’da…”

Tamam yeter, güldük eğlendik, şimdi dağılabiliriz.