Anasayfa BİRGÜN PAZAR 'Kadına yönelik şiddetin tırmanışı, egemen olan genel şiddetin uzantısıdır'

‘Kadına yönelik şiddetin tırmanışı, egemen olan genel şiddetin uzantısıdır’

Zeynep Oral: Erkek egemen İktidarların politik, ekonomik ve toplumsal ilişkilerde kadınlara karşı ayırımcılığı ve sömürüyü içselleştirmiş olmaları, onların gözünde kadınları bir tehdit haline dönüştürüyor

Gazeteci- yazar Zeynep Oral’ın 1992 yılında ilk baskısını yapan kitabı “Leyla Gencer- Tutkunun Romanı” Alfa Yayınları tarafından bu yıl yeniden basıldı. Dünyanın önde gelen sanatçılarından olan Leyla Gencer, 20.yüzyılın en önemli sopranolarından biri olarak anılıyor. Yurt dışında “La Diva Turca” olarak anılan Gencer, yaşadığı günlerde kıymeti bilinmeyen sanatçılarımızdan. Devletin, medyanın ve dönemin aydınlarının görmezden geldiği Leyla Gencer’i bu kitap fikrine dört yıl boyunca süren uğraşlar sonunda ikna ediyor Zeynep Oral. Kadın hakları, kültür- sanat gibi alanlardaki yazılarıyla tanıdığımız Zeynep Oral, böylece “Türkiye’nin aydınlık yüzü” Gencer’i daha yakından tanıma fırsatı sunuyor bizlere. 1985’te yazdığı “Kadın Olmak” kitabıyla Türkiye’deki kadın hareketine de adını kalıcı şekilde yazdıran Oral, aynı zamanda PEN Türkiye Merkezi Başkanı. 8 Mart Haftası içinde olduğumuz şu günlerde biz de bu vesileyle Zeynep Oral ile Leyla Gencer’i ve Türkiye’de kadın hareketinin son durumunu konuştuk.

• İlk kez 1992’de yayımlanan Tutkunun Romanı kitabınız Alfa Yayınları tarafından Şubat 2019›da yeni baskısını yaptı. Leyla Gencer›i bu kadar uzun yıllar yaşatan özellikleri neler sizce?

Tutkusu, azmi, bilgisi, yeteneği, çok katmanlı kültürü, Araştırmacılığı, sorgulayıcı kişiliği… Sesi, tekniği, muhteşem oyunculuğu, karizması… İnatçılığı, doğru bildiğinden ödün vermemesi… İlkelerine sımsıkı bağlı kalması. Çalışkanlığı… Sahiciliği …Özgünlüğü… Örnek oluşturması… “ekol- okul” yaratması… Hocalığı…

• Neydi 1992 yılında sizi Leyla Gencer’i yazmaya iten?

Beni asıl şaşırdığım, o tarihe kadar Leyla Gencer’i yazmak nasıl olur da bu ülkede kimsenin aklına gelmemiş olmasıydı. Onca müzik yazarı, onca müzikolog, nasıl olur da onu yazmadan durabilmişlerdi… Ben çocukluğumda önce babaannemden duymuştum “Müthiş Türk Kızımız” sözünü… Onun her başarısını izler biz çocuklara, gençlere anlatırdı… Sonra onu dinledikçe yazmadan edemezdim düşüncesi geldi içime yerleşti. Benim tanımam yetmez, Türkiye’de yaşayan herkes onu tanımalı diye yanıp tutuştum. Benim öğrendiklerimi herkes bilmeli diye inandığım için yazdım o kitabı.

• Türkiye’nin geçmişte ve günümüzde birçok sanatçısını görmezden geldiğini, sansürlediğini biliyoruz. “Ülkem beni hatırladı” diyor Leyla Gencer. Bu bir sitem diyebilir miyiz?

Elbet de bir sitemdi… Kendisi gülerek sık sık tekrarlardı bana , “Cicim, sayende ülkem beni hatırladı” derdi.. “Baksana şekerim, ansızın, ödüller, madalyalar, heykeller, adıma para basmalar…” der gülerdi… Adeta intikam alır gibi söylerdi bunu. Sanki intikam almak ister gibi. Ankara devlet Operası’ndan kovuluşunun intikamı, yıllar boyu devletin onu yok saymasının intikamı… Bu sözü söylediğinde içim acırdı. Gerçek müzik severler , çağdaş evrensel değerleri benimseyenler onu hiç unutmamışlardı ki… Ben de gerçek müzik severlerin onu hiç unutmadıklarına ikna etmeye çalışırdım Leyla Hanımı…

• Opera dünyasına damgasını vurmuş bir kadından, Leyla Gencer’den bahsetmişken… 8 Mart Haftası’ndayız. Türkiye kadın hareketini uzun yıllardır gözlemleyen, yazan biri olarak son dönemde gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birkaç sözcükle özetlemem gerekirse: Karşı devrim yılları diye özetleyebilirim. Ayırımcılığın yaşamın her alanında daha da derinleştiği bir dönemden geçiyoruz.

Eşitlik vurgusundan kaçış ve 8 Mart mitinglerine polis müdahaleleri görüyoruz son yıllarda. Kadınlar neden sokağa çıkıyor ve bu çıkış neden tehdit olarak algılanıyor?

Kadınlar neden mi sokağa çıkıyor, Seslerini duyurmak için elbet. Haklarını aramak için. Kadın erkek eşitliğinin bir demokrasi sorunu olduğunu anlamayan zihniyete kimi gerçekleri haykırmak için. Bu zihniyete karşı çıkmak için. Kendilerini savunmak için. Mücadeleyi sürdürmek için! İktidarı elinde tutan, koltuklarını yetkilerini paylaşmak istemeyenler ise buna karşı çıkıyor. Erkek egemen İktidarların politik, ekonomik ve toplumsal ilişkilerde kadınlara karşı ayırımcılığı ve sömürüyü içselleştirmiş olmaları, onların gözünde kadınları bir tehdit haline dönüştürüyor. Açıkçası, kadın, “anne, bacı, kardeş” durumundayken onların gözünde sakıncası yok, ancak birey olduğu an, iktidarı paylaşmak istemeyenler için bir tehlike tehdit oluşturuyor.

Bakın 2019 Yılının Ocak ayında ülkemde 43 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Şubat ayında ise 31 Kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ve daha çok yenilerde bir iki hafta önce Mecliste “Müslüman aleminde, hızla değişen gelişen ve modernleşen bir dünyada kadınların, ERKEKLERİN SAYGI DUYULAN EŞLERİ OLARAK YETİŞTİRİLMESİ” gündeme getirildi…

Bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve bu şiddetin tırmanışı, ülkemizde egemen olan genel şiddetin bir uzantısıdır. Ayırımcı ve nefret dilini tırmandırıcı söylem… Ülkeyi yönetenler bu söylemi sürdürdükçe   şiddet artıyor, artacak.

• Son olarak, PEN Türkiye Merkezi başkanısınız. Ülkede yazan, çizen, üreten insanlar sansürün yanı sıra oto sansür yapmaya başladı. Bu bir özgürlük tehdidi denebilir mi?

Gazeteciler Cemiyeti son olarak 135 gazeteci ve yazarın hapiste olduğunu açıkladı. Uluslararası raporlarda bizim Türkiye’nin adı “Gazeteciler hapishanesi” diye geçiyor. Hapishaneleri, düşünen ve düşüncelerini ifade edenlerle doldurmakta Çin’le yarışmaktayız… Son bir ayda 46 gazetecinin mahkemesi vardı. Hala yasaklı internet sitelerimiz, yayınevlerimiz, var. Bütün bunlar bir yana ben şunu bilir, şunu söylerim: Eğer bir ülkede haksız yere hapsedilmiş- bırakın gazeteci yazarı, bir tek insan bile varsa, hiç birimiz özgür değiliz demektir.

Efendim? oto – sansür mü dediniz? Yok canım, demokrasinin de özgürlüğün de daniskası var bu ülkede! Siz neden söz ediyorsunuz! Ama durun isterseniz bu cümleyi yazmayın, kimileri gerçek zanneder!!!

- Reklam -

SON HABERLER

Unicorn Store’dan ilk fragman yayınlandı

Oscar ödüllü oyuncu Brie Larson, ilk kez yönetmen koltuğunda oturduğu filmi...

Aç kalan tilkiyi elleriyle besledi

Bayburt'ta, doğal yaşam alanları karla kaplanan ve yiyecek bulmakta zorlanan tilki, indiği...

Malatya’da 4,5 büyüklüğünde deprem

Malatya'nın Arguvan ilçesinde 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

AB, anlaşmasız Brexit hazırlıklarını tamamladı

Avrupa Birliği (AB), 12 Nisan'da anlaşmasız Brexit'e yönelik ulaşım, finans, eğitim, sosyal...

Belediye-İş’ten Tunç Soyer’e destek

Belediye-İş Sendikası İzmir Şubeleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’e desteğini...

Rus basını: Rusya, Venezuela’ya 100’den fazla asker gönderdi

Rusya'nın, askeri nakliye uçağı ile Venezuela'ya 100'den fazla asker ve 35 ton...

Doku Sanat Galerisi’nde “Yüzleşme”

Perincan Yalnızcık’ın 17’nci sergisi “Yüzleşme”, 11 Nisan itibariyle Doku Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle...

Ayşenur Arslan gözaltına alınma sürecini anlattı

Gazetemizin yazarı Ayşenur Arslan, Halk TV'de hazırladığı Medya Mahallesi programında Eskişehir'de gözaltına...

İmamoğlu’ndan Hürriyet’e: Haddinizi bilin

CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan...

Marmaray’da yolcular isyan etti

Seçim nedeniyle yenileme çalışmaları hızlıca bitirilen ve 2. etabının 12 Mart'ta açıldığı...