Anasayfa YAŞAM Karabasan: Tamamen uyanık olup, hareket edememek

Karabasan: Tamamen uyanık olup, hareket edememek

BARAN BOZDAĞ

Güzel ve uzun bir uykudan sonra gözlerinizi yavaş yavaş açtığınızı düşünün. Gözlerinizi ovuşturmak istiyorsunuz ancak kolunuzu kaldıramıyorsunuz. Bu hissi verdiği panik ile belki derin bir nefes alacaksınız ancak içinize hava çekemiyorsunuz veya bağırarak yardım isteyemiyorsunuz. Bu yaşadığınız bir kâbus da olabileceği gibi gerçekten uyanmış ve uyku felci veya halk arasında bilinen ismi ile ‘karabasan’ denilen durumu tecrübe ediyor olabilirsiniz.

Uyku felci nedir?

Uyku felci veya karabasan, beyninizin vücudunuza hala REM uykusunda olduğunuzu söylemesi dolayısıyla içinde kaldığınız, uyanık olup çizgili kaslarınızı istemli olarak hareket ettiremediğiniz koşuldur. Vücut için bu bir yanılsama da olsa, REM sürecinde olduğu gibi, rüya sırasında aktif harekete engel olmak amacıyla uzuvlar geçici olarak paralize olur, kalp atışı ve kan basıncı artarken, nefes düzensizleşir ve sığlaşır. En canlı rüyalarımızı gördüğümüz bu safhayı yaşadığınız için de, uyku felci sırasında çok gerçekçi halüsinasyonlar görülebilmektedir.

Tüm bunları birleştirince, karabasanın nasıl korku verici bir hadise olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak bu karabasan durumu rüya görmekten ve gece teröründen (uykuda, rüya sırasında karabasan yaşama hissi) farklıdır, çünkü gerçek bir karabasanda beyin, vücuda bunu iletemese de tamamen uyanıktır.

Yani denilebilir ki; görüp korkup uyandığınız bir kabustan farklı olarak, uyku felcini yaşarken uyanmış olmanıza rağmen gerçekten hareket edemediğiniz ve nefes alamadığınız bir kabusu görürsünüz.

Uyku felci sırasında neler olabilir?

Uyku felcinin başlayıp son bulması en uzun durumda iki dakika sürmekte, çoğu zaman birkaç saniyelik sürede geçmektedir. Çoğunlukla tam uykuya daldığımız veya tam uyandığımız anda gerçekleşen uyku felci sırasında kas atonisine (kaslarda gergi kaybı) ek olarak, kimi insanlar fiziki çevrelerinin farkında ve bilincinde olarak rüya gördüklerini de belirtmiştir.


Texas A&M University dâhilinde yardımcı doçent olarak görev yapan ve Fasiyel Ağrı ve Uyku Tıbbı Merkezi’nin yöneticisi olan Steven Bender’a göre; karabasan geçiren insanların uçtuklarını, yattıkları odada başka birinin bulunduğunu veya uzaylı istilasına uğradığımızı gördüklerini belirttikleri vakalar mevcut.

REM uykusu 90 ila 120 dakikalık döngülerde gerçekleşir ve yetişkin bireylerde tüm uykunun sona doğru yaklaşık dörtte birlik bir sürecini kapsar. Bu safhadaki hızlı ve düzensiz nefes alıp vermeler nedeniyle de, karabasan geçiren kişiler boğulma hissine benzer bir hisle düzgün nefes almakta zorlanarak sıkıntı yaşayabilmektedir.

Kimler risk altında?

Bu fenomen, sanıldığından -bazen çok kısa olduğu için fark edilmemekle birlikte- çok daha sık gerçekleşebilmektedir. 2011 yılında yayımlanan ve bu konudaki 30 çalışmanın verilerine dayanan bir incelemede, nüfusun %8’inin uyku felci geçirebileceği ortaya koyuldu (Barber ve Sharpless). Bu olasılık genç yetişkinlerde ve kadınlarda biraz daha yüksek olmakla birlikte, anksiyete, narkolepsi ve depresyon gibi uykuyu etkileyen rahatsızlıkları olan insanların yaklaşık %34’ünün risk altında olduğu belirtildi. Yine düzensiz uyku alışkanlığı olanlar, telefon ve bilgisayarları ile uyuyanlar veya uykuyu etkileyen ilaç kullanan bireylerde bu risk oranının %25-30 arasında olduğu gösterildi.

Peki karabasan sürekli midir?

Karabasanın teşhisi kolay olmakla birlikte, özellikle de uykuyu direkt olarak etkileyen bir rahatsızlığı bulunmayan insanlarda tekrar tekrar görülmesi çok zor ve oldukça nadir bir durumdur. Ne kadar risk altında olduğumuzu bilmesek de, korunmak için yapılacak en iyi şey ‘uyku hijyeni’ni sağlamaktır. Düzenli uyku, benzer saat aralıklarında uyuyup uyanmak, uyumadan önce yatakta televizyon izlemekten ve diğer elektronikleri kullanmaktan veya diğer uyarıcılardan kaçınmak bu korku verici ancak tehlikesiz durumu tecrübe etmemize engel olabilir.

(BİLİM FİLİ)

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,005AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Feminist grev dalgası: İp atlayalım mı?

Sena ÖzcanlıKadınların, Polonya’dan Arjantin’e, İspanya’dan Amerika’ya...

Feministin çantasında, “Çok konuşan erkek siyasetçilere” cevap var!

Feministin çantası bu hafta kilometrelerce ötede açıldı, içerisinden iki yumak çıktı, biri...

Bir umut hikâyesi

Gülay Mübarek'in internette tanışıp iki ay görüştüğü E.K. peşini bırakmadı. İki yıldır...

Her 10 kadından 7’si kendini güvende hissetmiyor: Erkekler dijital dünyada da kadına şiddet uyguluyor

İnternet ve mobil cihaz kullanımının günden güne yaygınlaşmasıyla son on yılda sıkça...

Uzmanlardan ailelere uyarı: Şizofreniyi ergenlik belirtisiyle karıştırmayın

Beynin karar verme bölgesinin bozulmasıyla ortaya çıkan şizofreni, dünyadaki tüm ırk ve...

İBB yolsuzluğa kılıf bulamadı: Bir yıl önceki ihaleye ‘15 Temmuz bahanesi’

“İsraf”la anılan çok sayıda iş ve işleme imza atan İSKİ’nin bazı şirketlere...

Babacan başkanlık mı istiyor?

Bizim başkanlık sisteminin tam olarak ne olduğunu anlamak için YSK’nın İstanbul seçimi ile ilgili gerekçeli...

Yeni bir Nevin Yıldırım vakası daha

Isparta, Yalvaç’ta kendisine tecavüz eden Nurettin Gider'i av tüfeği ile öldürüp başını...

Kemerleri bağlayın, iniyoruz!

Önce AKP, sonra bütün bir memleket geleceğini İstanbul’a endeksledi! İstanbul, Türkiye’nin fiili olarak...

Sınır vizyonda: İnsanlar, insansılar ve hayvanlar

İki ülke arasındaki hayali çizgidir sınır. Bizle ötekileri ayırır. Ama başka sınırlar...

Sonraki haber