Katillerin inadına Hrant yaşıyor!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Dün, Sevgili Hrant Dink’in aramızdan ayrılışının 8. yılında onu saygı ve sevgiyle bir kez daha andık... Dün binlerce insan yine İstanbul’da yürüdü. Agos gazetesinin önünde toplandı. Gelinen noktayı değerlendirdi.

Ogün Samast’ın tetiği çekerek katlettiği yiğit bir aydının kaldırımda yığılışını, altı delinmiş ayakkabılarıyla gerçekleri gözümüzün içine sokuşunu hatırladık. Azmettirenleri değil tetikçileri yakalatan düzene lanet okuduk...

Bir kez daha düşündüm... Hrant öldü mü, diye... Hayır Hrant ölmedi!.. Onu öldüremediler... O yaşıyor... Yaşadığı içindir ki, her yıl “derin devletin” üzerindeki örtü biraz daha yırtılıyor... Yurttaşlarını katledenler yavaş yavaş belirginleşiyor, faili belli cinayetlerin arkasındaki derin ilişkinin  sırrı giderek daha da görünür hale geliyor!.. 

Tabii o kadar kolay da olmuyor... Aradan 8 yıl geçti... Tüm aydınlar, demokrasi güçleri, Hrant’ın dostları, çalıştı çabaladı... Uzun ama bir o kadar da ince bir yol kat etti. Zorlandılar ancak “umutları” hiç tükenmedi…

Gelinen noktada bizi sevindiren bir gelişme oldu… Birlikte bu olayı kotaranların arası “17/25 Aralık” sonrası bozulunca hikâyenin şekli birden değişti... Belki bu kavga, faillerin bulunması adına Türkiye için yeni bir şans doğurabilir!..

Geriye doğru bakınca; Suikastın çözülmesini engelleyen en önemli nedenin olayda yer alan kamu görevlilerinin iktidar tarafından korunup kollanmasıydı!.. Hatta bazılarının terfi ettirilerek ödüllendirilmesiydi…

Birkaç örnek verelim; “Dönemin İstanbul  Valisi Muammer Güler İçişleri Bakanlığına, İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah Osmaniye Valiliği’ne atandı. Öldürüldüğünde İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde bulunan Ramazan Akyürek, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’na,  Dink’in ‘ölüm fermanını’ imzalayan Yargıtay üyesi Mehmet Nihat Ömeroğlu’nun da Türkiye’nin ilk ombudsmanlığına atanmış” olması gibi...

Dink’i katledenler, teker teker taltif edilerek izleri yok edilirken, birden  malum kavga başladı… Paralelcilerin arasındaki ortaklık bitti.

O günden beri Dink cinayetinde önemli gelişmeler yaşanıyor… Örneğin; HSYK 3. Dairesi, yaptığı inceleme sonucunda Hrant Dink’in ölümünde görevlerini ihmal ettikleri iddia edilen,  Ramazan Akyürek, Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan hakkında soruşturma izni verdi...

Ayrıca,  Celalettin Cerrah ve İstanbul Vali Yadımcısı Ergun Güngör’ün soruşturulmasına da karar verildi... Hemen peşinden, Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği; Ramazan Akyürek, Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Ergun Güngör, Reşat Altay ve “paralel yapı” operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Ali Fuat Yılmazer’in, “şüpheli” sıfatıyla ifadelerini aldı.

İlginçtir, İfade veren polis müdürlerinin hepsi birbirlerini suçladılar. Ve ilk kez iki kamu görevlisi, Trabzon İstihbaratında görevli Muhittin Zenit ve Emniyet Amiri Özkan Mumcu  “Ölüme sebebiyet verme’ suçlarından  tutuklandı. Ve son olarak  Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne terfi ettirilen Ercan Demir cinayetle ilişkisi nedeniyle tutuklandı.

Ülkenin içinde bulunduğu bu kara dönemde, içimizi biraz olsun ferahlatacak bazı gelişmeleri Hrant’ın sayesinde yaşıyoruz!.. Hrant’ı öldüremediler!.. Katillerinin inadına yaşamaya devam ediyor!.. Üstelik her yıl onları daha da  açığa çıkarıyor… Ve sonunda o, mutlaka gerçek katillerini bulacak!..

Sabahattin Önkibar’a birkaç söz;

Yine kendince bazı şeyler yazmışsın!.. TV’de de atıp tutmuşsun! Avukatlarım yolda... Aslında cevap vererek senin düzeyine inmek istemem. Düzeyin de yok ya!.. Sana arkadaşların ‘Çukur’ diyor!.. Ne demekse?..

Anlayışın kıt olduğu için heceleyerek yazıyorum. “Türkbank ka-se-ti-ni ba-na Ce-maat-çi-ler ver-me-di!.”

Hadi ispat et!.. Dediğin gibi seni “müfteri” ilan etmem. Sen zaten iftira atmakta profesyonelsin!.. Diyorsun ki “çamur at izi kalsın.” Sana niye çamur atayım? Sen zaten çamursun!..

Bak, benim Özallarla, Cemaatçilerle hiç işim olmadı. Olmaz da. Üstelik en fazla da onlarla kavga ettim. Ama senin Mesut Yılmaz’la ilişkilerin, milletvekilliği pazarlıkların üzerine çok hikâye dinledim. Ankara’nın en hızlı iş takip eden, tehdit ve taltifi de en iyi yapan gazetecilerinden biri olduğunu hep anlattılar... Rivayete göre komisyonculuğun ayyuka çıkmış.

Söyle bakalım 6 gazete ve 6 TV’den neden ayrıldın... Sahi, Gazeteci İsmet’le Bodrum maceranızı bir de senden dinlemek isterdim...