Kâhin
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT

Tam sekiz yıl önceydi. İngiltere’de bir deniz parkında dünyaya gözlerini açan bir hayvan kısa sürede tüm dünyada fenomen halini alıyordu. Vuvuzelalar diyarında düzenlenen 19. Dünya Kupası’nın yıldızı oluyor, Paraguaylı dilber Larissa Riquelme’nin dekoltesini bile gölgede bırakıyordu. Şampiyon İspanya, kim bilir belki finalden sonra ondan rol çalıyordu. Ülkenin deniz ürünleri mutfağıyla nam salmış kimi restoranlar içinde ahtapot olan yemeklerini birkaç günlüğüne menüden çıkarıyordu...

Adını çocuk kitaplarıyla tanınmış Alman yazar Boy Lornsen’in Mürekkepbalığı Paul Ahtapot adlı yapıtından alan hayvan, üç aylıkken Oberhausen’e yollanmıştı. Ziyaretçilere verdiği tepkiler bakıcıların dikkatini çekmişti. EURO 2008’de başladığı tahmin kariyerinde tutturduğu başarı dikkat çekiciydi. İki maçta yanılmış, ikisinde de Almanya’ya inanmıştı. Kim bilir doyduğu yeri unutamamıştı. Kariyerinin iki yanlış tahmini bunlardı. Panzerlerin Hırvatistan ile oynadıkları grup karşılaşmasıyla, İspanya ile kapıştıkları finalin sonucunu bulamamıştı.

İki ülkenin bayraklarını taşıyan plastik kutulara konan midye veya istiridyelerden birini seçerek mücadeleyi bu kazanacak diyen ahtapot, asıl sihrini 2010 Dünya Kupası’nda konuşturuyordu. Ne derse doğru çıkan Paul, yeryüzünün dört bir köşesindeki bahisçilerinin dostu oluyordu. Hattâ espriler yapılıyor, doksan dakika koşmak nafile bulunuyordu. Tabii hakkında bambaşka hikâyeler anlatılıyor, aslında Akdeniz’de 2010 Nisanı’nda yakalandığı iddia ediliyordu.

Ondan sonrası hiç aynı olmamış; bir furya başlamıştı. Kirpi, su aygırı gibi aklımıza çok gelmeyecek hayvanlardan görüş alındıysa da hiçbiri Paul kadar başarılı olamamıştı. Singapur’daki yeşil papağan Mani, vuvuzela diyarındaki şampiyonanın çeyrek final maçlarının galiplerini doğru tahmin ederek Yaşlı Kıta’nın fenomenine rakip oluyordu. İspanya ile Hollanda’nın tarihlerindeki ilk Dünya Kupası için buluştukları final için Mani Hollanda, Paul İspanya’yı seçmişti. Iniesta’nın uzatmalarda attığı golle, ahtapotun fendi papağanı yenmişti.

kahin-107501-1.

Bilim insanları onu anlamaya çalışmış, araştırmalar yapılmıştı. Piyanonun yaşayan devlerinden Alfred Brendel bile bir yazısında ondan bahsetmişti. Fakat her şeyin bir sonu vardı; şampiyonadan sonra emekliliğe ayrılan fenomen, 26 Ekim 2010’da doğal nedenlerden ölmüştü.

Google, kendisini unutmuyor; 2014 Dünya Kupası’nda onu doodle olarak kullanıyordu. Cennetteki ahtapot olarak tasviri, sevenlerini gülümsetiyordu.

O şüphesiz bir ilkti; zamanın ruhunun bir simgesiydi. Bulunduğu deniz parkı için yaptığı reklamı, milyonlarca avro ile yapmak imkânsızdı. Dijital çağın deliliklerinden sadece biriydi. Nasıl başardığı anlaşılamasa da, yaptığı 14 tahminin 12’si doğru çıkmıştı. Aynı tutturma oranının bahisçileri zengin yapacağı aşikârdı...

Bakıcısı Oliver Walenciak, ahtapotun güvenliğinden emin konuşurken, onu kimsenin akvaryumdan alamayacağını söylüyordu. Halbuki Türkiye’de yaşasa, çoktan birileri tarafından kaçırılırdı. Doğru tahmin yapması halinde sorun olmazdı da ya tutturamasaydı… Çoktan limonlu salata olmuş, olmadı ızgarası afiyetle yenmişti. Tabii bizde olsa, böyle bir fenomen asla doğmayacaktı ya neyse...