Kâğıtsızlar için insanlık sınavı veriliyor
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
İsveç, göçmen politikasında tarihi bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor.
İsveç, göçmen politikasında tarihi bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Avrupa genelinde yükselen ırkçılığa, hükümet eliyle önlem alınıyor. Geçen sonbaharda yapılan seçimlerde, İsveç Meclisi’ne ilk kez bir ırkçı parti, İsveç Demokratları girmeyi başarmıştı. Irkçı partinin peşinden koştuğu politikaların önünü kesmek için, azınlık hükümetini oluşturan dört parti, sol kanattaki Yeşiller Partisi’nin desteğini de alarak bir seri değişikliğe gidecek. Bu hafta içinde açıklanan, hükümetle Yeşiller Partisi’nin göçmen politikalarında ortak hareket edeceği kararı, iki gerekçeye dayandırılıyor. Yeşiller Partisi, parlamentosuna ırkçı partilerin girdiği diğer Avrupa ülkelerinin yaptıkları hataları, İsveç’in de yinelemesini istemiyor. Yeşiller, İsveç Meclisi’nden, göçmen düşmanı her hangi bir yasanın çıkmasını engellemek için sorumluluk alıyor. Hükümet kanadı, Yeşillerin desteğini alarak, ırkçı parti İsveç Demokratları’nın politika üretmekte en hevesli oldukları “yabancılar” konusunun yolunu kapatıyor. Başbakan, ırkçı partinin, seçmenine vaat ettiği hiçbir şeyi gerçekleştirmesine izin vermeyerek bu partiyi yıpratmak istiyor.

Azınlık koalisyonu hükümetiyle Yeşillerin ortaklığı basın önünde açıklanmış olsa da iki kanat arasında nelerin pazarlık konusu olacağı, neyin nasıl yönlendirileceği hâlâ net hatlarıyla belli değil. Ama anlaşmaya varıldığı kesinlik kazanmış bir konu var ki; işte bu, hükümetle Yeşillerin ortaklığını tarihi yapıyor. İsveç’te sağ ile sol “kâğıtsızlar” için el sıkıştı. Onların sayılarının, tüm Avrupa’da 4,5 milyonla 8 milyon arasında değiştiği tahmin ediliyor. İsveç’te 2008 rakamlarına göre, devletin sırada beklettiği, yani varlığını bildiği, 50 bin “kâğıtsız” olduğu rapor ediliyor.

Dünya’nın başka başka yerlerinden bir şekilde Avrupa’ya gelmiş, İsveç’e geçmiş, kimliği, oturma ve çalışma izni olmayan binlerce insan. Bir kısmı, oturma izni için başvuru yaparken bir kısmı, İsveç’te hiç kayda girmeden, kaçak yaşıyor. Şimdiye kadar Avrupa genelinde, kâğıtsızların, bir yasal hakkı ve koruması yoktu. İsveç’te özellikle restoran ve kafeterya zincirlerini, kâğıtsızların ayakta tuttuğu söyleniyor. Çok düşük ücretlerle çalıştırılan, kimi zaman işletmecilerin maaş ödemeyi bile geciktirdiği bu kişilerin en büyük mağduriyetleri özellikle sağlık konusuydu. Kimlikleri ve vatandaşlık numaraları olmadığı için hiçbir sağlık hizmetinden yararlanamayan kâğıtsızlara, şimdi, bir kapı açıldı. Hükümet ve Yeşiller Partisi, kâğıtsızların, ülke genelinde sunulan ücretsiz sağlık hizmetlerinden faydalanmaları, eğer varsa, çocuklarının okula gidebilmeleri için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için çalışacak.

İşin ilginç yanı, koalisyon hükümetinin büyük patronu, Muhafazakâr Parti ve Başbakan Fredrik Reinfeldt, ırkçı parti parlamentoya girene kadar, kâğıtsızların sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanmasına karşıydı. Başbakan ve partisinin programı, İsveç Demokratlarıyla ortaklık gösterince sağ blok, ırkçılığa varan politikasını anladı ve kâğıtsızları koruma altına aldı.

Yeşillerle hükümetin ortaklıkta anlaştığı bir diğer nokta da akraba göçmenliği konusunda oldu. İsveç’e gelip yerleşmiş kişilerin, ailelerini ve akrabalarını ülkeye getirmesi kolaylaştırılacak. İsveç’e yerleşmek isteyenlerin, ülkede şirket ve iş kurma olanakları arttırılacak. Tüm bu önerilerin yasalaşmasının zaman alacağı söylense de gelişmeler, parlamentodaki sol kanattan destek topladı.

Hükümetin göçmen çalışmalarını beğendiğini belirten Sol Parti’nin Genel Başkanı Lars Ohly, Yeşillerle gidilen ortaklığın açıklamasında “İsveç Demokratlarını, göçmen politikalarının dışında tutmak” argümanına katılmadığının altını çiziyor. Ohly, İsveç Demokratları’nın Meclis’teki temsil gücünün, hiçbir şeyi değiştirmeye veya etkilemeye yetmeyeceğini söylüyor. Bu bilindiği halde olmayan bir gücün, tehdit gibi gösterilmesi anlamsız bir korku yaratıyor. Irkçı partiye oy veren seçmenin varlığını yok saymak ve ırkçı partinin gereksiz yere yolunu kesmeye çalışmak, ırkçılığı köpürtecek bir destek olarak görülüyor.