‘Kabataş’ yalancılarına açık çağrı
HAKAN DEMİR HAKAN DEMİR

Pek sevgili ‘Kabataş’ yalancıları,

Lütfen daha girişten size yalancı diye seslendiğime bakıp sinirlenmeyin, yemin ederim kötü niyetle söylemiyorum. Hepinizin yaşı benden büyük. ‘Kabataş’ yalancıları deyince kamuoyu hemen kimden bahsedildiğini anlıyor. O yüzden yüce gönlünüze sığınarak bunu kullandım. Tabii sizi incitiyorsa ‘Kabataş’ korosu da diyebilirim. Senkronize yazı başlığı atmadaki maharetinize bakılırsa koro disiplinine haiz bir örgütlülüktesiniz.

Şurada 10-15 baş karakter, 30-40 kadar da yancısınız. Büyük karmaşa ortamından geçtiğimiz, acının tatlının birbirine girdiği, bir ihtilal günü tanışmıştık sizlerle.
Her şey bir viral reklam kampanyası almanızla başlamıştı. Biriniz “Bir belediye başkanının gelini mi kızı mı ne, Kabataş’ta eylemcilerin saldırısına uğramış, üzerine işemişler” diye girdi. Berikiniz “Ah vah bir tek ben biliyorum sanıyordum, meğer sen de duymuşsun” minvalinde atladı. Ötekiniz “İtidalle alakası yok; hemen suç duyurusunda bulunmalı, herkes duymuş” diye zıpladı. Sonra “İzledim görüntüleri tam fecaat” diyeniniz mi dersin, “Gelin hanım büyük travma yaşıyor” diyeniniz mi, koşup fake röportaj yapanınız mı, “Kolları nah böyle mosmor olmuş” diye ağlaşanınız mı... Aman allahım, tarihin en büyük bütçeli viral reklam kampanyasıydı âdeta. İçinde bir başbakan bile vardı.

Aradan neredeyse bir buçuk yıl geçti. Olayla ilgili yazdığınız, söylediğiniz ne varsa yalan çıktı. Kamera kayıtları görüldü, avukatlarınız itiraf etti, görgü tanıkları yalanın yalan olduğunu doğruladı... Hatta daha iki gün önce ortaya çıktı; üç yüz bin polisiniz bir araya gelmiş, gece gündüz çalışmış, 8 milyar ışık yılı geriye giderek tüm bölgenin MOBESE’lerini taramış, en ufak bir delil bulamamış.

Ama durmadınız be abilerim, ablalarım. Yalan ortaya çıkınca “E bak işte bizi aldatmışsın” diyenlere “susun be, insanın üstüne bu kadar gelinmez ki, bizi linç ediyorsunuz” diye çıkıştınız. Zeytinyağını çok sevmesem zeytinyağı gibi üste çıkıyorsunuz derdim ama. Duramadınız, ah, duramadınız. Yalana ortak olmuş gibi değil de, asrın zulmüne uğramış gibi üste çıkmalara doyamadınız.

Yargılanacaksınız lafını duyunca kabaran okyanuslara döndünüz. Sanki her diktatoryanın sonunda eski paramiliterlerin, rejim operasyoncularının yargılandığını bilmezmiş gibi celallendiniz, kabul edemediniz.

Hele o son “Diliniz Kaba, Vicdanınız Taş” zıplayışınız neydi öyle allasen.

Ama ben size inanıyorum güzel insanlar. Siz dili pamuk gibi yumuşak, vicdanı su gibi aziz olanlarsınız. Yalnızca bir kadının beyan ettiği acıyı paylaşmak istemiştiniz. Zinhar başka bir amacınız yoktu.

Sizler bu toplumun görünmeyen vicdanı, sessiz çoğunluğun eli kalem tutan sözcülerisiniz. O yüzden şimdi yapacağım çağrıyı çok makul bulacak, hepiniz aynı başlıkla olmasa da çeşitli yazılarla destek vereceksiniz, biliyorum.

Gelin hadi Kabataş olayının yaşandığı günlerden başka konuları konuşalım.

Haydi 32 yaşındaki minibüs şoförü Hakan Yaman’ı konuşalım. Tam sizin “70-80 deri pantolonlu çıplak adam” yazmak için tuşlara dokunduğunuz sıralarda Sarıgazi’de polisler tarafından ateşe atılmıştı. Yüzde 80 görme kaybı yaşadı. Davasında gıdım ilerleme yok. Görüntüsü de var, yalancı çıkmazsınız, buyrun yazın.

Yine aynı günler öldürülen, gözlerini kaybeden gençleri yazmayın hadi. Ama tacize karşı hassasiyetinizi biliyorum, gözaltında tacizleri konuşalım. Röportajsa buyrun “62 yaşındayım, karakolda iç çamaşırıma kadar soyularak taciz edildim” diyen Mücella Yapıcı’yla yapın. Konu sıkıntısı yok, merak etmeyin, twitter’da #sendeanlat diye aratırsanız binlercesini bulursunuz.

İlle başörtü şartı varsa zulüm konusunda, buyrun burada gerçeği var, bunu konuşalım;  https://vine.co/v/hBix0wK1i3u . Linki yazın, Osmanbey’de bir kadının başörtüsünü zorla çıkarmaya çalışıyorlar. Tabii faili polis ama sizin gibi vicdanı dağ gibi insanlar için sorun değildir herhalde, buyrun yazın. Kabataş ile aynı günün hadisesi.

Uzatmayacağım ‘Kabataş’ ahalisi. Siz o olayı kurgularken epey bir hikâye birikti civarda. Ali İsmail Korkmaz komadaydı mesela, daha çoğumuz adını bilmiyorduk, komada olduğundan da haberdar değildik. Çünkü siz 7-24 TV kanallarından, köşelerinizden yaşanmamış bir olayı konuşturuyordunuz.

Madem bu kadar bunaldınız.

Madem Kabataş hadisesini geride bırakmak istiyorsunuz,

Buyrun, başka bir konu seçin de tatlı diliniz, yumuşacık vicdanınız rehber olsun bizlere.

İstediğiniz başlığı atmakta özgürsünüz. Başarılar dilerim.