Karargâh kimden rahatsız?
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Saraydan Saraya Türkiye’de Gazetecilik Masalı (Can Yayınları, 2015) isimli kitabımı yazma sürecinde incelemek için en çok vakit ayırdığım konulardan biri 28 Şubat’tı. O süreçte başını dönemin Amiral Gemisi Hürriyet’in çektiği medyanın hükümeti devirmek adına yürüttüğü algı operasyonu o kadar netti ki, derdimi anlatmak için daha iyi bir örnek olamazdı. Bu yüzden 28 Şubat süreci, kitabın hacmi ve kapsamı düşünülünce ayrılması gereken yerden fazlasını kapladı. Kaldı ki bu süreç, 28 Şubat’tan 5 yıl sonra farklı nedenlerden ama benzer bir şekilde dönemin koalisyon ortakları DSP ve MHP’yi erken seçime zorlamak için de yürütülecekti. Medya o yıllarda bu güce fazlasıyla sahipti. Zaten koalisyon hükümetleri onlarca dengeyi gözetirken üflesen devrilecek gibiydi. Alternatif kanallar açan sosyal medya da henüz ortada yoktu. Manşetlerle hükümet devirmek çok mümkündü. Yani bugünün dünyasıyla asla kıyaslanamayacak bir ortamdı. Üzerinden 20 yıl geçtikten sonra Hürriyet’in geçen cumartesi yayımladığı “Karargâh Rahatsız” temalı haberinden darbe tehdidi çıkarma çabasını çok çok abartılı buldum. Bu yüzden muhalefet cephesinden yükselen “komplo teorileri” bile bir noktaya kadar makul geldi. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda “Karargâh Rahatsız” haberine daha yakından bakmak isterim.

Halkla ilişkiler ters tepti
Hürriyet’in daha çok başlığı nedeniyle tepki toplayan haberinin tam metnini okuyan ve okuduğunu anlama konusunda küçücük bir hayat belirtisi taşıyan herkes görecektir ki, bu haber muhalefetin eleştirilerinden duyulan rahatsızlığı gidermek için yapılmış bir PR çalışması. Yani karargâh kimden rahatsız sorusunun cevabı açık olarak muhalefet. “Başörtüsünün orduda serbest bırakılması, Yeni Akit yazarına taziyenin tepki toplaması, cumhurbaşkanı ile dış gezilere katılması, ABD’li komutanın ayağına gitmesi, Çuvalcı Komutan’ın madalya takması, Kardak Ziyareti, Akar FETÖ’cüyle ortak arsa aldı mı?” eleştirilerine cevap verilmiş. Zaten manşet de “7 eleştireye 7 yanıt” şeklinde. İç sayfa yansımasında “Karargâh rahatsız” başlığı tercih ediliyor. Açıkçası benim ilk okuduğumda edindiğim intiba “Hürriyet’e bak sen tıpkı eski günlerdeki gibi Genelkurmay’ın halkla ilişkilerini üstlenmiş ama bu kez iktidara değil muhalefete tepki gösterilmiş” oldu. Sonradan kopan yaygarada da bu izlenimim değişmedi.

Okuduklarını anlamadılar mı?
Bu haberi “darbecilik” diye topa tutanların da okuduklarını gayet iyi anladıklarını ama buradaki “fırsatı” değerlendirmek için stratejik davrandıklarını düşünüyorum. Tam da 28 Şubat’ın yıldönümünde iyi bir malzemeydi açıkçası. Zira “karargâh rahatsız” başlığı tek başına değerlendirildiğinde bu algıyı köpürtüyordu. Ayağa top gelmişti ve tam da referandum sürecinde manevraya imkân veriyordu.

O başlık sinsice mi atıldı?
Benim şahsi fikrim Hande Fırat imzalı haberdeki o başlık bir sinsilik değil bir “aşırı motivasyon” ürünü. Bilindiği üzere Hande Fırat 15 Temmuz’dan sonra hızlı bir yükselişe geçti. Doğan Medya, hükümetle buzları eritme fırsatını hissedince de Hande Fırat’a belki de kendisini aşan bir yatırım yapıldı. Bu haberin inşasına neden olan şeyin de “aşırı motivasyon” olduğunu düşünüyorum. Bir kere ne Hande Fırat ne de Hürriyet böyle bir dönemde okunan anlamda bir risk almak istemez. Çünkü bu riskin hiçbir getirisi yok. Aksine “görev alanının haricinde de iktidarın emrinde algısı yerleşen bir Genelkurmay Başkanı’na” mikrofon tutarak eleştirilere cevap verdirtmenin iktidarın hoşuna dahi gideceği düşünülmüş olabilir. Örneğin; bu eleştirilere genel kurmayın cevabını, iktidara yakın medyada bir köşe yazarı, kendi yorumu şeklinde yazsa kimsenin itirazı olmazdı. Ancak tam da 28 Şubat’ın yıldönümünde böyle bir tartışma, darbe tehdidini hatırlatmak için nefis bir fırsat ve referandum sürecinde “15 Temmuz’u hiç gündemden düşürmeme” stratejisine uygun bir hareket. Daha önce alınan Sedat Ergin’i görevden alma kararının uygulanması için de mükemmel bir zamanlama tabii. “Hürriyet bu haberi mağduriyet algısı yaratılsın diye bile bile yayınladı” komplo teorisine katılmıyorum ama bu haber çıktıktan sonra yaratılanın suni bir gündem olduğu kanaatindeyim. Yorum sizin.