İzlanda ilk bölüm: Başka bir gezegen
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
Sizi başka bir gezegende hissettirecek İzlanda seyahati için iki parçaya böldüğümüz yazımızın birinci bölümünde bu cennete gitmeden önce bilmeniz gerekenlere değinelim

Dünya üzerinde giderek popülaritesi artan bir ülke İzlanda. 2000’li yıllardan önce seyahatseverler arasında çok fazla bilinen bir ülke değildi, ancak internet haberciliğinin ulaştığı boyut o kadar yüksekti ki uzaklarda kendi halinde yaşayan bu ülke de özellikle el değmemiş ve bozulmamış doğal güzellikleri ile yavaş yavaş tanınmaya başladı. Turizm tamda onlar için önemli bir gelir kaynağı olmaya başlamıştı ki 2008 yılında patlak veren ekonomik kriz ülkeyi batma noktasına getirdi. Ülkedeki 3 banka teslim bayrağını çekti, 1 avro 305 krondan alıcı bulmaya başladı (şu anda 120 kron civarında). Tüm bunlar da yetmezmiş gibi 2010 yılında patlayan yanardağ Eyjafjallajökull’dan yayılan duman, Avrupa’daki hava trafiğini tamamen durdurdu. Yani İzlanda’nın imajı pek iyi gitmiyordu diyebiliriz.

Tüm bu olumsuz koşullar sürerken İzlandalılar, 2011 yılında yavaş yavaş krizden çıkmaya başladı ve bugün tüm dünyada müthiş bir başarı hikâyesi olarak biliniyorlar. 2002 yılında 277 bin turistin geldiği ülkenin çektiği turist sayısı her yıl arttı ve 2016 yılında 1,5 milyona ulaştı. Bu, 332 bin nüfuslu bir ülke için muazzam bir rakam. Yüzde 30’u lav tabakası, yüzde 11’i buzullarla kaplı bu diyarın İngilizce isminin “buz ülkesi” anlamına geldiğine bakmayın, yeşil rengin beyazdan daha baskın olduğu bir ülke burası.

Bir tanesine sahip olduğunda ülkelerin kendisini şanslı saydığı güzellikteki şelalelerden İzlanda’da onlarca mevcut. Öte yandan gerek çetin iklim şartları, gerek dünyanın diğer ülkelerine olan mesafesi gerekse de yüksek fiyat ortalamaları ile turist akınından hep uzakta kalabilmiş bir yer burası. Bu güzelliklerden bu yazı dizisinin ikinci bölümünde daha detaylı bahsedeceğiz ancak önce İzlanda’ya gitmeden önce bilmeniz gerekenlere ve hazırlıklara değinelim.

Bu rüzgâr bildiğiniz rüzgârlardan değil

Önce iklimle başlayalım. Reykjavik dünya başkentleri arasında (Danimarka toprağı sayılan Grönland’ın başkenti Nuuk’u saymazsak) en kuzeyde yer alıyor. Tarihindeki en sıcak gün 1939’da kaydedilen 30 derecenin yaşandığı gün ve yaz aylarında dahi 25 derecelerin görülmesi oldukça zor. Yıl boyu sıcaklıklar -5 ve 15 derece arasında mevsime göre değişiyor. Böyle baktığınızda aslında kutup ikliminin görüldüğünü söyleyemeyiz ama işinizi asıl zorlaştıran şey ülkede yaşayan ya da bulunmuş herkesin ününü çok iyi bildiği rüzgâr. İzlanda’da rüzgâr esmediğinde, soğuktan koruyucu kalitedeki elbiselerle (tercihen yün) birkaç kat giyinerek kendinizi sıcak tutabilirsiniz ancak rüzgâr estiğinde işler değişiyor. Çünkü İzlanda rüzgârı hızlı, güçlü ve daha da önemlisi dondurucu soğuklukta. Hem de sizi sadece açık arazide veya dağların arasında karşılamıyor, başkentin göbeğinde de sizi vurup geçmesi olası. Üzerine basa basa söylüyorum daha önce karşılaştığınız rüzgârlara benzemiyor, tabii dağcılık sporuyla uğraşmıyorsanız. Bu yüzden ülkeye gitmeden önce yapmanız gereken en önemli şeylerden birisi rüzgârdan koruyacak elbiseler almak ve mümkünse bunların en az 2 tanesini aynı anda giymek.

Bazılarının, bu elbiselerin ülke şartlarına göre üretilme faktörü göz önüne alınarak İzlanda’dan alınması gerektiği yönündeki tavsiyelerini ise biraz abartılı buluyorum. Zaten aşağıda daha ayrıntılı açıklayacağım gibi İzlanda’da bu giysilerin fiyatları oldukça yüksek. Kalın bir bere, atkı ve eldiven de bavulunuzun olmazsa olmazlarından olmalı. Gelecek hafta ülkenin etrafını dolaşırken coğrafyasından da daha ayrıntılı bahsedeceğiz.

Araç kiralamak avantaj sağlar

Gelelim ulaşıma. İzlanda’da başkent Reykjavik’te ve Reykjavik’ten adanın diğer taraflarına işleyen otobüsler var. Tabii tüm adayı otobüsle dolaşmak isterseniz hem birçok aktarma yapmanız gerekiyor hem de bu yolculuk toplamda oldukça fazla süre alabiliyor. Üstelik İzlanda, yolculuk ederken spontane olarak durup manzarayı izlemek ya da fotoğraflamak isteyeceğiniz yüzlerce durak vaat ediyor size. Son olarak bahsettiğimiz şehirlerarası ulaşım için cebinizden çıkacak rakam da oldukça yüksek. Örneğin Reykjavik’e sadece 179 kilometre uzaklıktaki, adanın en güney noktası Vik’e yapılacak otobüs yolculuğu 2,5-3 saat sürüyor ve bunun için ödeyeceğiniz ücret mevsime göre 100 ile 200 TL arasında değişebiliyor. Eğer sürücü ehliyetiniz varsa yapmanız gereken elbette araç kiralamak ve bunu yaparken adanın size sunduğu güzelliklerin önemli bir kısmının ana yoldan uzakta, çukur ve tümseklerle dolu bozuk toprak yolların sonunda olduğunu da hesaba katmak. Yani mümkünse bir arazi aracı (off-road ya da SUV) kiralamak.

Bu noktada eğer İzlanda’nın aşırı yüksek otel ya da konuk evi fiyatlarından kurtulmak ve aracınızın içinde uyumak istiyorsanız camper türü, ufak minibüs grubunda bir araç kiralamanız da mümkün. İzlanda’da bu araçları kiralayan yerel firmalar gayet güvenilir ve aracınızın içinde ikamet etmenize yardımcı olacak kamp malzemelerini kiralayan firmaların sayısı da bir hayli fazla (internet, GPS, portatif ocak, battaniye, ısıtıcı, yemek seti, uyku tulumu vs).

Söz konaklamaya gelmişken söyleyelim, İzlanda’da, özellikle başkent Reykjavik’in dışında, uçsuz bucaksız arazilerin ortasında, dağların eteğinde, şelalelerin kıyısında yer alan, eski çiftliklerden restore edilmiş 3-4 odalı konuk evleri, prefabrik evleri andıran oteller ve nihayet ahşap kulübeler var. Bunların tümü, medeniyetten uzakta, doğanın kalbinde size müthiş manzaralar ve huzur sunuyor. Dolayısıyla en azından 1-2 gece konaklamanızı tavsiye ediyorum, fakat unutmayın gecelik 400 TL’den aşağıda fiyatlar bulursanız kendinizi şanslı sayabilirsiniz.

İzlanda’ya Avrupa’dan Iceland Air ve daha düşük fiyatlı biletler satan WOW Havayolları uçuşlar düzenliyor. 5 saat uzaklıktaki Birleşik Devletler’den Avrupa’ya yolcu taşıyan birçok havayolu da aktarma yeri olarak Keflavik havalimanını kullanabiliyor. Keflavik havalimanı Reykjavik’e 50 kilometre uzaklıkta ve havalimanına 5 dakika mesafede birçok yerel araç kiralama firması müşterilerini havalimanından servislerle alıp bürolarına getiriyor ve kiralanan arabaları teslim ediyor. Uluslararası firmaların ise havalimanında ofisleri mevcut.

Gezi başlıyor: Mavi Göl’deyiz

İzlanda’nın dillere destan Mavi Gölü’nden bahsederek gezimize başlayabiliriz. Mavi Göl’le ilgili bilmeniz gereken 2 önemli şey var. İlki olabildiğince erken rezervasyon yaptırmanız gerektiği. Fiyatları mevsime ve doluluk oranına göre değişen bu tesisin giriş fiyatları kişi başı 200 liradan başlıyor ve kontenjan azaldıkça 350 liraya kadar çıkabiliyor. İkinci bilmeniz gereken şey ise Mavi Göl’ün Reykjavik’te değil, 47 kilometre uzaklıktaki Grindavik’te olması. İzlanda’yı ziyaret eden birçok turist, gölün havalimanına çok yakın ve başkente uzak olmasından hareket ederek ya ülkeye vardıklarında ya da dönüş uçaklarından 1 gün önce (bizim yaptığımız gibi) bu sıra dışı mekânın yolunu tutuyorlar. Mavi Göl yönetimi, istenildiğinde havlu, terlik ve bornoz kiralayabiliyor size ama birkaç kez bahsettiğimiz üzere fiyatları tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu malzemeleri bavulunuzda götürmeniz yerinde olacaktır.

Mavi Göl, İzlanda’nın turizm yüzü ve bu yüzden her geçen gün ünü artıyor. Tavsiyem burayı 20.00-22.00 saatleri arasında ziyaret etmeniz olacaktır. Grindavik’teki lav oluşumunun üzerinde yer alan gölün jeotermal suları yüksek miktarda silisyum ve kükürt içeriyor, bu da deri hastalıklarından mustarip insanlar için iyi bir haber. Ayrıca göl sularını çeviren kayaların üstündeki beyaz renkteki yosunları toplayıp (evet bizzat elinizle toplayıp) vücudunuza ve yüzünüze sürmeniz de mümkün. Bu maskenin de cilde iyi geldiği o kadar iyi biliniyor ki tesisin mağazasında krem halinde satışı bile yapılıyor. Burası doğal bir göl değil ve 37-39 derece arasında değişen sıcaklıktaki suyu, gölün hemen ardındaki jeotermal bir tesiste 2 günde bir yenileniyor ve sağlıklı kalması sağlanıyor.

Renkli duvarlarıyla Reykjavik

İlk bölümün finalini Reykjavik ile yapalım. Başkent, ülkenin 332 binlik nüfusunun üçte ikisini bünyesinde barındırıyor. Şehir merkezinde ilginç mimarisi ile dikkat çeken kiliseler Hallgrímskirkja ve Seltjarnarneskirkja, konser binası Harpa, şehrin 63 kişilik parlamentosu Alþingi ve tüm şehri görebileceğiniz Perlan ziyaret edebileceğiniz yapılar. 3 kilometre uzunluğundaki alışveriş caddesi Laugavegur, restoranlar, mağazalar, kafeler ve turist ofisleri ile dolu. Eğer hafta sonunda Reykjavik’teyseniz cumartesi ve pazar günleri açık olan ikinci el eşyalar ve gıda pazarı olan Kolaportid’e de uğramayı unutmayın. Reykjavik’in bize yaptığı sürpriz ise bu soğuk başkentten beklemediğimiz sıcaklıktaki rengârenk graffitilerdi. Şehri saran duvar resimlerinin gayet güzel göründüğünü itiraf etmek lazım.

2. Bölümde İzlanda’nın doğasına doğru bir serüven yaşayacağız. Şelaleler, yosun tarlaları, buzullar, siyah kumsallar... İzlanda gezegeninde yollara düşüş.

izlanda-ilk-bolum-baska-bir-gezegen-279780-1.izlanda-ilk-bolum-baska-bir-gezegen-279781-1.izlanda-ilk-bolum-baska-bir-gezegen-279782-1.