‘Kadından neyzen olmaz’ diyenlere yanıtım müzik
10.08.2015 09:06 YAŞAM
“Kadından neyzen olmaz” şeklindeki eleştirilere alıştım. Dünyanın bana ve sazıma olan ilgisi buna en güzel cevap

NAZ ERDOĞAN


Türkiye'nin ilk kadın neyzeni Burcu Karadağ, Avrupa'nın önemli sanat organizasyonlarından Europalia Uluslararası Sanat Festivali kapsamında Belçika'nın Gent şehrinde konser verecek.


Karadağ, “Kadından neyzen olmaz", "hem kadın hem de yaptığı çalışmalar bizim geleneklerimize aykırı, kabul edemeyiz" gibi eleştirilere yine müziğiyle yanıt veriyor.


Dünyada adından söz ettiren Burcu Karadağ, geçen günlerde de dünyada yine bir ilke imza atmıştı... DJ Serdar Ayyıldız’la Mevlana’nın Şems’e yazdığı ‘Bi Men Maro’ (Bensiz Gitme) adlı şiirini besteleyerek elektronik müzik ve neyi bir araya getirdi. İlklere imza atan Burcu Karadağ’la bir araya geldik, Türkiye’yi temsil edeceği festivali, projelerini ve ‘Bensiz Gitme’yi konuştuk...

Europalia Uluslararası Sanat Festivali’nde Türkiye’yi temsil edeceksiniz. Nasıl bir duygu?
Hepsi birbirinden başarılı, dört çok iyi müzisyen arkadaşımla beraber sahne alacağız. Repertuvarda hem Türk müziğinden hem de dünya müziğinden örnekler sergileyeceğiz. Konser ney sazının solistliği eşliğinde olacak. Yaklaşık bir saatlik program hazırlıyoruz. Gerçekten milli takım oyuncusu gibiyim ama oyun kurucu olarak ekibimin ve müziğimin sorumluluğunu taşıyorum. Bu büyük bir gurur. Bir kadın neyzen olarak sanırım tarihte bir ilki gerçekleştiriyorum.

Farklı bir projeye de imza attınız; ‘Bi Men Maro-Bensiz Gitme’de elektronik müzikle buluştu ney... Nasıl ortaya çıktı?
Serdar’la tanıştıktan sonra bana 25 yaşında hayata veda eden kardeşi Gökhan anısına bir parça yapmak istediğini söyledi ve beraber bir gün stüdyoya girdik... Ne çıkacağını ikimiz de bilemiyorduk ve ney ile bu melodiyi yakaladım.
Farsça benim için dünyadaki en güzel dildir ve Mevlana’nın bir şiirini okutursak daha güzel olacağına karar verdik. Arkadaşım İranlı sanatçı Reza Hemmatirad’ı davet ettim; beni kırmadı ve Mevlana’nın şiiri ‘Bimen Maro’yu seslendirdi. Şarkımızı İtalyan şirket aldı ve ‘Prophet Collection’ adlı bir albümde yayınlandı ve çok kısa bir zamanda ‘iTunes’da en çok satılanlar listesinde dördüncü sıraya kadar yükseldi.


'İLK BAŞTA ÇEKİNDİM'

Peki, ney ve elektronik müziğin bir arada olmasının avantajı ve dezavantajı var mıydı, kaygı duydunuz mu?
Hayır, aksine ben her zaman elektronik müzik ile ilgili bir çalışma yapmak istemiştim, anlaşabileceğim bir DJ ile. Bunu hep hayal ederken karşıma Serdar çıktı. İyi arkadaş olduk ve böyle güzel ve anlamlı bir teklif gelince hemen kabul ettim. Ney ile elektronik müziği birleştirme konusunda zaten yapılan çalışmalar mevcut ben bu anlamda ilk değilim. Bu işin en büyük avantajı ve benim birinci amacım hayatında elektronik müzikten başka bir müzik dinlemeyen ve ney ile ilgili en ufak bir bilgisi olmayan binlerce gence ney sesini tanıtmak ve farkındalık sağlamaktı... Bu müzik bu çağda kitleleri peşinden sürükleyen bir etkiye sahip…

‘Kadın neyzen’ eleştirisi de hâkim sanırım...
“Kadından neyzen olmaz", “Elektronik müzik ile ney olur mu", "hem kadın hem de yaptığı çalışmalar bizim geleneklerimize aykırı, kabul edemeyiz" zihniyetinden çıkan ve artık benim alıştığım ve çok fazla da önemsemediğim eleştiriler oluyor... Yaptığım işlerle özellikle yurtdışında elde ettiğim başarılar, dünyanın bana ve sazıma olan ilgisi en güzel cevaptır...

'BİR RUH SENTEZİ’

Bir yanıyla bakarsak bu, doğu ve batının buluşması gibi, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birçok şekilde yorumlanabilir. Doğu-Batı sentezi, gelenek ile modernin buluşması… Neyi kadın ruhu, elektronik altyapıyı da erkek ruhu olarak tahayyül edersek, bu da bir ruh sentezi sayılabilir.

Türkiye’deki ilk kadın neyzen olarak pek çok projede yer aldınız... Farklı müziklerle yana yana durdunuz... Neyi veya tasavvufu insanlarla tanıştırmak mı çabanız?
Neyi, Mevlana’yı, Türkiye’yi, Türkiye kadınını bütün dünyaya tanıtmak en büyük hayat amacım ve bunu başarabiliyorum. Daha güzel şeyler de yapacağım umarım.