Kaan Tangöze, “kalacak türkü”sünü söyledi: “Gölge Etme”
Murat Meriç Murat Meriç
İki “usta”nın yolundan gidiyor Tangöze: Kurt Cobain ve Özdemir Erdoğan. Sesindeki yanıklık ve gitarındaki işve, bizzat Özdemir Erdoğan’dan kaptığı. Taklit etmiyor, özenmiyor, alıyor, süzüyor, dönüştürüyor ve bunları yaparken kendisi olabiliyor

Yıllar önce, Ankara’da Sakarya Caddesi bir çekim merkeziyken ve şahane bar Limon bu merkezin göbeğindeyken, her ay İstanbul’dan gelecek olan bir grubun yolunu gözlerdik. İstanbul seyahatlerinde tanıdığımız, tanıştığımız, şarkılarına vurulduğumuz bir gruptu bu: Duman. Gençtik. Kumdan Kaleler dinlediğimiz, mor ve ötesi’nin şarkılarıyla heyecanlandığımız, ZeN, Nekropsi ve Replikas dinlemek için yollara düşerek Peyote’nin İmam Adnan Sokak’taki küçücük mekanının kapısını aşındırdığımız yıllar… Duman’ı bu gidiş gelişlerde tanıdık, en çok Mojo’da ve Limon’da dinledik. Albümsüzdü, heyecanlı gençlerden kurulmuştu ve şarkıları içimize işliyordu. 1999’da, ilk albüm “Eski Köprünün Altında” yayımlandığında, bütün Duman şarkılarını ezbere biliyorduk. Bir efsanenin doğuşuna şahit olduğumuzun farkında olarak izliyorduk konserleri, albüme öyle sarıldık.

Bizi yanıltmadı, sahiden efsane oldu. Bu cümleyi birkaç kere kurdum, her seferinde daha içten yineliyorum: Duman, gelmiş geçmiş en büyük topluluklarımızdan biri. Benim nazarımda birinci. Başkası onları zirveye oturtmayabilir ama büyüklüklerine karşı çıkacak birini tanımıyorum. Konserlerinin “sold out” olmasından söz etmiyorum elbette… Şarkıları, sözleri ve duruşuyla Duman, bugüne kadar çok kimsenin başaramadığı bir şeyi başardı ve hızla yerleştiği zirveye demir attı. Daha uzun süre orada kalacak gibi duruyor üstelik.

Toplamaları ve konser albümlerini de sayarsak, on altı yılda toplam on bir albüme imza attı Duman. Onlarca şarkı anlamına geliyor bu. Üstelik içlerinde boş yok! “Dağlar Bağlar”dan “Yürek”e nice can yakan aşk şarkısı bir yana, “Mânâsı Yok”tan “Özgürlüğün Ülkesi”ne nice politik şarkı var. Duman’ın büyüklüğü, kökünü inkar etmemesinden: Kaan Tangöze, şarkılarını yazarken, bugüne kadar beslendiği kaynakları yok saymıyor ama bununla yetinmiyor, güne ve çevresine bakıyor. Gördüğü her şey onun (ve arkadaşlarının) şarkılarına giriyor. Sihri burada belki de: Duman, sahici bir topluluk. Sahici ve samimi.

İki “usta”nın yolundan gidiyor Tangöze: Kurt Cobain ve Özdemir Erdoğan. Sesindeki yanıklık ve gitarındaki işve, bizzat Özdemir Erdoğan’dan kaptığı. Taklit etmiyor, özenmiyor, alıyor, süzüyor, dönüştürüyor ve bunları yaparken kendisi olabiliyor. Samimiyet ve sahicilikten kastım bu. Yorumunu ve duruşunu yadırgamıyoruz. Onu dinlerken, “içimizden biri”nin şarkılarına kulak veriyoruz aslında.

kaan-tangoze-kalacak-turku-sunu-soyledi-golge-etme-79224-1.

Tangöze, bu yıl bir sürpriz yaptı ve geçtiğimiz hafta bir solo projeyle karşımıza çıktı: “Gölge Etme”. Müjdeyi, bu yıl 31 Mayıs’ta, Gezi’nin yıldönümünde YouTube üzerinden paylaştığı “Taksim Meydanı” ile vermişti ancak vuslata ermek için dört ay daha beklememiz gerekti. Bundan iki yıl önce, 31 Mayıs 2013 gecesi, yine YouTube üzerinden paylaştıkları “Eyvallah” ile Gezi şarkılarını ateşleyen Tangöze ve arkadaşları, verdikleri konserlerde bu şarkıyı ve direniş ateşini hep canlı tuttu. “Taksim Meydanı”, bu kadar heyecanlı ve coşkulu değil. Bir ağıt. “Ankara’nın göbeğinde Kızılay meydanında / Ateş açmış bir polis var genci vurmuş kafasından” derken hem yaşadıklarımızı özetliyor, hem de o güne dair duygularımızı canlı tutuyor Tangöze. Sözünü de esirgemiyor: “Katle ferman verilmiş yüksek yüksek koltuklardan / Alev almış bir ateş bu şimdi Taksim meydanında yanar.”

Bu şarkı, albümü sabırsızlıkla bekleme sebebi. Yanında nice soruyla: Nasıl bir albüm olacak bu? Tangöze, gitarının yanına ne iliştirecek? Türkü söyleyecek mi? 22 Eylül’den itibareh dijital platformlarda dinlediğimiz, 1 Ekim itibariyle elimize aldığımız “Gölge Etme” ile sadece bu soruların cevabına değil, şahane bir albüme kavuştuk. Albüme adını veren ilk şarkı, manifesto niteliğinde: “Elinde silahın varsa benim de gitarım var /…/ Arkanda hükümet varsa / Benim de şarkılarım var /…/ Senin de yandaşların varsa / Benim de yoldaşlarım var…” Burada kalmıyor, sonrası geliyor: “Şanlı Millet” ve “Amerikan Kovboyları”, Tangöze’nin bugüne, yaşadıklarımıza dair söz söylediği şarkılar. Hazineden yiyenler, sıfırlamalar, Amerika’dan İsrail’e uzanan ortalık karıştırıcılar, kısacası bugünlerde konuştuklarımız, bu şarkılarda yerini buluyor. Kaan Tangöze, bu albümle, günün tarihini şarkılara sabitliyor. İleride, bugünü anlamak için dönüp bakacağımız şarkılar bunlar, sırf bu yüzden gelecek kuşaklara aktarmak çok önemli -ki bunun için bir çaba sarfetmemize gerek kalmayacak: “Gölge Etme”, belli ki uzun süre dinlenecek. Kendi adıma, başucu albümlerim arasına çoktan koydum.

Sadece gündeme dair şarkılar yok albümde: Bir türkü (“Allı Turnam”), bir Mahzuni yorumu (“Tersname”), bir Karacaoğlan şiiri (“Bir Kız Bana Emmi Dedi”) var. Bunlara kendi şarkılarını ve müziklediği üç Özdemir Asaf şiirini ekleyeyim: Bestelenen “O Yolda” ve “Kalmak Türküsü” bir yana, “Çizik” adlı şiir, sözlerini Tangöze’nin yazdığı “Bekle Dedi Gitti”nin yolunu çizmiş: “Bekle dedi gitti / Ben beklemedim / O da gelmedi / Ölüm gibi bir şey oldu / Ama kimse ölmedi”. Asaf’tan bahis açmışken şu dörtlüğün altını çizeyim: “Daha gidilecek yerlerimiz var / Şu sohbetimizi dinler gideriz / Coştukça şarkılar türküler sazlar / Rakı mı şarap mı içer gideriz” İzninizle, albümden bağımsız bir haberi de bu paragrafın sonuna iliştireyim: Özdemir Asaf’tan “kalanlar”, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan “Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf / Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi.” başlıklı bir sergide bizimle buluşuyor. 2 Ekim’de açılan sergi, 23 Ekim’e kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde görülebilir. Bir tavsiye: Giderken yanınıza yukarıda bahsi geçen şarkıları almayı unutmayınız!

kaan-tangoze-kalacak-turku-sunu-soyledi-golge-etme-79225-1.

İddialı belki ama gerçek: Kaan Tangöze, bir büyük ozan. Bob Dylan’ın, Neil Young’ın, Bruce Springsteen’in yaptığını burada, bu topraklardan beslenerek yapıyor. Bu isimlerin yıllardır imrenerek dinlediğimiz albümlerinin yanına heyecanla koyuyoruz “Gölge Etme”yi. Dilimize, bize güç veren şarkılarını yerleştirerek elbette: “Yok çapulcular falan / Al sana marjinal bir son / Bütün ayyaşlar birleşmiş / Elinde bir sapan cebinde bir limon” Şarkılara eşlik etmek isterseniz, 6 Kasım Cuma gecesi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi Drama Salonu’nda olmanız yeterli: Tangöze, orada, albümdeki şarkıları ilk kez canlı seslendirecek. Heyecanlı bir buluşma olacağı muhakkak. Orada olacağımız da.

Ada Müzik tarafından yayımlanan albüm, 2015’in büyük sürprizi. Muhtemelen yıl sonunda, “yılın en iyisi” olarak anacağız. Albüm ve şarkılar üzerine laf etmek kolay ama yeterli değil. Onun için ne yapın edin, “Gölge Etme”yi edinin ve uzun uzun dinleyin. Kaan Tangöze (ve elbette Duman), yaşadığımız zaman dilimine heyecan katan isim. Konserlerde ağız dolusu eşlik edeceğimiz şarkılarını bekliyor olmak bile, bu heyecanı her dem canlı kılıyor. Abümlerin çıkışına ve böylesi sürprizlere şahit olmak hele, işin en güzel yanı. İleride çocuklarımıza, torunlarımıza anlatacağımız, gelecek kuşaklara aktaracağımız nice güzel hikâyenin kahramanı Tangöze (ve arkadaşları). Yaşadığımız dönemi çekilir kılıyor. Bizden biri demiştim ya, korkusuzca şu lafı ediyor olması bile nazarımızda itibarının yükselmesine yeterli: “Eğer sonunda mahpusa girmek varsa / Yatarız icabında” Ucuz kahramanlık değil, sahiden kalpten gelen bir cümle bu. Albümü, şarkıları dinlediğimizde daha iyi anlıyoruz bunu.

Son söze, Özdemir Asaf’ın albümden koparttığım bir dizesiyle yaklaşayım: “Bizi buralarda unutamazlar / Kalacak bir türkü söyler gideriz” Kaan Tangöze, gitmeden kalacak türküsünü söyleyenlerden. Temennim şu: Daha uzun yıllar onu, gitarını, mızıkasını dinleyelim ve şüphesiz Dumansız kalmayalım. Kendi adıma, bana şarkılarıyla güç verdiği için, Kaan Tangöze’ye ne kadar teşekkür etsem az. Huzurunuzda edeyim ve albümü şiddete salık vererek huzurdan ayrılayım.