Karın deşen karındaşlar, aç karınlar…
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR

Ecnebinin “Karındeşen Jack”ı meşhurdur. Duymuşsunuzdur.

Bizde ise bunun muadili olarak “Kasımpaşa Canavarı”ndan söz edilebilir. Kesinlikle bir kinaye, gönderme filan yapmıyorum. Böyle bir seri katil de hakikaten yaşamış, 1976 yılında gazetelere manşet olmuş, meşhur olmuş, bilahare Kemal Sunal filmlerinde namından söz ettirmiştir.

Ve memleket de artık bir ucundan öbür ucuna mecaz anlamıyla da olsa karın deşen karındaşların istilasındadır. İstilanın tarzı mesela ve bilhassa Kürtlerden önce “kardaşım, karındaşım” diye söz edip ardından karınlarını deşmek için fırsat kollanmasıdır.

Hapisteki Kürt karındaşlarımız dün itibarıyla açlık grevlerine son verip karınlarını doyurmaya başladılar ya… Ama bu da bir mecaz… Kürtler hâlâ sadece ekmeğin soğanın değil hürriyetin açlığına da mahkûm.

Bakın işte en son aç grevleri bağlamında sanki ana dilde savunma hakkını “verecekmiş” gibi yaptılar. Hayır vermediler, fıtratları gereği, yani dinleri imanları her şeyden önce “parrraaa” olduğundan dolayı, bunu da satışa çıkardılar, “parası olan tercümanı tutabilir” dediler…

Ana dilde savunma mı? Paran varsa yaparsın kardaşım!

Özgürlük mü? Paran kadar özgürsün kardaşım… Paran yoksa, Kürt de olsan Türk de olsan, karındaş da olsan, karnının doyduğu kadarına şükredeceksin. Şükretmezsen günaha gireceksin. Şükredersen öbür dünyada Kevser şaraplarıyla, hurilerle, gılmanlarla mükâfatlandırılmayı seçeceksin...

***

Lakin karnımızın tok olduğu bir boyut var elbette.

Muktedirlerin attıkları ve atacakları her adımda ilk tepkimiz “Yemezler! Karnımız tok” olmuyor mu? Oluyor.

Öyle bir noktaya geldik ki farklı anayasal sistemleri inceleyip memlekete hangi rejimin münasip olduğunu tartışmaya bile pek ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü mesela “Başkanlık” denildiğinde malum muhteremin tipine bakanlar, “Bundan olsa olsa diktatör olur” deyince, aslında hiç de çuvallamış sayılmıyorlar.

Yahut 7 ağustos 2011 tarihinde RTE’nin “Suriye meselesi bizim iç meselemizdir. Gereğini yapmak durumundayız” demesinden kısa süre sonra ona verilen cevabın “Sen kendi işine bak birader, Kürtlerine bak, senin asıl işin taşeronluk” olduğunu fark etmiyor muyuz?

Çünkü başrolde olacağını umduğu, oyun kuruculuğa soyunduğu şu coğrafyada, ona düşen sadece yardımcı oyunculuk. ABD ve İsrail bir yanda, İran öbür yanda ve illa ki Rusya sotadayken…

Ne oldu? İsrail devleti yine azdı kudurdu. Hamas’a ve dolayısıyla Filistinlilere saldırdı. İsrail’in bu vesileyle asıl niyeti muhtemelen, Suriye’de rejimin devrilmesi ardından sahneyi (bir süre sonra kendi başına bela olabilecek) İslamcı muhaliflere bırakmamak…

ABD’nin Suriye’ye demokrasi getirmekle “görevlendirdiği” Suudiler, Katar, Ürdün filan zaten İsrail’e ses çıkaramıyor. Bir iddiaya göre, Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife el-Tani, Gazze Şeridi’ni son ziyareti sırasında Hamas liderlerine saat ve dolmakalemler hediye etmiş, İsrail de bunlardaki çipler sayesinde uydudan yer tespiti yaparak nokta atışıyla hedeflerini vurmuş…

Hamas ise, Suriye’den çıkarıldıktan sonra, Katar’ın ve Mısır’ın desteğine muhtaç hale gelmişti. Bu arada elbette Mısır’daki Müslüman Kardeş iktidarını da zorlu bir “sınav” bekliyor; ABD’nin dediğini yapıp İsrail karşısında sessiz mi kalacak yoksa Hamas’a destek mi verecek?

Yani kimin eli kimin cebinde belli değil. Tam bir kördüğüm. İttifaklar ile düşmanlıklar iç içe geçmiş bu coğrafyada.

Hal böyleyken bizim RTE yine esip gürlüyormuş. Yine manşet oluyormuş. Ama dedim ya, “karnımız tok!” Bizim için ne dediği değil hangi makamdan konuştuğu önemli. Bu bakam hâlâ Neo-Osmanlı müziğinin en afili makamlarından birisi “uşşak makamı” olmasın?

Ama bizim makamımız belli: Bugün hepimiz Filistinliyiz!

***

Ve bugün hepimiz (hâlâ) Kürt’üz.

Bugün Kürtlere uygulanan her zulüm karşısında, böyle deyince elbette ve sadece Türk milliyetçiliği, ulusalcılığı ile aramıza çizgi çekiyoruz, “Kürtçü” filan da olmuyoruz. Çünkü…

Bugün vatandaşlık da kardaşlık da, karındaşlık da, Türkler için Kürddaş olmakla ve Kürtler için de Türkdaş olmakla mümkün olduğu kadar…

Asıl olarak Kürt-Türk karnı aç olanların tok karınlılar karşısında karındaş olabilme bilinciyle mümkün!