Kağıttan Kentler: Banliyö gençliği
CÜNEYT CEBENOYAN CÜNEYT CEBENOYAN
Film risk almayan, pek bir soru sormayan ama yine de varlıklı ailelerin gençlerinin kendilerinden bir şeyler bulabilecekleri bir dostluk ve aşk filmi. Gençseniz buyurun salona

John Green, ergenlere yönelik eserler veren yeni yazarlar arasında ön sıralardaki adlardan biri. “Aynı Yıldızın Altında” onun romanıydı ve bu kitabı temel alan film geçen yıl büyük bir gişe başarısı kazandı. Bunun üzerine Green’in daha eski tarihli kitabı “Kağıttan Kentler” de filme çekildi.

“Kağıttan Kentler”, bazen Amerikan yaşam tarzına bir eleştiri getirecekmiş gibi yapıyor. Filmin adı akla Mao’nun Amerikan emperyalizmine yakıştırdığı “kâğıttan kaplan” terimini hatırlatıyor. Mao, Amerika’nın kaplan gibi göründüğünü ama aslında bir gücü olmadığını bu metaforla anlatmıştı. Oysa filme adını veren “kâğıttan kentler” teriminin böyle bir içeriği yok. Haritacıların, haritalarının kopyalanmasını önlemek için uydurdukları, aslında olmayan kentlere verilen isim “kâğıttan kentler”. Filmin tek asisi Margo, kâğıttan kentleri eleştirel bir içerik yükleyerek kullansa da Margo’nun kendisinin bir içeriği yok.

AŞKIN GÜCÜ

Margo, filmin kahramanı Quentin’in büyük aşkı. Yan yana kutu kutu, müstakil evler ve kimsesiz sokaklardan oluşan bir Amerikan banliyösünde yaşayan Quentin, Margo’ya görür görmez âşık oluyor. İkili, ilkokul, ortaokul ve liseyi aynı okulda geçiriyorlar ama ilişkileri yaşları büyüdükçe gevşiyor. Margo okulun arıza kızı olarak şöhret basamaklarını tırmanırken, Quentin iki kankasıyla, mazbut bir hayat sürüyor. Derken bir gece Margo, tıpkı çocukluklarında olduğu gibi, Quentin’in penceresinde peydahlanıveriyor. Erkek arkadaşının kendisini aldattığını öğrenmiş bulunan Margo, bu aldatmada dolaylı, dolaysız rol oynayan herkesi cezalandıracaktır ve Quentin’in şoförlüğüne ihtiyacı vardır. Uslu çocuk Quentin isteksizce Margo’ya ayak uydurur ve ikili hayatlarının en heyecanlı gecelerinden birini yaşarlar. Ve fakat Margo, ertesi sabah sırra kadem basar.

ASIL HİKAYE

Bundan sonrası Quentin’in iki kankası ve onların fiili ve müstakbel kız arkadaşlarıyla birlikte Margo’yu aramasının hikâyesi. Kızların rolü, daha çok bu üç genç erkeğin büyümelerine katkıda bulunmalarıyla sınırlı kalıyor. Asıl hikâye erkeklerin büyüme hikâyesi. Kızlar ise ya zaten büyükler ya da hiç büyüyemiyorlar.

İPUÇLARI NEYE YARAR?

Film, adının dışında da çizgi dışı dünyalara işaret ediyor. Özellikle müzik alanında bu böyle. Quentin’in duvarında “The Mountain Goats” gibi son derece marjinal bir grubun afişi var. Margo, kaybolduktan sonra, solcu/antifaşist folk şarkıcısı Woody Guthrie’nin “bu gitar faşistleri öldürür” yazılı gitarıyla bir resmini işaret olarak, odasının penceresine bırakıyor. Ama bütün bu ipuçları da bir yere varmıyor. Filmin sistem eleştirisiyle filan işi yok. Margo’nun sonuçta ailesinin ilgisizliğine tepkisinden kaynaklanan isyanına itibar etmemesi iyi ama diğer çocukların küçük burjuva düşleriyle sınırlı dünyasına fazla prim vermesi kötü. Yani bu filmin, Guthrie’nin gitarı gibi “faşist öldüren” bir özelliği yok. Filmi kurtaran ise, Quentin’in kankaları Radar ve Ben’in sevimlilikleri. “Kağıttan Kentler” risk almayan, pek bir soru sormayan ama yine de varlıklı ailelerin gençlerinin (Amerikan standartlarında orta sınıf ama bizim standartlarımızda basbayağı müreffehler) kendilerinden bir şeyler bulabilecekleri bir dostluk ve aşk filmi. Gençseniz buyurun salona.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız