Kapitalizm: Korku ve hastalık düzeni

Almanya’da 200.000 insan atom santrallerine karşı yürüdü. Bugünden ve gelecekten korktukları için, tüm varlıklarıyla doğanın ve insanlığın bekaası için, sistematik olarak korku ve hastalık üreten kapitalist düzeni protesto etmek için.

Kar ve birikimden oluşan Altın Dana etrafındaki düzenin son dönem dansının hem kapitalist merkezler açısından hem de Asya, Afrika ve Latin Amerika açısından sosyal gerileme, çoğu kez açlık ve mutlak sefalet doğurduğu şüphesiz. Güney kıtalarında yükselen açlık, salgın hastalıklar, yoksulluk, çocuk ölümleri, nüfus patlaması ve kitlesel göçler, kapitalizmin orijin ürünleri. Bu kıtaların kapitalist istila öncesi daha iyi, daha sakin ve sağlıklı yaşadıkları artık kesin. Şimdi ise giderek büyüyen şehirleri kapitalist medeniyetin hastalık ve korku üreten çöplük ve pislik yuvaları.

Kapitalist birikim makinasının iki kaynağının ikisi de artık büyük bir hastalık içerisinde kıvranıyor. Kapitalist zenginliğin iki kaynağını oluşturan ister insan emeğine bakalım, isterse doğaya: ikisi de hasta!

Doğaya baktığımızda doğal dengeleri sarsan devasa bir sömürü makinasının yarattığı semptomlarla karşı karşıyayız: küresel ısınma ve çölleşme, yönleri değiştirilen ırmakların sel baskınları, erimekte olan buzulların yarattığı deniz seviyesindeki yükselmenin tehlike altına attığı sahil kıyıları ve ülkeler, gök yüzünün ve yer yüzünün giderek zehirlenmesi, her gün onlarca türün tür olarak yok edilmesi, dometese, bezelyeye, elmaya içerlenmiş zehirlerin yarattığı güvensizlik, yok edilen ormanlar, insan elinin kar ve özel mülkiyet hedefiyle parsellemediği alanın hemen hemen kalmaması, denizlere yönelik katliamcı sömürü ve kirlenme… Daha onlarca fenomen ve semptomuyla doğa, iklim, yeryüzü ve gökyüzü hasta… İnsan dışındaki canlılar yeryüzünde ve denizaltında tedirginlik ve korku içinde, yaşamları basit bir ölüm-kalım savaşına indirgenmiş…

Zenginliğin ikinci kaynağına baktığımızda aynı tabloyla karşılaşıyoruz: emeğin taşıyıcısı insan da sürekli ve sistematik olarak hastalık ve korku tehditi altında. İLO rakamlarına göre çalışma hayatında ve sonucunda ölenlerin sayısı her yıl savaşlarda ölenlerden kat kat fazla. İnsan vücudunun fiziki sınırları da artık aşılmış durumda. Bir taraftan fiziki hastalıklar dünya çapında giderek daha fazla sağlık masrafı gerektirirken, diğer taraftan insanın iç doğası da uçurumun eşiğinde: Depresyon gibi psikolojik hastalıklar da tam bir patlama ile karşı karşıyayız.

Ya bu korku ve hastalık düzeninin içinde herkes yalnızlaşmayı kabullenecek ve tek tek ve tek başına geberecek ya da korku ve hastalık düzenini durduracak tarihsel ve kolektif bir fren yapılacak.

Kapitalizmin boş, anlamsız ve hedefsiz dinamiğine son verecek, insanın ve doğanın giderek çıldıran ve çığırından çıkan pazar ekonomisiyle temelden uyuşmazlığını temel alacağı için sakin, yavaş ve basit bir medeniyet örgütleyecek bir düzen değişimine ihtiyaç var. Doğa ile uyum içerisinde insani bir düzen – kapitalist düzenin yarattığı korku ve hastalıklarda bu düzeni oluşturacak enerji gizli değil mi?

Gerçek korku, cesaretin anasıdır. Şimdi dünyanın cesarete ihtiyacı var!

BİZİ TAKİP EDİN

360,157BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,247TakipçiTakip Et
7,974AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL