Kalem ve kağıdınız terapistiniz olabilir
12.10.2017 08:11 YAŞAM
Duygusal yükler çoğu zaman zihinsel ve fiziksel sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Uzmanlar günde 15 dakika ayırarak sıkıntılara dair yazı kaleme almanın bir panzehir olduğunu vurguluyor

Üzerinizde duygusal yük oluşturan olaylar belirli bir süre sonra zihinsel ve fiziksel sağlığınızı riskli durumlara sürükleyebilir. Fakat uzmanlar buna karşı yazmanın bir panzehir olduğunu vurguluyor. Yazmanın zor günler geçirmekte olan insanlar için tutunacak bir dal olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, kalemi kağıda koymanın ya da parmakları klavyeye uzatmanın iyileştirici bir gücü olduğunu aktarıyor.

Yazarak dışa vurun
Bütün sıkıntıların, içe atılan, ifade edilmeyen duyguların bir şekilde dışavurumunun şart olduğunu belirten Mehmet Başkak, “Duygularla yüzleşmenin ve olumsuz duyguları zayıflatmanın en kestirme yolu onları bir şekilde ifade etmektir. Mesela kötü bir evliliği nihayet sona erdirmeye karar vermişsinizdir diyelim. Bu kararı almak, uygulamaya sokmak ve sonrasındaki geçiş dönemi size oldukça stresli, gerilimli bir süreç yaşatabilir. Geçici bir stres, gerilim olsa da sağlığınız için risk oluşturabilir. İçeride dönüp duran duyguları ifade etmek, dışa vurmak gerektiğini her zaman söylüyoruz ve bunun etkili yollarından biri de yazmak... Bu endişeleri ve korkuları anlatı yazılarıyla dışa vurmak, uzun vadeli zararları önlemeye bir terapist kadar yardımcı olabilir. Eğer bir şey kafanızda kalırsa ve bunu tekrar etmeye devam edersiniz, kendinizi yiyip bitirirsiniz. Ama kalemi sayfaya koyduğunuz zaman içinizdeki kemirgenlik yok olacaktır” diyor.

Karar vermenize yardımcı oluyor
Düşünceleri kâğıda dökmenin duyguları kontrol etmeye de yardımcı olduğunu vurgulayan Psikolog Başkak, şunları söylüyor:
“Yazdıkça içinizi kemiren şeyler dağılacaktır. Günde en az 15-20 dakika yazmalısınız. Yazdıkça daha az endişeli ve daha az depresif hissettiğinizi fark edeceksiniz. Bütün bu birbirinden ayrı bilgi parçalarını ele alıyorsunuz ve bir araya getiriyorsunuz. Bu anlatı, bu deneyimin sizin için ne ifade ettiğini anlamanıza yardımcı oluyor. Yazdıkça zihniniz sakinleşiyor, gevşeme etkisi yapıyor. Hikâye anlatmanın büyüsü, yaşananlar hakkında bir karar vermenize yardımcı oluyor.”

Kalbe ve karaciğere iyi geliyor
Yazmanın bağışıklık sistemini de çok daha güçlendirdiğini kaydeden Başkak, şöyle devam ediyor: “Yazı yazmanın vücutta yarattığı değişikler araştırılmış ve karaciğerin daha iyi fonksiyonlar göstermesine kadar çeşitli faydalar bulunmuştur. Bu araştırmalar, ayrılıktan sonra kendi hikâyenizi anlamlı ve yaratıcı bir şekilde yazmanın kardiyovasküler sisteminizi daha iyi çalıştıracağını gösteriyor.”

***

Terapötik yazı nasıl yazılmalı?
» Sinir, hazmedememe, üzüntü gibi olumsuz duygular içinizde savurup atamayacağınız bir yüke dönüşmeye başlamışsa elinize kalemi kâğıdı almalısınız.

» En az 15 dakika boyunca yazmalısınız, bunun için zaman ayırın.

» Gün içinde içinizde yükselen duyguları da olabildiğince eşzamanlı yazabilirsiniz, vaktiniz yoksa, içinizden geçenleri kafanızda dönüp duran düşünceleri, hissettiklerinizi ilk fırsatta yazıya dökmelisiniz.

» Duyguları yazmalısınız; bir olaya bağlı ise elbette olayı da anlatırsınız, fakat sıkıntıyı nasıl hissediyorsanız onları mutlaka yazmalısınız.

» Edebi bir üslup olması gerekmiyor, kopuk da olsa, basit cümleler de olsa yeterli, içinizden geldiği gibi yazın.

» Kendinize sansür uygulamayın, hiç durmaksızın en az 15 dakika sorunla ilgili bütün hisleri, çağrışımları yazın.

» Yazdıklarınızı terapistinizle paylaşabilirsiniz. 4-5 gün sonra ilk yazdıklarınızla o anki durumunuzu kıyasladığınızda daha iyi bir duygusal durumda olduğunuzu gözlemleyebilirsiniz.