İyi şiir, yaşanılan dönemin nabzını tutar
07.05.2017 11:50 BİRGÜN PAZAR

OZAN ÜNER

Bu yıl 11 ülkeden 31 şaire ev sahipliği yapan Beşiktaş 2. Uluslararası Bahar ve Şiir Festivali 30 Nisan’da başladı. Dünya Şiir Hareketi’nin ‘ırkçılık ve yabancı düşmanlığı’ temasıyla Beşiktaş’ta yapılan Şiir Festivali’nin yönetmeni şair Ataol Behramoğlu ile festivali ve detaylarını konuştuk. “Herkes kendi bireysel perspektifinden dünyayı ve kendi sorunlarını görerek yazıyor” diyen Behramoğlu, şiirin günümüzde edindiği konuları ve şiirin sosyal yaşamdaki yerini anlattı.

Festivalin hazırlık süreci nasıl geçti?

Geçen yıl başladığımız festivalin bu yıl ikincisini düzenliyoruz. Açıkçası Beşiktaş’ta bahar ve şiir festivali benim fikrimdi. “Bahar ve şiir sevgilidir” böyle bir slogan bularak Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden şairlerle bu festivali yapmaya koyulduk. Birincisini güzelce başardık, bizde bir işe başlanır. Ancak o işi sürdürmede problemler yaşanabilir. Biz ise bu festivali sürdürüyoruz. Demek ki, bu önemli bir şey.

» Festivalin bu sene ikincisi gerçekleşiyor. Geçen seneye göre nasıl bir karşılaştırma yapabilirsiniz?

Bu yıl Beşiktaş’taki festivali organize eden ekip geçen yıldan deneyim kazandılar. Doğal olarak daha deneyimli ve daha yetenekli…

» Bu festivalin edebiyat ve şiir için önemi nedir?

Uluslararası festivaller şairlerin birbirlerini tanımalarını için bir fırsat. Başka ülkelerden gelen şairler o ülkenin şiirini ve kültürünü tanıyor.

Örneğin; İstanbul’a gelen arkadaşlar kimileri yıllar önce gelmiş, kimileri ise ilk kez geliyor. İstanbul’u görünce büyülendiler. Biz, İstanbul’un sıkıntılarına alışmış ve bunalmışız. Ama ilk izlenim, gelen insanlar için festivalin büyüleyici olması. Bunlar önemli şeyler, bizim ülkemiz yurt dışında genelde olumsuz çağrışımlarla hatırlanır. Bu festivalle çok olumlu yönlerinin de olduğunu göstermiş oluyoruz.

» 11 ülkeden 31 şaire ev sahipliği yapıyorsunuz. Peki, bu kadar şairi bir araya toplamayı nasıl başardınız?

Birçok şair Türkiye’ye gelmeye çok çekiniyor. Ama bu kez böyle bir çekince olmadı. Türkiye’de bunca şeye, olumsuz enformasyona rağmen hiçbir şairde tereddüt görmedim. Bir de yıllara dayalı bir birikim var. Benim pek çok şair arkadaşım var. Dünya Şiir Hareketi’nin kurucularından biriyim üç ya da dört yıl önce bunu Kolombiya’da kurduk. O vesileyle bütün dünyada şiir ve şairlerle bağlantım var.

» Geçmişe göre yaşamlarımızda birçok şey değişti. Haliyle şiirin ele aldığı konularda da değişiklikler yaşandı. Günümüzde şiir nelerden besleniyor?

Tabi bu önemli bir soru, önemli bir konu... Edebiyatın şiirin elbette sanatın konuları ve dile getirme biçimleri toplumsal oluşumlarla, yaşanılmakta olan dönemlerle tabii ki ilgili. Diyemeyiz ki, sanat bütün bunların dışında kendi dünyasını kurar. Ama öte yandan sanatın kendine özgü bir dünyası var. Bütün şairler, bütün yazarlar aynı konuları yazsa, sıkıntı bir şey çıkardı ortaya. Herkes kendi bireysel perspektifinden dünyayı ve kendi sorunlarını görerek yazıyor. Şiirde kimi şair toplumsal sorunları daha dolaysız olarak anlatıyor, kimisi daha dolaylı anlatıyor. Ama iyi bir şiir, her zaman yaşanılan dönemin nabzını mutlaka tutar.

» Peki, şiirin sosyal hayattaki yeri ne olmalı?

Çok açık dile getiriyorum. Şiir, insanın kendini en bütünsel olarak dile getirme, ifade etme olanağıdır. Neden? Bunu da söyleyeyim. Bilim, felsefe veya nesir edebiyatı kendini kavramlarla ya da öykülerle anlatır durumdadır. Şiir ise kavramların yanında bilinçaltı, sezgilerle beraber bir bütünlük içinde insanı dile getirir.

Şairin dilinin ucuna, şiirini yazarken kendisini bile şaşırtan sözler gelir. O bilinçaltından yükselip de gelen şeylerdir. İnsan yaşamında şiirin bütünsel bir anlamı vardır. Şiir toplumsal yaşamın dışına doğru gitmişse, insanın kendinden uzaklaştığı anlamına gelir. İnsan kendi ile ilgili düşünmez hale gelirse, kendisini tüketim toplumunun bir parçası olarak algılıyorsa ve kendi hayatıyla derin bir düşüncede değilse şiir o insandan uzaktadır.

» Dünya genelinde bir mülteci sorunu var ve Dünya Şiir Hareketi’nin ‘ırkçılık ve yabancı düşmanlığı’ sloganı oldu. Bu kararın alınması nasıl gerçekleşti?

Suriye’den gelip Türkiye’de göçmen olarak yaşayan iki şair var. Yine Iraklı olup da Londra’da yaşayan çok değerli bir şair var. Bu isimler, iletişim kurduğumuz şairler. Demek istediğim dünya genelinde bu sorun çok can yakıcı bir hale geldi.

Dünya Şiir Hareketi, dünyadaki bütün şairlere, şiir örgütlerine Nisan ayında yapılacak festivallerin ‘ırkçılık ve yabancı düşmanlığı’ temaları üzerine yapılmasını önerdi. Biz de buna ayak uydurarak festival üzerine çalışma gerçekleştirdik.

Dinletilerde, şiirlerde, sunumlarda bu tema yer alacak. Karar, hem Dünya Şiir Hareketi’nin hem de benim de içinde olduğum yönetim kurulunun çağrısıydı. Onun uyarınca elden gelen yapılacak.