Kadın kokusu
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Kadın; nezaketin ve zarafetin insana bürünerek var olmuş şeklidir.

Doğadaki tüm varlıkları etkilemek üzerine kurgulanmış gücün bir yaşam bütünlüğüne sahiptir. İnsanlığın cinsiyet farklılığındaki ayrıcalıkları, duygusallık içinde, sevginin yoğunluğu ile kırılganlığı içinde barındıran aşkın etkin kimliğidir.

Sevginin ortaya çıkıp maddeye bürünmesinin varlığıdır kadın.

Şiirin muhatabıdır kadın; kadının duygusal etkilemedeki tüm karşılığının, sunduğu duygusal yoğunluğun, bıraktığı izin kağıda dökülme halidir.

Kadının duygu karşılığındaki yükünün içeriğini anlamak, ona bahşedilecek bir armağan değil, onun yaşama tutulmasındaki varlığının kabulü ve saygısıdır.

Kadın, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde bir korkunun simgesi ve sebebi olamaz. Kadının üzerinden toplumu dizayn etme hamlesi; kadının araçsallaştırılarak, erkek egemen yapının iktidarının aracı haline gelmesine neden olur.

Kadının varlık sebeplerinin tüm dinamiklerini kabul etmek; anlamlı bir yaşamı paylaşmanın gerekliliğidir.

Kadının varlığının inkârı; tüm duygusal güzelliklerin yok edilip, köreltilmiş alanlar içinde mahkûm şekilde yaşamaktır.

Kadının özgürlüğünden korkmak, ancak yaşam dinamiklerinin kalitesinin değerini anlamamaktan kaynaklanan yetersizliğin dışa vurumudur.

Yaşam herkese eşit sunulmuş bir armağandır.

Yaşam; kimseye üstün ayrıcalıklar vererek, diğerinin üzerine dizayn hakkı vermez.

Kadının görülme anındaki zarafeti ve güzelliği tanrının kıskanacağı bir içerik değil, aksine doğaya sunduğu bir armağandır.

Tüm inançların ritüellerinin, kurallarının geçerliliği veya geçersizliği kadının varlık sebepleri üzerinden dizayn edilemez.

Ve kadın, kendisinin inkârını içeren görevlendirmelere karşılığı olan isyanın cesaret hamlesidir.

Erkek iktidarının kadın kaygısının temeli; kendi egemen yapısının iktidarını paylaşmamadaki bencilliğin cinsiyet ayrımcılığı üzerinde çıkarını pekiştirmektir.

Bu feodal zihniyetin en önemli propaganda aracı; kadın kimliğinin inkâr etmek üzerine kurgulanmış, kendi cephesini kuvvetlendirmek için kadını kalkan olarak kullanmaktır.

Ve ortada paylaşılacak bu kadar sevgi varken…

Ve kadın bir güvercin kadar sükûnete ve barışı temsil edecek donanımlara sahipken, onu kimliksizleştirmek üzerine kurgulamak ve eksik ve yetersiz bir iktidar anlayışını onu üzerinde dizayn etmenin kayıpları, bir kadını sevememek kadar derin bir acı ve çaresizlik içerir.

Bir elin içindeki ince, narin bir elin hissiyatı ve kollarının arasında alındığındaki verdiği heyecan ve ayakların yerden kesilme coşkusu ve sarıldığın andaki saçlarından tüm benliğine dolan kadının kokusu; bunun bir tarifi yoktur. Anlatılmaz…

Yaşamak gerek…

Yan yana, ele ele ve sarılarak yaşamak gerek…

Doğa ananın sunduğu tüm sadelik ve doğallık ile yaşamak gerek…

Yaşam içinde onun saklanmasına veya birileri tarafından saklanılmasına ihtiyacı yoktur. Kimsenin yaşamının içindeki özgürlükleri üzerinde hak sahipliği adı altında ilahi görevlendirmesi de yoktur.

Çünkü o bir şahsiyettir ve kadındır, neye sahip ise odur. Yeter ki anlayalım…

Sadece onun yaratma gücü olan doğurganlığı kıskanılabilinir. Çünkü anne kimliğinin kutsallığını tartışmak hiçbir ortamda kimsenin haddi değildir. Annelik kimliği ile kadına erkek tarafından statü vermek, egemen yapının bunun arkasına saklanmasından başka bir şey değildir.

Tanrıların da kıskanabileceği tek kıyas doğurganlık olabilir. Dokuz ay bir canlıyı içinde şekillendirerek, kendi canından bir parça yaratarak, sevgilisine ve doğaya bahşetmesinin bir tarifi ve izahı yoktur. Sadece saygı duymak gerekir.

Doğanın denge unsurları içersindeki görev ve sorumluluk kadına bahşedilmiştir.

Çünkü doğanın varlığını koruyacak ve onun parçası olarak yaşayabilecek irade kadının genlerinde mevcuttur.

Bu doğurganlık,

Üretme,

Mücadele,

Ve tepki gösterme üzerine kadının kendisi tarafından kurgulanmıştır.

Tıpkı Fransız ressam Eugene Delacroix’nın, Fransız İhtilali’nin simgelerinden olan “Halka Yol Gösteren Özgürlük” başlıklı eserindeki kadın figürü gibi…

Her türlü sosyal, sportif ve siyasal mücadele ancak kadın ile ve kadına omuz verilerek kazanılır.

İşte Eczacıbaşı ve Vakıfbank kadın voleybol takımları…

Sadece omuz vermek yeter.

Emeğinize ve zaferinizin simgesi olan zarafet dolu güzel ellerinize sağlık…