Kardeş Türküler, yeni albümlerini anlattı: Kendimize yeni yollar açmak zorundayız
24.09.2017 10:47 BİRGÜN PAZAR
Kardeş Türküler 25 yaşında. Grubun yeni albümü Yol’u, Selda Öztürk ve Fehmiye Çelik ile konuştuk

BURAK ABATAY @abatayburak

Fotoğraflar: Güney Birtek

Kardeş Türküler, son olarak 2011’de yayımladıkları Çocuk (H)aklı albümünden 6 yıl sonra “Yol” albümüyle dinleyicisiyle buluştu. Bir arada yaşamı savunan ve kolektif bilinçle hareket eden, üreten ve çok renkliliğe katkı sunan Kardeş Türküler, ‘Yol’da da kendi başarılarına başarı katıyor. Albümlerine ilk kez Pontusça ve Boşnakça şarkıları da dâhil eden Kardeş Türküler’den Selda Öztürk ve Fehmiye Çelik ile buluştuk ve gruba ve Yol’da yer alan şarkılara dair konuştuk. Albümle beraber grup yine bir şölene davet edip, “Buyrun gelin bizim soframıza” diyor.

■ 6 yıl sonra gelen bir albüm. Nasıl başladınız albüme?
Selda Öztürk:
Albümün ismi “Yol”. Kardeş Türküler’in kendisi bir yolculuk hikâyesi aslında. Önümüzdeki yıl, yani 2018, yolculuğumuzun 25. yılı olacak. Bunca senedir şarkılarımızı hikâyeleriyle beraber anlatarak bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yolculukta dinleyicilerimizi, izleyenlerimizi de bir yolculuğa davet ediyoruz. En son 2011’de “Çocuk (H)Aklı” albümünü yapmıştık. O zamandan bu yana repertuarımızı yeni şarkılar ekleyerek zenginleştirmeye çalıştık. Kardeş Türküler’in, konserlerde sahne üstünde gördüğünüz bir icra kadrosu var ve bir de daha geniş bir kadrosu. Bu kadroda, zaman zaman yollarımız kesişen, zaman zaman beraber çalıştığımız arkadaşlarımız var, bu kadroda BGST’li (Boğaziçi Gösteri ve Sanat Topluluğu) arkadaşlarımız var... Çok insanın desteği ve emeği var bu albümde, yani kolektif bir emekle üretilmiş bir albüm diyebiliriz. Her birine buradan tekrar teşekkür etmiş olalım.

Fehmiye Çelik: Bu albüm, yine diller arası, kültürler, inançlar, fikirler arası bir yolculuk. Yollar birbirine açılıyor ve yeni buluşmalar yaşanıyor. Buluşmak, tanış olmak çok önemli. İkili ilişkilerimizde de öyledir, bizi önce benzerlikler birbirimize yaklaştırır, ama süreç içinde farklılıklarımızı da keşfederiz. Farklılıklarla birlikte yol almaktır aslolan, zenginleştirici bir yönü vardır. Herkesin ya da her şeyin birbirine benzediği tek tip bir dünya düşünsenize, ne kadar yoksuldur aslında.

kardes-turkuler-yeni-albumlerini-anlatti-kendimize-yeni-yollar-acmak-zorundayiz-355887-1.
(Fehmiye Çelik)

■ Bu, ağır bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor mu?
S.Ö.: Getiriyor bana göre, çünkü Kardeş Türküler’in bir misyonu, bir mesajı var. Müziğinin içinde var bu, icrasında var. Toplumsal gelişmelerle iç içe, temas halinde bir müzik. Dolayısıyla bunlar hep bir sorumluluk da getiriyor. Bu coğrafyada konuşulan 72 dili yansıtabilmemiz maalesef mümkün değil. Ancak ulaşabildiğimiz dilleri, müzikleri ve dansları sergileyebiliyoruz.

‘Adalet’ dediğinizde muhalif oluyorsunuz
■ Size defalarca sorulmuştur belki ama şarkı seçimlerini neye göre yapıyorsunuz?

F.Ç.:
Selda’nın da dediği gibi, toplumsal gelişmelerle, sosyo-politik iklimle de iç içeyiz. Gündemi hızla değişen bir konjonktürde yaşıyoruz maalesef ve değerler bir anda yükselişe ya da düşüşe geçebiliyor. O yükselen değerlere dair de şarkılar söylenebilir, ama biz özellikle düşüşe geçen, yok sayılan ya da tu kaka edilenlere biraz daha yaklaşıyoruz. Orda neler oluyor, bir bakma gereği duyuyoruz. Bu kimi zaman bir inanç ya da inançsızlık, kimi zaman bir dil, kimi zaman bir fikir olabilir. Bu hayatı beraberce yaşıyorsak, eşitçe paylaşabilmemiz önemli. Biz çoğulcu bir yaklaşımdan yanayız ve gündelik hayatın doğallığı da bunu gerektiriyor. Fakat öyle bir hale geldik ki, “çoğulculuk” dediğinizde, “eşitlik” dediğinizde ya da “adalet”i savunduğunuzda politik bir noktada kalıyorsunuz. Çünkü bugün bu değerler ayaklar altında. Siz ezilenin sesi olduğunuzda muhalif bir noktada duruyorsunuz.

S.Ö.: Mesela bu değerlerden başka örnekler de vermek gerekirse, kadın ağzı bir şarkıyı repertuarımıza özellikle koymak istiyoruz. Kadın meselesi bizim için önemli. Ya da çift dilli şarkılarda da öyle. Kültürel etkileşimleri önemsiyoruz.

■ Bu albümde de yine birçok ‘kadın ağzı’ şarkı duyabiliyoruz.
F.Ç.:
Kadın meselesi bu coğrafyada, hatta dünyada çok sorunlu bir mesele. Bu dönemde de iyice ayyuka çıkmış durumda. Kadının her türlü talebini, derdini, düşüncesini ya da cinselliğini özgürce dile getirebilmesi önemli. Bunun bir şiddet gerekçesi olmaması gerekiyor.

S.Ö.: Bütün halkların kadın ağzı şarkıları vardır. Çünkü kadınların kendilerine ait kültürleri var. Beraber oturup iş yaptıklarında bahsettikleri konular var. Orada hem üretiyorlar, hem dertleşiyorlar hem de müzik yapıyorlar. Belki en özgür olduğu anlar da, kadınların o bir arada oldukları anlar. O yüzden kendi aralarında konuştukları sözler daha cüretkârdır. Karma ortamlarda pek öyle olamıyor.

kardes-turkuler-yeni-albumlerini-anlatti-kendimize-yeni-yollar-acmak-zorundayiz-355888-1.
(Selda Öztürk​)

F.Ç.: Bir de bizde şarkılardaki kadınlık hallerine dair hikâyeleri ters yüz etme derdi de var Burak. Şarkılar bazen yeni bir şey önermeyebilir ama biz o hikâyeleri ters yüz edip kendi önerimizi yapmayı seviyoruz. Geçmiş albümlerde de öyle oldu. Gülsüm şarkısı mesela. Kadının, “örünmeyen emek” dediğimiz ev içindeki emeğine dair bir hikâyesi var Gülsüm’ün. “Gelin olup gittiğinde geride bıraktığın bu işleri kim yapacak Gülsüm?” diye yakınan bir türkü. Ama biz o türküde “Gelin olup gidiyorsun, ama gittiğin yerde artık bu işlere bir tek sen koşma, kocan da koşsun” diyoruz, itaat et demiyoruz. Yine son albümdeki Boşnakça Mito Bekrijo şarkısında da bir kadının ağzından okuyoruz. Burada aşkın kadının ağzından dile getirilişi ilginç, çünkü Boşnakça sevdalinka şarkılarında aşk genellikle erkeklerin ağzından yükseliyor. Ayıp ya da günah denerek kadına yasaklanmış. Fakat Mito’ya, “Gel beraber olalım” diyor kadın ve öyle fedakârca diyor ki, “Senin ihtiyar annene de ben bakacağım, sana da ben bakacağım” diyerek gönüllü kölelilik sunuyor. Biz bu şarkıya farklı bir son biçtik. Kadın gecenin sonunda kanatlarını taktı ve uçup gitti: “Gelmiyorsan gelme, hayatımı sana adayacak değilim” dedi, çekti gitti… Şarkıdaki hicranı, bir haykırış nidasıyla isyana dönüştürdük.

Cem Karaca’ya selam…
■ Bu albümde başka neler var?

S.Ö.:
Botan yöresinden Halale var, Kürtçe müzikteki dengbej geleneğindendir. Halay formunda. Hakkârili arkadaşlarımız LaWje grubundan Ali Tekbaş’la beraber çalıştık. Bir çoban hikâyesi anlatılıyor şarkıda. Sevgiliye özlem duyulurken, dağ lalesiyle yalnızlığını paylaşıyor. “Her şeye rağmen umut var!” şarkısıdır. Dinamiktir o yüzden. Beyaz Atlı şarkısı var. Cem Karaca’dan bildiğimiz bir şarkı. Bu şarkıyı konserlerde hak, hukuk ve adalet için yürüyen herkes için okuyoruz.

F.Ç.: Yıllar önce, Kardeş Türküler’in 15. yılı konserinde, bize ilham vermiş isimleri selamlayarak başlamıştık. Cem Karaca da o isimlerden birisidir. Beyaz Atlı’yı biraz da bizden önceki kuşağa ve geleneğe selâm göndermek amacıyla yer verdik de diyebiliriz.

Kayseri Yolunda, askere alınan erkeklerin ardından kadınların söylediği Çerkesçe bir şarkı. Yolculuk hikâyesi ama bu kez sonu biraz belirsiz. Trenin vagonları yeni çaresizliklere doğru da ilerliyor olabilir, yeni umutlu başlangıçlara da... Hanane, uzun süredir konserlerde seslendirdiğimiz Ermenice bir şarkı. Göç etmiş şarkılardan birisi.
kardes-turkuler-yeni-albumlerini-anlatti-kendimize-yeni-yollar-acmak-zorundayiz-355889-1.
S.Ö.: Eşrefoğlu Al Haberi, sözlerinin güncelliği itibariyle ilgimizi çekti. Hasan Dede, Alevilik inancını mütevazı bir dille dile getiriyor. Dede aslında hepimize öğüt veriyor. “Tekrar bu dünyaya gelirsek, belki çiçek böcek olarak geleceğiz. O yüzden bu dünyadayken her şeyin kıymetini bilmek gerek” diyerek, hakkın, adaletin, eşitliğin mücadelesini vermek konusunda da bir çağrıda bulunuyor. Bir İncecik Duman Tüter, bir zeybek. Bu şarkıda hiç vurmalı kullanmadık, oldukça farklı bir düzenlemeye sahip.

F.Ç.: Kartal Uçuyordu’nun sözleri Karadeniz Rumcası. Bize bu alanda çalışmalar yapan müzisyen arkadaşlarımızdan Onur Şentürk ve Apolas Lermi tarafından önerilen bir şarkıdır bu. Antik Yunan mitolojilerinden bir hikâye. Promete hikâyesi. Tanrılar katında ateş insanlara yasaklandığında, Promete bunun adil bir bölüşüm olmadığını söylüyor. İnsanlar da ateşten faydalanmalıdır, diyor ve ateşi çalıp insanlara armağan ediyor. Ve bunun üzerine cezalandırılıyor. Kafkaslar’da bir dağda, kayalara zincirleniyor. Her sabah bir kartal gelip ciğerinden bir parça koparıyor. Öyle bir işkence ki, her gece ciğeri tazeleniyor ama ertesi sabah kartal ciğerinden tekrar bir parça koparıyor. Aynı acıyı defalarca yaşasın diye ve bu da sırf adil bir bölüşüm için ateşi insanlara verdiği için oluyor. Bu nedenle insanlar arasında adaleti ve eşitliği temsil ediyor Promete. Kartallar uçarken, Karadenizliler aşağıdan bağırıyor, “Ne var sizin ağzınızda?” Kartallar da cevap veriyor, “Bir kahramanın parçaları bunlar.” Bu mitolojik destandan küçük bir bölümdür bu. Biz Hristos Bayraktaris’i kaynak aldık ve onun tavrıyla yorumladık.

S.Ö.: Hayırlı Sabahlar, 16. yüzyıldan bir tasavvuf şairi Melaye Ciziri’nin sözlerini yazdığı bir şarkıdır. Onun bir divanından alınan dört beyittir. Bestesini de Kobaneli udi bir müzisyen olan Reşid Sofi yapmış. Bu şarkıyı da yine Kobaneli bir arkadaşımız, Memo Seyda önerdi. Kendisi vokal de yaptı ve bize Kobane’nin son yaşananlardan dolayı devrimci duruşuyla, mücadelesiyle ya da ölümleriyle anılan bir yer olduğunu ama aslında kültürel olarak da zengin bir yer olduğundan söz etti. Bu şarkıya dair bir şey de hatırlatmak gerekir. Anadili Kürtçe olan arkadaşlar bu şarkı sözlerini okuduklarında “Kürtçe’de ‘ı’ diye bir harf yok diyebilirler. Bu güncel gramerde böyledir ama biz Melaye Ciziri’nin yazım ve söyleyiş şekline sadık kaldık. Bugünün Kurmancisinde yazsak biz ‘ı’ harflerini ‘i’ olarak yazardık. Gule bir aşk şarkısıdır. Bir Dersim halayıdır. Umutlandırır.

Bir arada olmayı savunuyoruz
■ Bir dizi ‘yol’ soruları sormak istiyorum. Türkiye’de sanatçıların yolunda ne var?

F.Ç.: Yollarda engeller var. Hem sanatın hem düşüncenin önünde engeller var. Keyifsiz günler yaşıyoruz. Festivaller, üniversite şenlikleri yapılamıyor. Konser vermek artık kolay değil. Zor bir dönemden geçiyoruz, sırf bu yüzden bile umutlu ve neşeli şarkılar söylemekten vazgeçmemek lazım. Seçilmiş milletvekilleri, gazetecileri akademisyenler içeride. Özgürlük diyenin, barış diyenin başına gelmedik kalmıyor. Olup bitenler nice insanın hayatlarına mal oldu. “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” diye bir söz vardır ya, bizde yollar hep engebeli, galiba kendimize yeni yollar açmak zorundayız.

■ Peki muktedirin yolunda neler var?
F.Ç.: Sanırım onlar için yolun sonu görünüyor. Yasakların, baskının bu denli artması bile çok korktuklarını gösteriyor ve korku başlamışsa, o işin sonu yakındır. Bizim korkacak bir şeyimiz yok, keyifle ve barış içinde bir arada yaşamak istiyoruz.

S.Ö.: Muktedir, tekilliği temsil ediyor. Bizse çoğulculuktan yanayız. Hayatı ve bir aradalığı savunuyoruz.