Kendall’ın ardından…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Adını ilk kez 1981 senesinde duymuştum. Evimden çok uzaklarda, futbolun doğup büyüdüğü coğrafyada üniversiteye başladığım zamanlardı. Şehrimin, o eski stadın özlemini bir nebze de olsa yeni coğrafyada maçlara giderek gidermeye çalışıyor, hafta sonları Ada futbolunun mabetlerini ziyaret ediyordum. Eh, insan futbol dilencisi olmaya görsün! O zamanlarda futbol sadece hafta sonları oynanır, tüm maçlar aynı saatte başlardı. Cumartesi denilince akla ilk futbol gelirdi. Henüz Premier Lig kurulmamış, Alex Ferguson Manchester United’ın başına geçmemişti. Sadece bu diyarları değil, Avrupa futbolunu da kasıp kavuruyordu Liverpool FC, asla yalnız yürümeyenlerin takımı…

1981 senesinde o futbol şehrinin mavili takımının başına geldiğinde, hedefinin takımı eski şaşaalı günlerine döndürmek olduğunu söylüyordu. Onun gelişinden önce, 1979-1980 sezonunda küme düşmekten kıl pay kurtulan Everton, bir sezon sonra 22 takımlı ligi 15. sırada bitirmişti. Haliyle 1969-1970 sezonundan o güne kadar şampiyonluk kupası göremeyen sevdalıları gidişattan hoşnutsuzdu. İlk teknik direktörlük görevini Blackburn Rovers’ta yaşamış, henüz ilk sezonunda takımı 2. Lig’e çıkarmış. O dönem zaman zaman takımla sahaya çıktığı, iyi bir orta saha oyuncusu olduğu anlatılır… 22 Mayıs 1946’da İngiltere’nin kuzeybatısındaki Ryton kasabasında dünyaya gelmiş. 1961 senesinde Preston North End’in gençlerine katılmış. 1963 senesinde aynı takımda profesyonel sözleşme imzalamış. 1981 senesine kadar formasını giydiği takımlar Everton, Birmingham City, Stoke City ve Blackburn Rovers… 1963-1964 sezonunda, Preston North End zamanlarında Federasyon Kupası finali oynamış, 1969-1970 sezonunda Everton ile şampiyonluk yaşamış.

Everton’daki ilk yıllarında sıkıntılı zamanlar yaşarken 1984 senesinin başlarında takımın dibe vurmasıyla kovulması gündeme gelmiş. Ancak o sezon Everton, Lig Kupası finaline kalınca (o maçı Liverpool’a karşı kaybettiler) ve Federasyon Kupası finalinde Watford’u yenerek kupayı kaldırınca işler değişmiş. O maçtan sonra Watford’un başkanlığını yapan Elton John’un kaybedilmiş kupanın ardından hıçkıra hıçkıra ağladığı rivayet edilir. Yeri gelmişken, onun futbola kazandırdığı, Everton’un efsaneleri arasında gösterilen orta sahanın savaşçısı Peter Reid, dinamo Trevor Steven, kaleci Neville Southall’u, şimdilerde televizyon kanallarında yorumculuk yapan golcü Andy Gray’i de hatırlayalım. 1984–1985 ve 1986–1987 sezonlarını şampiyon olarak bitirmiş, 1984-1985 sezonunda UEFA Kupasını kazanmış takımın yıldızlarıydı onlar. Aradan geçen onca zamandan sonra bile günümüzde Everton tribünlerinde onları anlatan tezahüratlar yankılanır. 1987 senesinde ayrılmış Everton’dan, o yıllarda İngiliz kulüplerinin Avrupa arenalarından men edilmiş olması etkili olmuş ayrılık kararında. 1987–1989 seneleri arasında Athletic Bilbao’yu, sonrasında Manchester City’i çalıştırmış. O dönem adının İngiltere Milli Takımıyla anıldığını ancak Federasyon’un tercihini Graham Taylor’dan yana kullandığını hatırlatalım. 1999 senesinde çalıştırdığı Ethnikos Piraeus son takımı olmuş, sonrasında uzaklaşmış futboldan… Ve geçtiğimiz Ekim ayının 17’sinde, takımı, sevdalısı Everton’un kendi evinde Manchester United’a farklı mağlup olduğu saatlerde 69 yaşında aramızdan ayrıldı Howard Kendall, ona yetişememiş futbol nesillerinin bilmediği, en fazlasından büyüklerinden dinleyecekleri futbol adamı. “İyi bir insan, bir futbol efsanesi daha aramızdan ayrıldı, çok üzgünüm” demiş Kenny Dalglish. ”Takıma ilham veren iyi bir liderdi. Futbol âlemi onun yokluğunu hissedecektir” diye eklemiş bir zamanlar onun takımında forma giymiş Paul Lake…Yakın geçmişte “The Guardian’da yayımlanmış ona dair gülümseten bir hikâyeyi de anlatmadan geçmeyelim. 1982-1983 sezonunda Sid Fishes adlı bir Everton taraftarı teknik direktöre mektup yazarak kötü gidişten memnun olmadığını, takımın kötü oynadığını, istenildiği takdirde takımla sahada yerini alabileceğini yazmış. Kısa bir süre sonra cevap gelmiş teknik direktörden. Taraftarı denenmek için antrenmana davet etmiş. Hangi taraftar takımla antrenmana çıkmayı kabul etmez ki! Haliyle alay konusu olmayı göze alarak antrenmana çıkmış bizimki. Korktuğu başına gelmiş, kendi adına çok başarılı geçmeyen antrenmandan sonra takımla birlikte öğle yemeği yemiş, bir sonraki maç için iki bilet teklifi almış. Sezonluk bilet sahibi olduğu için biletlere geri çeviren taraftarı, bir sonraki Arsenal deplasmanına götürmüş takımla Kendall ama hiç kendisine yazılan mektuptan hiç bahis açmamış. Deplasman dönüşü takım otobüsünde yanına oturduğu taraftara, “Futbolcularımın ve benim elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını gördüğün ve desteğin için sana teşekkür ederim,” demiş. “Alçakgönüllü olmanın değerini gösterdiği için kendisine teşekkür etmiştim,” diyor Everton taraftarı…

Sözü, The Guardian’da yazan David Squires’ın ona dair bir alıntısıyla bitirelim. Futbolun günümüzdeki gibi zengin eğlencesi değil işçi sınıfının oyunu olduğu yıllarda, Stoke City’nin teknik direktörlüğünü yaptığı zamanlarda… Bir deplasman maçından hemen önce kendisinden maç konuşması bekleyen topçularına soyunma odasının camını açarak, “Bugün beni değil, sizi izlemek için özveriyle bunca yol gelmiş taraftarlarınızı dinleyin, bugünün takım konuşması dışardan gelen tezahüratlardır, kulak verin” demiş futbol sevdalısı…
Huzur içinde yatsın…