Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ndeki skandalı ortaya çıkaran İclal Nergiz: Gider çaycılık yapar, alnımın akıyla çalışırım
12.02.2018 07:50 RÖPORTAJ
Ortaya çıkanlar buz dağının sadece görünen kısmı, ülkenin her yerinde durum aynı. Bir çocuğun dahi olsa hayatına dokunabildiysem ne mutlu. Vicdanım da aklım da o kadar rahat ki… Ne yapabilirler ki gerçekleri söyleyenlere? En fazla iftira ederler, işimden ederler. Gider çaycılık yapar, alnımın akıyla çalışırım

MELTEM YILMAZ @meltemmmylmz

Türkiye’nin gündemine oturan Küçükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ndeki “115 hamile çocuk” skandalını ortaya çıkaran sosyal hizmet uzmanı İclal Nergiz bu haftaki Pazartesi Söyleşisi’nin konuğu oldu. 32 yaşındaki Nergiz, işini severek yapan bir sosyal hizmet uzmanı. Skandalı ortaya çıkardığından bu yana işyerinde ağır baskı ve mobbing uygulamalarına maruz kalan Nergiz, buna rağmen gerçekleri ortaya çıkarmış olduğu için en ufak bir pişmanlık duymuyor:

“Bugüne kadar hiçbir amirime ya da altımda çalışan insana saygısızlık yapmadım, işimi hep düzgün yapmaya çalıştım, muhakkak eksikliklerim vardır ama onları da, başkalarının eksikliklerini de tamamlamaya çalıştım. Ama iş bu noktaya geldikten sonra da susamazdım, o nedenle vicdanım da, aklım da o kadar rahat ki...”
İclal Nergiz, skandalı ve sonrasında yaşadıklarını anlattı.

  • Biz sizi Kanuni Sultan Süleyman hastanesindeki çocuk yaşta gebelik skandalını ortaya çıkaran isim olarak tanıdık ama siz aslında bu alanda önemli çalışmaları olan bir sosyal hizmet uzmanısınız. Önce sizi tanıyabilir miyiz?

Bence insan yedisinde ne ise 70’inde de odur. Çocukken radyoda çocuk programına çıkmışım, radyodaki DJ bana “İclal biz sana para versek, sen bunula ne yapmak istersin?” diye sormuş. Ben de cevap olarak “dışarda oyuncağı olmayan bir sürü çocuk var, onlara oyuncak alırdım” demişim. Demek istediğim çocukluğumdan beri çocukları korumak istiyordum. İleriki yıllarda, Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet bölümünde okurken de, çocuk istismarı alanına odaklandım. Her zaman, benim yapabileceğim bir şey olmalı diye düşündüm. Çalışma hayatım da aynı şekilde devam etti. Bu olay (hastane skandalı) ortaya çıkmadan önce 03.10.2017 tarihinde hastaneye bağlı bir birim olan toplum ruh sağlığı merkezinde çalışmaya başladım. Geçen yıl, adolesan gebelerle ilgili, ÇETUM adlı adolesan gebe merkezi projesi yazmıştım. Kalkınma ajansı tarafından destek gören bu merkezin resmi olarak açılışı yapılmadı fakat Sosyal Hizmet Biriminde Adolesan Gebelerle ilgili çalışmalarıma devam ediyordum. Ne var ki, ÇETUM, bana ait bir proje olmasına rağmen, en başından beri projeden ekarte edildim. Koordinatör yardımcısı olarak görünmeme rağmen, ne toplantılara çağrılıyordum ne de aktif olarak çalışamama izin veriliyordu.

  • Neden?

Bana ait bir projeden ekarte edilmeme yönelik ne kadar tepkimi dile getirsem de cevap alamıyordum, hep geçiştiriliyordu. En son, bu haber ortaya çıkmadan bir hafta önce, ÇETUM’la ilgili görevlendirilmiştim. Yeni bir merkez ve bu merkezin yeni kurulması nedeniyle de sisteminin oturtturulması gerek. Aslında benimle çalışmak istemiyorlardı tabii ama konuyu bilen kişi ben olduğum için, “mecburen” görevlendirildim. Sonra da, oradaki görevime başlamamın ardından skandalı ortaya çıkardım ve hemen görevlendirilmem iptal edildi. Ve yeniden toplum ruh sağlığında devam etmeye başladım.

  • Ne yaşadınız skandalı ortaya çıkardıktan sonra? Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

Skandal ortaya çıktığından bu yana, yönetim tarafından çok ciddi bir baskı var üzerimde. Mesela yıllık izin istiyorum ama verilmiyor, her sabah ve her akşam işe giriş çıkış yaptım mı, geldim mi diye sıkı kontroller var. Sürekli amirime hakkımda soru soruluyor. Öte yandan, terapi görüyorum çünkü geçen yıl Şubat aynından bugüne kadar ciddi baskılar nedeniyle depresyondayım. Çok yoruldum çok yıprandım. Evime gidemiyorum, ne olur bilmiyorum, işyerimde zaten baskı ortada. Rapor aldım çünkü kafamı dinlemek istiyorum ama raporuma bile inanmadılar, yarın gidip başka bir hastanede kurula gireceğim bu yüzden. Bu süreç beni çok yıprattı. Oysa soruşturma benim soruşturmam değil, soruşturulması gereken kişi ben değilim ama sürekli benim üzerimden dönüyor olay.

kanuni-sultan-suleyman-hastanesi-ndeki-skandali-ortaya-cikaran-iclal-nergiz-gider-caycilik-yapar-alnimin-akiyla-calisirim-426403-1.

  • Yani soruşturulması gereken kişiler soruşturulmuyor ama siz cezalandırılıyorsunuz?

Kesinlikle öyle. Bu konuda o kadar sinirliyim ki. Bu ihmali yapan sosyal hizmet uzmanı olan kişi, Mayıs ayından beri, benim projemle kurulmuş olan çocuk izlem merkezinde, cinsel istismar mağduru çocukların ifadesini alıyor, kanaat raporunu yazıyor ve mahkemelere gönderiliyor. Halen orda en aktif biçimde çalışıyor. Bu olayın ortaya çıkması benim cezalandırılmam dışında hiçbir şeyi değiştirmedi. Ben ise o merkeze giremiyorum şu anda, girmeme izin verilmiyor.

  • Ortaya çıkardığınız gerçek, bu hastanenin gerçeği mi Türkiye’nin mi?

Türkiye’nin her yerinde durum aynı ve hatta bu hastanede ortaya çıkanlar buz dağının sadece görünen kısmı. Ben bu projeyi ilk yazdığımda, hastanenin kadın doğum klinik şefi “3- 5 tane adolesan gebe için neden merkez açılıyor demişti. Hayır, 3- 5 tane değil, 0 115 sayısı da buz dağının görünen kısmı. Ben bu sorunun o kadar farkındaydım ki, çocukların diğer kadınlarla aynı muameleyi görmesi ne demek! Geçen günlerde, Sağlık bakanlığı tüm hastanelere 18 yaş altı çocukların yasal olarak bildirilmesi hususunda yazı gönderdiğini duydum. Göreceksiniz asıl sayı o zaman ortaya çıkacak. Öyle vahim bir durumdayız ki. Daha devam etsinler “9 yaşındaki çocukla evlenilebilir” diye fetva vermeye… Bu konuda son bir şeyi eklemek istiyorum, neden 18 yaşına kadar olan bireye “çocuk” derken , 16 yaşındaki bir çocuk mahkeme kararıyla, 17 yaşındaki çocuk ailenin rızasıyla evlenebiliyor. Bence biz “Türkiye’de çocuk “ kavramını belirlemeliyiz önce. Hatta daha da acımasız bir şekilde şunu söylemek istiyorum; çocuk istismarında “14 yıl 11 ay 30 günlük bir çocuksan, asla rızaya bakılmaksızın çocuk istismarı kabul edilirken, 14 yıl 11 ay 31 günlükken (15yaş) rıza soruluyor? Yani bu çocuklar 24 saatte mi olgunlaşıp karar verebiliyor?”

  • Asıl sayı ortaya çıkacak mı acaba? Zira işini hakkıyla yapanların, çok büyük vicdan azabı çekmelerine karşın, susmak durumunda hissettikleri günlerden geçiyoruz. Siz bu anlamda sarsıcı bire etki yarattınız.

Bir gün bile pişman olmadım. Bugüne kadar hiçbir amirime ya da altımda çakışan insana saygısızlık yapmadım, işimi hep düzgün yapmaya çalıştım, muhakkak eksikliklerim vardır ama onları da, başkalarının eksikliklerini de tamamlamaya çalıştım. Ama iş bu noktaya geldikten sonra da susamazdım, o nedenle vicdanım da aklım da o kadar rahat ki. Ayrıca ben 657’ye ben tabiysem diğerleri de tabi. Her şey madde madde yazıyor, ne yapabilirler ki gerçekleri söyleyenlere? En fazla iftira ederler, işimden ederler. Gider çaycılık yapar, alnımın akıyla çalışırım.

  • Çevrenizin tepkisi nasıl oldu, örneğin iş arkadaşlarınız sizinle ilişkilerine mesafe koydular mı?

Benim çevremde beni destekleyen çok fazla insan var. Dahası, çocuk dernekleri, kadın dernekleri de bana bir hayli destek oldu. İş arkadaşlarıma araya mesafe koyan taraf ise ben oldum. Onları korumam gerekiyor çünkü sırf benimle arkadaşlık kurduğu için, yönetime yakın olan insanların arkadaşlarımı nasıl mercek altına aldıklarını çok iyi biliyorum, duyuyorum. Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen, öyle bir gelişme oldu ki bence her şeye değer: Dün bir abim aradı ve bana “bir hemşire arkadaş geldi, biz önceden bu çocukları polise bildirdiğimizde polis ilgilenmiyordu ama şimdi polis koşa koşa geliyor” dedi. Bunu duyunca öyle mutlu oldum ki. Bugün ölsem, nihayetinde bir çocuğu da olsa kurtarmış olacağım. Bu duygu çok değerli.

  • Size göre, çocuk yaşta hamilelikler konusunda esas sıkıntı ve çözüm yolu nerede?

Küçük yaşlarda hamilelik vakalarına baktığımda, bu çocukların annelerinin de aynı şekilde olduğunu gördüm. Yani aslında bu toplumsal bir sorun. Adölesan annenin adölesan çocuğunun da evleniyor olması, aile sistemi içinde normal bir hal almış. Aslında bizim yapmamız gereken şey, adölesan gebeler için ayrı bir alan oluşturmak. Mesela yazılan ve henüz uygulamaya konulmayan ÇETUM Projesinin incelenmesi, geliştirilmesi ve Türkiye’nin tüm hastanelerde uygulanabilir bir hale getirilmesi belki çözüm olarak gösterilebilir. ÇETUM Projesinde ilgili sosyal hizmet uzmanı adli bildirimi yapma, sosyal inceleme raporu hazırlama ve ev ziyaretinde bulunma gibi görevler içinde yer almakta, aynı zamanda ekip içinde psikolog ve yalnızca bu alanda çalışan uzman doktor ve ebe de yer alıyor. Böylece adölesan gebe için hem psiko-sosyal bir tabloyu ortaya koyarak sorun analizi ve çözümü üretebilecekken hem de ihtiyacı olan tüm desteği diğer mesleklerle koordineli çalışarak bütüncül bir yaklaşımla ele alabilme şansını da yakalıyoruz. Üniversite öğretmenlerimin bütüncül yaklaşımı öğretirken ne kadar önem verdiklerini çok daha iyi anlayabiliyorum ☺

***

Türkiye’nin her yerinde çalışırım

kanuni-sultan-suleyman-hastanesi-ndeki-skandali-ortaya-cikaran-iclal-nergiz-gider-caycilik-yapar-alnimin-akiyla-calisirim-426619-1.

  • İşini severek yapan ve bu ülkenin en fazla kanayan alanlarından birinde faaliyet gösteren bir sosyal hizmet uzmanı olarak, bu tablo içerisinde ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Şuan Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde ki görevime devam etmekteyim. Ama elbette çocuklar ve gençler ile ilgili projeler yazabileceğim, yürütebileceğim bir yerde çalışmayı tercih ederim. Bu alanda çalışmak istiyor oluşum bu olayların ortaya çıkmasıyla gündeme gelmedi aslında. Mayıs 2017 tarihinde Çocuk İzlem Merkezindeki görevime son verilmesiyle birlikte çocuk ve gençlik alanlarında çalışma yapabileceğim işlere bakmaya başlamıştım. Elbette, özellikle haberlerle gündeme gelen bu olay ile birlikte üzerimdeki psikolojik baskının da bu süreci hızlandırdığını söyleyebilirim. Fakat hangi kurum veya kuruluş olursa olsun, ben yine gerek mesleğimdeki bilgi ve becerileri arttırarak, gerekse eğitimimin kazandırdığı sosyal hizmet mesleğinin etik ve ahlakına uygun davranmaya gayret göstererek çalışmaya devam edeceğim.