Anasayfa ÖZEL Kapıdaki tehlike

Kapıdaki tehlike

21 kişiye mezar olan 3 katı kaçak Yeşilyurt Apartmanı, İstanbul başta olmak üzere ülke genelindeki riskli binaları gözler önüne serdi. Yüz binlerce denetimsiz yapının imar affı kapsamına alınmasıyla, yeni facialara davetiye çıkarılıyor...

İstanbul Kartal’da geçen hafta 21 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan 3 katı kaçak Yeşilyurt Apartmanı, ülke genelindeki ‘riskli konutları’ yeniden gündeme getirdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Bakanlığı döneminde sadece İstanbul’da 600 bin riskli konut bulunduğunu itiraf ederken, riskli binalara karşı herhangi bir çalışma yapılmadı. Mevcut Bakan Murat Kurum geçen ay tam 9 milyon 722 bini aşkın ‘İmar Barışı’ başvurusu yapıldığını açıkladı. Bununla birlikte 1 milyon 813 bin kişi, aldıkları ‘Yapı Kayıt Belgesi’yle, kaçak eklentilere sahip binalarına ‘yasal zırh’ getirmiş oldu. İmar affına başvuruda başı, 500 bin başvuruyla İstanbul çekti. Mevcut tabloya olası Marmara depremini ekleyince, “Betondaki ihmal” gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

BÖLGE KAÇAK YAPILARLA DOLU

Yeşilyurt Apartmanı’nın dışında, Orhantepe Mahallesi’ndeki diğer yapıların durumunu ve komşu ilçelerdeki binaların halini yerinde gözlemliyoruz. İlk olarak Kartal Orhantepe Mahallesi’ni ziyaret ediyoruz. Enkaz çalışmalarını izlediğimiz an, bir yurttaş yanımıza gelerek, “Buralarda hep kaçak evler var. Çöken binayla aynılar” diyor.

Enkaz alanının hemen aşağısında bir hareketlilik olduğunu fark ediyoruz. Yeşilyurt Apartmanı’na çok yakın olan binanın sahipleri, faciadan sonra, kendi binalarının durumunu öğrenmek için Bakanlığa başvurmuş. Bunun üzerine de bir ekip, binadan örnek almaya gelmiş. Bir süre, binanın sahiplerinden Bayram Demirhan ile konuşuyoruz. Binanın 1966’da yapıldığını ifade ederek başlıyor sözlerine. Devamında da, “Yapıldığında iki kattı. 3 kat sonradan eklendi” diyor ve ekliyor: “Sonuçlar ne zaman çıkacak bilmiyoruz. Çürük raporu verilirse boşaltacağız.” Demirhan’ın aktarımına göre, özellikle Zeytinlik Caddesi ve Hamam Sokak’taki binalar risk altında. Bunu şöyle açıklıyor: “Sağlam olan bir tane yapı yok neredeyse… Hepsi kaçak ve durumları sakat…. Bölge genel olarak kaçak yapılarla dolu.”

Demirhan, eliyle bölgedeki binalardan birine işaret ederek, “43 daire var o binada. Normalde 5 katlı olması gerek” ifadesini kullanıyor.

‘DEFALARCA İKAZ ETTİM ‘

Demirhan’ın ardından, Yeşilyurt Apartmanı’nın çökmesi sonrası tahliye edilen 8 binadan birinin önüne gidiyorum. Orada Hüseyin Altınova ile buluşuyorum. Altınova 14 yıldır bu bölgede esnaflık yapıyor. Tahliye edilen binalardan birinin altında, lokantası bulunuyor. Altınova, “Çocukluğumdan beri buradayım” diyor. Soruyorum, yanıtlıyor: “Bilseydim girer miydim? 48 bin TL kredi çektim, 80 bin lira masraf yaptım, eşimin tüm bileziklerini satıp, oraya verdim. 1 haftadır evime gidemiyorum. Çalışanın parasını da veremedim, mağdurum. Biriktirdiğim para da gitti, eşimin bilezikleri gitti. Defalarca ikaz ettim binanın en üstünde çatlak var dedim, dinletemedim.”

Altınova, “Bu eklentiler, Sekmen döneminde oldu” ifadesini kullanıyor ve sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Bina gözümün önünde yıkıldı. Ben de yıkıldım orada. Bizi de dükkânımızdan tahliye ettiler.”

Mecidiyeköy

Kartal’ın sonrasında Maltepe’ye ve Şişli Mecidiyeköy’e gidiyoruz. Maltepe Gülyolu Sokak’ta çatlakların olduğu bir binayı fark ediyoruz. Cevizli Mahallesi’nde de Türker Sitesi’nde 25 blok bulunuyor. Riskli yapı raporu verilen 309 dairelik sitede oturan yurttaşlar, oldukça endişeli. Mecidiyeköy’de ise durum daha vahim. Zira Gülbağ’ın ara sokaklarında yıkılmaya yüz tutmuş, çatlakların olduğu yüksek katlı binaları görmek mümkün.

Esenler

***

Dökülüyoruz…

Yeşilyurt Apartmanı gibi binlerce bina riskli durumda. Bu hafta içerisinde, Rize’de taşıyıcı kolonlarında çatlaklar oluşan 8 katlı, apartmanda yaşayanlar, binadan tahliye edildi. Bir benzer haber de Şişli’den geldi. 7 katlı 4 bina, ‘tehlike arz ettiği için’ mühürlendi. Bahçelievler Mahmutbey Caddesi’ndeki 24 daireden oluşan ve 45 yıl önce inşa edilen Birlik Apartmanı da tehlike taşıdığı için boşaltıldı. Ancak en ‘şaşırtanı’ Bağcılar’da bulunan 9 katlı bina oldu. Zira bina alttan 4 katı farklı bir bina, diğer 5 katı ise farklı bina gibi… Üst üste iki binayı andıran yapının dış cephesindeki çatlak ve döküntüler dikkat çekici.

4 kişi gözaltına alındı

Öte yandan Kartal’da 21 kişinin hayatını kaybettiğin Yeşilyurt Apartmanı’na ilişkin soruşturmada binanın projesini oluşturan Suzan Çayır, inşaatın teknik uygulama sorumlusu Uğur Mısırlıoğlu, yapı ruhsat sürveyanı Arzu Keleş Boran ve inşaat mühendisi Osman Mısırlıoğlu gözaltına alındı. 4 şüpheli, Emniyetteki işlemlerinin ardından Kartal’daki Anadolu Adliyesi’ne getirildi. “Taksirle ölüme neden olmak” ve “Taksirle yaralanmaya neden olmak” suçlarından sorgulanan şüphelilerden Suzan Çayır ve Uğur Mısırlıoğu, tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

***

BAĞCILAR

Mehmet Sekmen denetimden kaçındı

Eski İBB Meclisi’nin CHP’li Meclis Üyesi İbrahim Doğan ile de konuşuyorum. Doğan, aynı zamanda inşaat mühendisi ve senelerdir Kartal’da yaşıyor. Haliyle Sekmen dönemine de oldukça hakim. Doğan’a o dönem yaşananları soruyorum, yanıtlıyor: “1994’ün Mart ayına kadar İMO olarak projeleri denetliyorduk. Sekmen geldiği anda o iş kalktı. Yani odaların denetleme hakları birdenbire kesildi. Bundan kaçındılar.”

Doğan, Sekmen’in başkanlığı için, “Mühendislik hizmetlerinden uzak bir sistem kurulmuştu” diyor ve şöyle sürdürüyor sözlerini: “Bütün binalar deniz kumuyla yapılıyordu, üstelik bu yeni bir şey de değil… Sahilde kum depoları vardı ve birkaç sene önce kalktı.”

Doğan, şöyle devam ediyor: ”O dönem vatandaş bir proje hazırlatıyor, diyelim 4 katlı bir ev yapacak. Daireler de 60 metrekarelik… Ruhsat aldıktan sonra, 120 metrekareye çıkartılıyordu. Tam olarak müteahhit mantığı vardı, hâlâ daha da var. Bu da dikkat çekici: Sekmen Erzurum’lu, binanın sahipleri de Erzurum’lu… Binanın sahiplerinden biri de AKP’den Meclis Üyesi’ydi. Sekmen döneminde bunlar yapılıyor ve 1998 yılında da vergi beyannamesinde bulunuyor. Yunus Apartmanı da aynı şekilde…”

***

PENDİK VE MALTEPE’DE RİSKLİ BİNA ÇOK

İbrahim Doğan, “Meslek odalarının denetim yetkisinden inşaatlar kaçırıldı” diyor ve ekliyor: “Cevizli, Ramallar, Uğur Mumcu, Soğanlık, Pendik, Maltepe, riskli yapıların yoğun olduğu bölgeler. Yapı denetim firmaları da paralarını müteahhitten alıyor, bu sistem yanlış.”

***

ESİN KÖYMEN: İmar affına başvuran 10 milyon yapının durumunu bilmiyoruz

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen ile Kartal’da çöken binayı ve imar affını konuştuk. Köymen, Yeşilyurt Apartmanı’nın da ‘İmar Barışı’ndan yararlandığına dikkat çekerek, yetkililerin sorumluluğunu hatırlatıyor: “Depreme ve afete hazırlanacakları yerde, kaçak yapıları af kapsamına sokup, bunlara sebep oldular.”

>> Bugün Kartal, yarın başka bir yer… Riskli binalar, imar affıyla yasal hale geliyor. Neler düşünüyorsunuz?

Çevre ve Şehircilik Bakanı, imar affıyla ilgili gündemi ilk oluşturduklarında, ‘13 milyon başvuru bekliyoruz’ demişti. Bir de rakam telaffuz etmişti: ‘Bu kadar gelir elde etmeyi düşünüyoruz’  gibi. Yani diyor ki; Türkiye genelinde 13 milyon yapının kaçak olduğunu tespit ettim, bunun karşılığında da şu kadar gelir elde etmeyi düşünüyorum… Bir tespit var ama bu tespit neye hizmet ediyor? Alacakları ödemeye… Bu bir resmi kurumun, kentteki kaçak yapılarla kurduğu ilişkiyi gösteriyor. Bence sakatlık buradan başlıyor zaten.

SÖYLENEN İLE YAPILAN TAMAMEN ZIT

>> Bu kadar yapının kaçak olduğunu biliyorlardı yani…

Tabii ki… Şöyle düşünelim: Tümden hiçbir mühendislik hizmeti almadan veya ruhsat almadan yapılan binalar olduğu gibi, ruhsat almış ama bunlara aykırı olarak zabıt tutulmuş, ilaveler yapılmış, kaçak kat çıkılmış yapılar var. Bunları da görüyorlar, amaç maddesini hatırlayalım: ‘Kentlerin afetlere hazırlanması nedeniyle imar affını çıkarıyoruz’ dediler. Peki, bu kaçak yapıları affederek mümkün mü? Söylenen ile içerik birbirinden tamamen zıt.

>> İmar affına neredeyse her yapı dahil edilebiliyor değil mi?

İstisna yok… Diyelim üç katlı mühendislik hizmeti almış bir yapının üzerine üç kat daha kaçak kat atıldığında da müracaat edilebiliyor. Tümden hiçbir mimarlık, mühendislik hizmeti almayan yapılar da… Hukuksuz plan tadilatlarıyla ortaya çıkan, arkasından da mahkemelerin ruhsatını vs. iptal ettiği yüksek rezidanslar ve alışveriş merkezleri de bu kapsama giriyor. Eski eserlere yapılan restorasyon uygulamaları ve eklentiler de bu işin içine girebiliyor. Mera alanlarına yapılmış kaçak evler ve dere yatağındaki binalar da…   

SAĞLIKLI BİR KENT YARATMAK DEVLETİN GÖREVİDİR

>> Peki… Kartal, aslında İstanbul’u bekleyen olası Marmara depremini de bize hatırlattı. Biz bu riskli alan kararlarını, kentsel dönüşümün ayak sesleri olarak biliyoruz. Bir iktidar, neden bu kadar sağlıksız bir kent yaratır?  

Devletin bir sorumluluğu var: Sağlıklı kentlerde ve sağlıklı yapılarda insanların can güvenliğiyle yaşayabilmesini sağlamak… Bu devletin görevidir. Yapılan düzenlemelerle bu sağlanmadı. Kentsel dönüşüm ya da riskli ilan edilen alanlara bakalım… Riskli alan ilan ederken, diyorlar ki, ‘zemin yapısı problemli, sıvılaşma var, ya da dere yatağı…’   Yani bunlar mimarlık mühendislik hizmeti almayan yapılardır, bu nedenle de buralar riskli alan ilan edilebilir.

KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ARACI OLARAK KULLANILDI

>> Riskli alan ilanlarında böyle davranmadılar ama.

Evet, kullanılan bu olmadı. Siz bunları böyle söyleyip, arkasından Sulukule’de sadece bir kültüre baskı oluşturmak, o kültürü yok etmek için kullanırsanız; Pendik Batı Mahallesi gibi üzerinde ruhsatlı ve iskanlı binaların yoğunlukta olduğu bir mahalleyi riskli ilan ederseniz, direkt kent üzerindeki rant kaygısını görürüz. 16 yılı geride bırakmış bir siyasi parti var. Ve bu siyasi parti bütün geliri, üretimle ilişkiyi tümden kopararak sağladı. 2009 yılında İstanbul Finans Merkezi belgesiyle açıklanmıştı: Hizmet sektörünün olduğu alan olacak… Burada üretim ilişkileri olmayacak. Dolasıyla burada fabrikalar da olmayacak.  Ağırlıklı kentsel dönüşümün yapıldığı bölgelere bakın… Bir özelleştirme aracı olarak kullandılar bunu. Yani devlet, verdiği hizmetleri özel sektöre devretti. Fabrika alanları, üretim alanlarıydı. Bunların yakınında da işçi havzaları vardı. İşçi sınıfının ağırlıklı yaşadığı yerlerdi ve onların hepsi gecekondu bölgesiydi. İlk saldırıyı, onların çalıştıkları fabrikaları kapatarak yaptılar. Bunlar ağırlıkla kamu mülkiyetindeydi, dönüşüme buradan başladılar ve plazalar ile rezidanslar yükselmeye başladı. Önce iş alanları, arkasından yaşadıkları mekânlara müdahale edildi. Bunun neresinde kentsel dönüşüm ya da sağlıklı bir kentten bahsedilebilir? Üstelik bunlar, kentin tümünü ilgilendiren imar planları üzerinden alınmış ilkesel kararlarla yapılmadı. Devlet, kamusal bir hizmet sağlamak yerine, özelleştirmenin ya da kentten yeniden rant elde etmenin aracı olarak kullandı bunu.

HİÇBİR SORUMLULUK HİSSETMİYORLAR MI?

>> Yeniden Kartal’a dönmek istiyorum. Resmi kurumlar, hâlâ daha bir sorumluluk üstlenmedi.

Orada 21 insan öldü, sadece bir aileden 9 kişi hayatını kaybetti. Hiçbir şey ifade etmiyor mu kamu idaresi için? Hiçbir sorumluluk hissetmiyorlar mı? Burada ruhsatlı bir bina var ve 5 kata göre, taşıyıcı sistem hesabı yapılmış. Ama onun üzerine, 3 kat daha yapıyorsunuz… Kolon kesildiğinden de bahsediyor.

>> Kolon kesme vs. derken, ülke genelinde bir bilinçsizlik de söz konusu değil mi?

Bir binayı kullanmak nasıl bir şey, kolon kesmek ne demek, bunların farkında bile değiliz. 1999’da depremini gördük, aradan çok kısa bir süre geçti. Ama buna rağmen,  yaşananların unutuluyor olması ürkütücü.  

>> Kartal’da yaşanan facia, hangi ihmalleri açığa çıkardı sizce?

Depreme ve afete hazırlayacakları yerde, kaçak yapıları af kapsamına sokup, sebep oldular bence. Bu kadar kişinin ölmesi sadece bir örnek ve tek bir binadan bahsediyoruz. İmar affına başvuran 10 milyon yapının sağlam olup olmadığını bilmiyoruz ‘Ver parasını, barışalım’ diye kural çıkarttınız. Parasını verdiğinizde bina sağlıklı hale mi geldi? Binaların kontrollerini yaptınız mı? Üstüne üstlük binayla ilgili bütün sorumluluk da mal sahibinin diyerek, olası felakette suçu da sorumluluğu da kullanıcıya attınız. Peki devlet nerede?  

BİZ GERİ ÇEKİN DEDİKÇE, KAPSAMINI GENİŞLETTİLER

>> ‘İmar Barışı’nda hiç şeffaf bir süreç de gerçekleşmiyor. Hangi bölgeden, kaç yapıya ilişkin başvuru yapıldı, bilmiyoruz mesela…

Nasıl yapılar yasal koruma zırhına sahip oldu, bilmiyoruz.  Yarın öbür gün, belki Kartal’daki binadan çok daha eski, çok daha sağlıksız binalar için müracaatlar yapılacak. Bununla ilgili dediğim gibi kısıt da yok, ‘sadece parasını ver’ diyorlar. Bu laflar karşısında tek bir örnek yaşadık, bu gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Biz geri çekin dedikçe, kapsamını genişlettiler.  

>> İmar affı öncesinde de yapılması gerekenleri yapmıyorlardı. Katılıyor musunuz bu dediğime?

Bunların sayısının çoğalmadan affın iptal edilmesi gerekiyor. 1999 yılından itibaren biz deprem konusunda bir sürü bilgi sahibi olduk. O dönem de yapılması gerekenleri alt alta dizmiştik. Mevcut yapı stokunun incelenmesi gerekiyordu. Bunun sonucunda da yıkılması gerekenler varsa yıkılması, güçlendirilmesi gerekenler varsa da güçlendirilmesi gerekiyordu. Devletin burada devreye girmesi, ucuz krediler vererek riskli yapıların boşaltılması ve yıkılması yönünde çaba sarf etmesi gerekiyordu. Bunların hiçbiri yapılmadı. 99’dan sonra toplanan deprem vergilerinin bile biz nereye gittiğini bilmiyoruz. Biz şu an 99’dan daha kötü bir durumdayız. O dönemki eski yapılar, 20 sene daha yaşlandı, bir değişiklik olmadan.

>> Söyleşiyi sonlandırırken, kentlerde riski azaltmak için acil olarak yapılması gerekenler hakkında ne dersiniz?

Artık bu saatten sonra bu tespit çalışmasının bitmesi gerekiyor. Bunu yaparken de kentteki rantın, A bölgesinden, B bölgesine aktarılmaması gerekiyor. Vatandaşın sağlıklı konutta yaşaması, devletin sorumluluğundadır. Yani devlet, ‘ben bunu yapmıyorum’ diyemez. Bir de artık yerel yönetimler başta olmak üzere, kentlerde imarın rant aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmesi gerekiyor. 

SON HABERLER

Bakanlar/katliamlar/Çanakkale ve Anadolu

2017 değişikliği ile “siyasal sorumluluk” kavramı Anayasa’dan çıkarıldı: bakanlar kurulu ve hükümet...

İnsanlığın karşılaştığı en büyük tehdit: İklim değişikliği

Dünyanın dört bir yanında gençler, çocuklar iklim değişikliğine karşı sokaklara dökülerek, gezegenimizi...

CHP’li Yücel Özen hayatını kaybetti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir eski İl Yöneticisi ve Tire Belediye Meclis...

Uber davası ertelendi

Uber'e erişimin engellenmesi ve firmanın Türkiye'den men edilmesi talebiyle açılan dava, bilirkişi...

Yeni Zelanda saldırısında ölenlerin sayısı 51’e yükseldi

Christchurch kentinde 15 Mart'ta iki camiye düzenlenen saldırının ardından kendisinden haber alınamayan...

Akşener: Ekrem kardeşim niye kızdırdın bu kadar Tayyip Bey’i?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Bir yerel seçime gidiyoruz ama sanırsınız...

MGK’den yerel seçim mesajı

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sona erdi. 4,5 saat süren toplantı sonrası...

Alper Taş’a sosyal medyadan büyük destek

Sosyal medya kullanıcıları CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş'ın başlattığı #BenimİçinBeyoğlu...

10 maddede AKP ile birlikte kaybedilen Beyoğlu

Beyoğlu’nun AKP'li yıllarda yapılan değişim ve dönüşüm ile birlikte tarihi yapısı yok...

FED faiz kararını açıkladı

ABD Merkez Bankası FED kritik faiz kararını duyurdu. FED faizi değiştirmeyerek yüzde...