Kahrolsun Batı’nın ahlaksız bilimi!
02.04.2017 10:04 BİRGÜN PAZAR
Şüphecilik iyidir ama cehalet kötüdür. Bu kadar basit. Bildiklerini insanlarla paylaşmak isteyen onlarca bilim insanımız var. Fakat onların da başlayabilmeleri için asgari bir bilgi dağarcığı gerekli

İLKER BİRBİL
Sabancı Üniversitesi, BolBilim.Com

Tek tek konuşunca mantıklı insanlarız aslında. Ama üç kişi bir araya gelip grubu kurunca içimizden bir canavar çıkıyor. Karşımızdaki gruba yapmadığımızı bırakmıyoruz. Bilimsel konularda dahi durum böyle. Hatta daha fena. Ötedekine “Mars’a gitmek artık düş değil,” diyorsun, Amerikan propagandası olduğunu iddia ediyor. Berikine evrim diye bahis açıyorsun, “Dedem maymun değil,” deyip aklı sıra karşı çıkıyor. İnanmıyorsanız daha yakın zamanda Ayşe Arman’ın Bilim Akademisi Başkanı Prof. Mehmet Ali Alpar ile yaptığı söyleşiye gelen tepkilere bakın. İnsanın ağzı açık kalıyor.

Benim anlamadığım insanların kendilerine olan bu güveni nereden geliyor? Kızdıkları konunun karşısında ne önerdikleri belli değil. Sürekli bir itiraz ama dayanak yok. Olan dayanak da yüz kere yerden yere vurulsa, hortlayıp yine insanın karşına geliyor. Belli ki Google arama çubuğuna yazdığında ilk üçte çıkmıyorsa doğru olduğuna inanan sayısı hızla düşüyor. Daha şöyle basit bir konuyu bile netleştiremedik: Zırva bir iddia ortaya atıp karşınızdakine “Hadi aksini ispatla” diyemezsiniz. İspat sorumluluğu misliyle sizin.

Şüphecilik iyidir ama cehalet kötüdür. Bu kadar basit. Bildiklerini insanlarla paylaşmak isteyen onlarca bilim insanımız var. Fakat onların da başlayabilmeleri için asgari bir bilgi dağarcığı gerekli. Yani okulda alınacak temel bir eğitim. İnsanı geliştirecek birkaç okuma. Eğer eğitim sistemimiz bunları sağlayamıyorsa hep beraber talep edelim. Çocuklarımızın iyi bir eğitim alması devletin en temel sorumluluğu değil mi?

Bir de her şeyi batının emperyalist emellerine bağlayanlar var. Hele benim gibi eğitiminin bir kısmını yurt dışında aldıysan doğruca o dış güçlerin maşası oluyorsun. Çalıştığım konu uygulamalı matematik. Öğrendiklerimin çoğunu yurt dışında aldığım o eğitime borçluyum. Yıllardır da bu ülkede ders veriyorum. Bildiklerimin üzerine daha fazlasını katıp kendi öğrencilerime anlatıyorum. Ancak bunlar kafi gelmiyor. Çünkü yeterince milli değilim. Hatta ufak bir emperyalistim. Gözüm de Eflak ve Boğdan’da.

Batının kötücül emelleri yok diyecek değilim. Bir kere dış politika diye bir şey var. O mecrada her tür emelin kol gezdiği malum. Hatta bir ülkenin diğerine mikropluk yapması neredeyse sıradan bir hadise. Her ülke de önce kendi menfaatinin peşinde. Bilim dünyası o tuzağa düşmemek için uzun süredir çaba veriyor. Bilim insanlarının kayda değer çoğunluğu, düşe kalka bile olsa evrensel bir ilke tutturmaya çalışıyor. Popülist milliyetçiliğin, ayrımcılığın, düşman ezberleten aklın karşısında birbirlerine destek olmak için çabalayan azımsanmayacak sayıda bilim insanı var. Aralarında Türkiye’den de insanlarımız mevcut. İşte onlar gururumuz.

Gelelim şu ahlaksızlık bahsine. Batı yoz; bilimi ahlaksız. Peki biz sütten çıkmış ak kaşık mıyız? İntihal bizde, yalan dolan dergi çıkarmak bizde, saadet zinciri kurup yayın paralarından keseyi doldurmak bizde… Yazayım mı daha? Ne hikmetse bizden biri yapınca, ahlaksızlık değil de şark kurnazlığı oluveriyor. Akılları sıra böylece üzeri kapanıyor. Hiç de kapanmıyor. Aksine daha çok sırıtıyor. En fenası da bir kişinin kepazeliği tüm ulusa mal ediliyor. Sana, bana, hepimize...

Her ne olursa olsun, bu ülke için en iyisini isteyen bir sürü insanız. Hâlâ yapılabilecek şeyler var. Önce elimizdekilerin kıymetini bilerek başlayabiliriz. İyi yetişmiş insanlarımız, parlak gençlerimiz gidiyor. Bunu daha çok dert etmeli, daha çok konuşmalıyız. Öte yandan ülkeye dönmek isteyen insanlar da var. Ellerinden tutabiliriz. Ancak bu esnada akademik özgürlüklerin ayaklar altına alınması, üniversitelerin insanın kalbini kıran bir sessizliğe itilmeleri hiç yardımcı olmuyor. Hem de hiç.

Size bu yazıyı İtalya’da bir konferanstan yazıyorum. Onlarca ülkenin katılımı ile yazdığımız ortak bir AB projesinin son toplantısı. Konuşmam sırasında “Biz Türkiye’de bilim yapmaya devam ediyoruz,” deyince salondan alkış yükseldi. Bu tepkiyi görünce içimin tarifsiz burkulmasını ne yapacağız? Peki, peki. Kahrolsun batılılar….