Anasayfa KÜLTÜR SANAT Kadın doğruyu söyleyebilir mi?

Kadın doğruyu söyleyebilir mi?

Foucault “parrhesia”nın, doğruyu söylemenin Yunan edebiyatındaki ilk örneklerine Euripides’in tragedyalarında rastlar ve çözümlemeye “Fenikeli Kadınlar”la başlar: “Oedipus’un ölümünden sonra oğulları Eteokles ve Polyneikes, …bir anlaşma yaparak Thebai’yi yıldan yıla dönüşümlü olarak yönetmeye ve ilk yıl Eteokles’in başa geçmesine karar verirler. Ancak Eteokles hükümdarlığının ilk yılı sona erdiğinde tahtı bırakmayı ve iktidarı kardeşi Polyneikes’e devretmeyi reddeder. Dolayısıyla oyunda Eteokles tiranlığı, sürgünde yaşayan Polykneikes ise demokratik rejimi temsil etmektedir” (Doğruyu Söylemek, Ayrıntı). Siyasi erk, babadan miras kalmıştır. Erk, erkekler arasında paylaşılabilir ancak; erk, erkeğe devredilmeli. Parrhesia’yı da sadece erkekler kullanabilir. Sürgünde olan erkek iktidara geçtiğinde belki de iktidarı devretmeyi reddedecek ve tirana dönüşecek. Eril kısır döngü. Tragedya MÖ 411-409’da yazılmış ama bugün yazılsaydı da olurdu.

Sürgünde olmayı en büyük sefalet olarak tanımlayan Polyneikes, “bir sürgünün kalbini en çok yaralayan şey nedir?” diye sorulduğunda, insanın “özgürce konuşma hakkından mahrum” olmasıdır diye yanıtlar. Konuştuğu kişi ekler: “insanın zihninden geçenleri söylemekten men edilmesi… Bu bir kölenin yaşamına benziyor.” Parrhesia, yani doğruyu söylemek, Atina demokrasisinin temel özelliklerinden biridir. Kamusal konuşmanın koşulu olan parrhesia vatandaş sayılan bireyler arasında kullanılır. Parrhesia’nın ortaya çıktığı yer agora’dır. Eğer sitenin nizami vatandaşı değilseniz, sürgündeyseniz, parrhesia’yı kullanamazsınız. Özgür konuşma hakkına sahip değilseniz, iktidarın hiçbir türünü kullanmazsınız ve bu nedenle bir köleyle aynı statüye sahip olacaksınız.


Antik Yunan’da kadınların köleler, çocuklar ve yabancılarla birlikte demokrasiden hiçbir şekilde pay almadıklarını, eril mekânlardan ayrı mekânlarda yaşadıklarını, kamusal alandan ve toplumsal kararlardan dışlandıklarını biliyoruz (bkz Ten ve Taş, Richard Sennett, Metis). Dolayısıyla kadınlar da tıpkı köleler gibi parrhesia kullanamazlardı. Doğruyu söyleyebilenler vatandaş sayılan erkeklerdir. Parrhesia, erkekler arasında geçen bir cesaret oyunudur. Hakikatle kişisel ilişkisi olan erkek, kendinden daha güçlü, iktidar konumundaki bir başka erkeğe karşı, risk alarak hakikati söyleyebilirdi ancak. Erkekliğin bir hakikat olarak dayatıldığı ve erkekliğe eşlik eden cesaretin, risk almanın, hayatını tehlikeye atmanın yüceltildiği bir toplumda kadınlar ve kadınlara atfedilen özellikler aşağılanacaktır.

Kadınların doğruyu söyleme hakları iktidarla birlikte, erkekliğin tek hakikat olarak kendini dayatmasından beri ellerinden alınmıştır. Kadınlar hep sürgündedir. Toprak sürüldüğünde kadınlar da sürgüne gönderilmiştir. Bel, tarımda kullanılan bir tarım aleti. Göçebelikten yerleşik hayata geçince önce toprak anayı belledik; gerisini söyleyemiyorum, ağır cinsiyetçi bir deyim; isteyen cinsiyetçi TDK’ye bakabilir. Eril kültürün ürettiği ve ardından mitolojik evren anlayışına ve dolayısıyla doğaya aktarılan eril ve dişil ayrımı, erkeğin kadın ve kadınla ilişkilendirilen her şeyin üzerinde kurduğu tahakkümü durmadan meşrulaştırıyor. Erkeğin erdemi, ahlakı, hakikati belirlediği bir düzende haliyle kadının doğasına da negatif özellikler düşecek. Kadın erkeği, dolayısıyla erdemi, ahlakı ve hakikati durmadan bozan, baştan çıkaran negatif bir unsurdur. Ve kadın konumuna isyan ettiğinde bile yine erkek haklı çıkacak, çünkü eril şemaya göre kadın, tam da doğasına göre davranıyor. Çıkışı olmayan eril bir kısırdöngünün, Pierre Bourdieu’nun deyişiyle “sembolik şiddet”in içine kapatıldık: “Tüm sosyalleştirme işlemi kadına sınırlar dayatmaya dayalıdır: Bu sınırların tümü kutsal olarak tanımlanır ve bedene kazınmalıdır” (Eril Tahakküm, Bağlam).

Sembolik şiddet, hükmedilenin hükmedene gösterdiği bağlılık aracılığıyla kurulur. Kendimizi algılarken ve anlamdırırken, eril iktidarın doğaya yansıtarak meşrulaştırdığı şemaya göre davranıyoruz. Parrhesia “erk”ekler arasında geçen iktidar oyunudur. Bugün kadınlar, kadınlıklarını olumsuzladıkları, erkeğin değerlerini benimsedikleri ölçüde parrhesia kullanabilirler ancak. Peki, kadın doğruyu söyleyebilir mi? Hep birlikte tirandan, “erk”ten, erkeğin değerlerinden kurtulduğumuzda, yeryüzünün değerlerini, çokluğu, oluşu, yaşamayı ve yaşatmayı olumladığımızda. Oysa yeryüzünü yıkıma sürükleyen “erk” bize akıl veriyor, hakikati bildiriyor: Tiran konuşuyor!

SON HABERLER

CHP’li Yücel Özen hayatını kaybetti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir eski İl Yöneticisi ve Tire Belediye Meclis...

Uber davası ertelendi

Uber'e erişimin engellenmesi ve firmanın Türkiye'den men edilmesi talebiyle açılan dava, bilirkişi...

Yeni Zelanda saldırısında ölenlerin sayısı 51’e yükseldi

Christchurch kentinde 15 Mart'ta iki camiye düzenlenen saldırının ardından kendisinden haber alınamayan...

Akşener: Ekrem kardeşim niye kızdırdın bu kadar Tayyip Bey’i?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Bir yerel seçime gidiyoruz ama sanırsınız...

MGK’den yerel seçim mesajı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sona erdi. 4,5 saat süren toplantı sonrası...

Alper Taş’a sosyal medyadan büyük destek

Sosyal medya kullanıcıları CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş'ın başlattığı #BenimİçinBeyoğlu...

10 maddede AKP ile birlikte kaybedilen Beyoğlu

Beyoğlu’nun AKP'li yıllarda yapılan değişim ve dönüşüm ile birlikte tarihi yapısı yok...

FED faiz kararını açıkladı

ABD Merkez Bankası FED kritik faiz kararını duyurdu. FED faizi değiştirmeyerek yüzde...

Feridun Düzağaç’tan Alper Taş’a destek çağrısı

İsmi Beyoğlu Belediye Başkan adaylığına açıklandığı günden bu yana toplumun büyük ilgisiyle...

Saray’dan Yeni Zelanda açıklaması

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Yeni Zelanda'daki saldırıya ilişkin bir açıklama yaptı.